Geek altkültürüne ait işlerin genelde Amerika’dan ve Avrupa’dan çıktığı bir gerçek. Bilimkurgu, fantastik, polisiye gibi türlerin hem kitap hem film anlamında buralarda büyük bir sektöre dönüştüğü ve tüm dünyaya buralardan ihraç edildiği, herkes tarafından biliniyor. Bugün başladığım bu yazı dizisiyle sizlere her hafta Türkiye’de yaşayıp, içinde bulunduğu coğrafya’nın kültüründen beslenerek gayet de geek işlere imza atan yazarları, yönetmenleri, çizerleri tanıtmaya çalışacağım. Birkaç kişi olsun bu yazılardan etkilenir de tanıttığımız kişinin kitabını alır filmini izlerse geek kültürünün Türkiye’de de boy vermesine zerrece de olsa faydam olduğunu düşünüp mutlu olacağım.

İlk tanıtacağım kişi görece popüler bir adam: Murat Menteş. Sevgili Afili Filinta Menteş’in şimdiye kadar yazılmış üç romanı, bir şiir kitabı ve piyasada bulunmayan bir adet de eski deneme kitabı mevcut. Menteş’in romanları Türk edebiyatı içerisinde ayrıksı bir yere sahip. Türkiye’de polisiye edebiyat türünün macerasını anlatan “Korkmayınız Mr. Holmes” kitabının yazarı Erol Üyepazarcı yazarın ilk kitabını “absürt polisiye olarak adlandırıyor fakat Menteş’in kitaplarında Absürtten ve polisiyeden de ilerisi mevcut.

mentes2-770x430

Keskin bir mizah, yer yer en beklenmedik anlarda gelip vuran cümleler, beyin zorlayıcı olay örgüleri, Eski İslam bilginlerinden modern batı filozoflarına kadar tonla derinlikli kaynaktan damıtılıp sıradan okuyucuya çok rahatlıkla aktarılabilecek hale getirilmiş referanslar, Clint Estwood Westernlerinden yeşilçam süper kahraman filmlerine kadar uzanan bir yelpazede göndermeler Murat Menteş’in eserleriyle alakalı akla gelen ilk ögeler. Avrupa, özellikle Kuzey Avrupa, sinemasını yakından takip eden Menteş zihnindeki birikimi çok başarılı bir şekilde materyale çevirebiliyor.

Dilerseniz yazarı daha yakından tanımak için kitaplarına göz gezdirelim.

Not: Yazarın mevcut altkültür ile ilişkili üç romanı incelenmiş şiir ve deneme kitapları kapsam dışı bırakılmıştır. kitaplar incelenirken konuyu sezdirme maksatlı olanlar dışında spoiler vermemeye dikkat edilmiştir. 

Dublörün Dilemması: 

dublor

Hayatının büyük kısmını edebiyat ile iç içe geçirmiş biri olarak net bir şekilde söyleyebilirim ki Dublörün Dilemması Türk Edebiyatı’nın en stilistik ilk romanlarından biri. Gerçekten yazarın nasıl bir kafaya sahip olduğunu, neler yapmak istediğini, neler yapabileceğini bu kadar net anlatan bir ilk roman pek az bulunur. Roman yüz değiştirme teknolojisiyle bilim-kurgu sahalarına giriyor, bir taraftan yüz değiştirme hadisesi üzerinden kimlik ve kişilik gibi son derece teferruatlı konular üzerinde fikir beyan ederken bir taraftan oradan oraya sıçrayan bir kurguyla kafaları karıştırıyor. Nuh Tufan, İbrahim Kurban gibi son derece ilgi çekici karakterleri halde hale sokup bir taraftan bu ilginç karakterlerin ağzından bize modern düşünür Jean Baudrillard’ı tanıtıyor anlatıyor. Hani neredeyse filmi çekilse Stanley Kubrick yönetirdi diyesi geliyor insanın.

Roman ilk yarısında biraz kopuk gözüküyor insanın gözüne. Kitabın henüz ilk yüz sayfasını bitirmişken “Nasıl kitap tavsiye eder misin?” diye soran arkadaşıma “yaaa çok eğlenceli kitap ama konu çok savruk birbirinden kopuk skeçler gibi ilerliyor” demiş birkaç saat