Televizyon yapımlarının, sinemayı ezip geçtiği bir dönemdeyiz. Beyazperde de orijinal işler göremezken, televizyonda 90 dakikalık film kalitesinde enfes seriler baş gösterdi. Sherlock, Black Mirror, Narcos, Westworld örnekleri verebilirken Black Sails yeni bölümüne rastladım. Bu dizi şöyle; iki sene Sherlock’un gelişini gözledik, geri sayım yaptık ya? İşte Black Sails hiç beklemediğin anda gelir ve seni mutlu eder. Sıkıntıdan patladığın, hiçbir yapımın heyecan vermediği zaman sana gülümsetmeyi bilir. Uçağımı kaçırma pahasına yayımlandığı gibi izledim ancak incelemesini yapmakta mecburen geciktim. Ufaktan başlayalım.

Kara Büyücü sitesi yeni bir oluşum olduğundan mütevellit, çoğu diziyi güncel incelesek bile eski sezonlarını atlamak zorunda kalıyoruz. Bu konuda Black Sails beni çok üzüyor işte. En bomba sezonlarını geride bıraktığımızı düşünüyorum. İnceleyeceğim bölümde Gates, Mrs. Barlow, Mr. Scott ve Charles Vane olamayacak. Karakterlerin birbirinden efsanevi olması, ölümlerin dizinin seyrini etkilemesine yol açıyor. Gates öldüğünde Flint’i teyzeler gibi yargılamadık mı? Adı batasıca herif demedik mi? Mrs. Barlow’un ölüm sahnesi… Üçüncü Flint dönemini başlatan o kanlı gün. Ve son olarak; Charles fucking Vane. Sesini duyduğunuzda gerilmemeniz mümkün değil. Gözlerine uzun uzun bakıp da hayatta kalmanız da çok zor. Assassin’s Creed oyununda bile denk geldiğimiz, tarihin en ünlü korsanı Edward Teach nam-ı diğer Karasakal ile yelken açmış, Ranger’ın kaptanı; Charles Vane. Çoğu korsanın sonu gibi o da ele geçirilip, asıldı ve ibret-i alem olması için cesedi uzun süre meydanda sallandı. Bunun etkisini hala atlatamadık. Hatta intikam duygusuyla yeni sezonu bekledik. Vikings’te Ragnar’ın intikamı gibi burada da korsanlar Vane’in intikamı için toplandı. Hala geçmiyorum yeni bölüme, biraz daha sohbet edelim.

vane-black-sails-skinny
Charles fucking Vane

Sizce neden korsanları seviyoruz? Karayip Korsanları olsun One Piece olsun hep hayranlıkla izlemişizdir. İngilizlere duyduğumuz saf bir nefret karşısında korsanlara duyduğumuz sevgi. Neden? Düzene başkaldırmayı içten içe seviyor muyuz? Kurallara uymayı, sistemin dayattıklarını reddediyoruz sanki içten içe. Bu durum bana onu gösteriyor. Bu en uç nokta diyelim. Daha naif bir duygusu daha var: Özgürlük! Korsanlığın özünde özgürlük vardır. Buna tav oluyoruz değil mi? Ya da bir kral için bir şirketin amaçları için savaşmak yerine özgürlüğümüz için savaşmak istiyoruz. Bu konuyu bir düşünün. Jack Sparrow’u kaşı gözü için seviyor olabiliriz ama korsanlığa duyduğumuz hayranlık başka.

Robert Louis Stevenson’un klasikleşmiş roman Define Adası’nı temel alan dizi harika bir sezon finali yapmıştı. Governor Woodes Rogers’ın diziye girişiyle Nassau, İngilizlerin eline geçmiş, korsanların ana kalesi düşmüştü. Ve bu tüm korsanları bir araya getirmişti. Kaptan Flint üzerinden ilerleyen dizi, diğer karakterlerin yükselişine ev sahipliği yapacak bu sezon. Bunlardan ilki “Calico” Jack Rackham. Anne Bony ve Charles Vane’in uzun süre arka planında kalan deha, artık Kaptan koltuğunda. Göğüs göğüse mücadelenin yanı sıra, stratejileriyle ön plana çıkacak. Mürettabatını güçlü kılan iki önemli kişi var. Birini yakından tanıyor ve bayılıyoruz; Anne Bony. İkincisi ise Mary Read! Dizide görme şansı bulamadık ya da gördük ama resmileştiremedik. Bildiğiniz üzere Max karakteri Nassau’nun gizli lideri. Anne Bony ile ilişkişi, Max’i Mary Read olmaya aday kılıyor. En sağlam teorinin bu olmasına karşı, Abigail Ashe’in de Mary olma ihtimali internette konuşuluyor. Peter Ashe’in kızı olarak karşımıza çıkmıştı, korsanların içinde geçirdiği zaman ya da intikam duygusu onu denizlere sürükleyebilecek mi gerçekten, göreceğiz. Karakter yükleşinin ikincisi de bu sezonun isminden de yola çıkarak Long John Silver (Rise of Silver). O halde SPOILER kaynayan içeriğimize doğru yelken açma vakti! Şöyle;

giphy
Buyrun.

Genesis 25:23 –  And the LORD said to her, “Two nations are in your womb, and two peoples from within you shall be divided; the one shall be stronger than the other, the older shall serve the younger.” İncil’in standart İngiliz versiyonundan yapılan bu alıntıyla başlıyor dizimiz. Flint’in o boğuk sesiyle, denizin dibinde. 3 sezondur görsel şölen yaratıyorlar bize biliyorsunuz, kaliteli çekimlere Michael Bay güven aşılamıştı. Bu bölümde de gerek deniz savaşları, gerek karanlık sahneler görevini başarıyla yerine getiriyor. Ve yeni sezona, televizyonun kralı geldi, selam durun! edasıyla başladı.

Kaptan Flint’in insan ilişkileri hep olağandışı olmuştur. Eşcinsel olmasına rağmen Barlow’a bağlılığı, dostlarını amaçlarıyla arasına koymaması, yalnız yürümesi… Barlow’u kaybettikten sonra biraz daha duygusal Flint’le karşı karşıyayız. İngilizlerin ihanetinden sonra Charles Vane’le düşmanlığı bitti, aynı safta yer almaya karar verdi. Şimdi ise tek dostu, Nassau’da korku saçan ismiyle “Long John Silver”. Karakter ilerleyişi açısından dizinin kilit karakterlerinden birisidir John Silver. Korkaklığını gördük, hainliğini gördük, hırsını gördük. Şimdi ise sorumluluğu çok daha fazla. İlk bölümden ölmeyeceğini tahmin etsek de ortalardan kayboluşu, hemen kaos yarattı. Öncelerde ölse gömeni olmayacak karakter, şimdi Nassau’nun kaderini belirleyecek. Evet benim düşüncem bu yönde. Ne Billy ne de Flint, Nassau’yu Long John Silver’sız ele geçiremeyecek. Billy ile Flint’in tek bağı ise Silver’dı. İşte kaosun oluşma noktası bu. Gates’in ölümünden ve kendisinin ölümden dönüşünden dolayı Flint ile bağı tamamen biten Billy de artık güç sahibi kişilerden. Üç mü etti? Flint, Charles Vane, Blackbeard babaları oynarken, şimdi büyükler Billy, John Silver ve Rackham oldu.

black-sails-season-4-john-silver-captain-flint

Geçen sezon Flint’in karadaki zaferiyle sonuçlanan savaş, denizde yok oldu. Herkes de benim gibi “Vane olsa böyle olmazdı” dedi mi? Gölgelerden, mahzenlerden, yeraltından, derinlerden saldırırdı o. Tek başına bir orduydu. Entrika sevmez, korku nedir bilmezdi. Rest in Peace. Vane’de gittiğine göre tek babayiğit Blackbeard kaldı. Çünkü baktığımızda Eleanor Guthrie ve Max, “aşufte” kelimesinin hafif kaldığı karakterler. Flint desen televizyonun gördüğü en gözü kara karakter. Kendisini asla sevdirmiyor. Rackham ve Silver hep entrika çevirir. Büyük korsanlardan olan ama dizide fazla övgü alamayan Hornigold, idam gününü bekliyor. Billy’de delikanlılardan ama Flint’i karşısına aldığını düşünürsek fazla ömrü kalmadı diyebiliriz. Azrail’den önce insanları ziyaret eden biri varsa o da Flint’tir.
black-sails

Black Sails, kadınların gücüne yer veren bir dizi. Eleanor, Max, Anne, Barlow bunların kanıtı. Şimdi ise Madi var. Kölelerin liderinin kızı. Bir Rest in Peace’de Madi’nin babası Mr. Scott’a gitsin. Madi sert duruşu ve hatrı sayılır köle ordusuyla zaten söz sahibiydi. Şimdi yeni bir kozu daha var. L’urca de Lima, ilk bölümden itibaren dizinin temelinde yer aldı. Kimsenin sahip olmaya gücü yetemeyecek kadar büyük bir hazine. Askerlerin elinden aldın diyelim, taşıması zor, taşıyabildin diyelim bilgiyi saklaması zor, bilgiyi saklasan bile kimseye göstermeden ülkeye sokulabilecek ufak bir kargo değil, sakladın diyelim hayatın zaten pamuk ipliğine bağlı. İşte bütün bunlar atlatıldı ve hazine saklandı. Ama bilen üç kişi var. Flint, Madi ve Silver. Flint, Silver’a güveniyordu. Bu yüzden ikisinin bilmesi Flint için sorun değildi. Ancak Silver’ın yokluğunda Madi ile bu bilgiyi paylaşması, Flint’in aleyhine oldu. Ne takipçisi ne de gücü kalan Flint tek kozunu da Madi ile kaybetti. Benim teorim, Flint, Madi’yi öldürür. Bu ölüm, Silver ile arasını sonsuza kadar bozar. Ve hazine yine savaşın konusu olur. Bir diğer kuvvetli ihtimal de Flint’in Billy’i öldürmesi. Ki bunu daha önce başardı da!

Max_in_bed

Rackham ve Anne gelecek bölümlerin en güzel yanı olacaktır. “Karasakal” Edward Teach’in ise alınmayı bekleyen bir intikamı var. Antipatik İngilizlerin’de Wooden Rogers gibi kendisini sevdiren bir valisi mevcut. Pazar günlerimizin artık yeni bir anlamı var. Black Sails’i bekliyor olacağız. Blackbeard’ı seviyorsunuz biliyorum. Ancak öleceğini düşünüyorum yakında. İbretlik bir ölüm olacak hemde. Blackbeard’ın yokluğunda diziye girmesini istediğiniz karakterleri bizimle paylaşmanızı istiyorum. Benim beklediğim isim “Bartholomew Roberts” elbette. Yaşadığı tarih olarak uygun ve “Kurşun Geçirmez” lakabıyla denizlere korku salmasıyla meşhur. Haftaya görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın.

he462Fl29PF6TMy9JXOXuuULqA4

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER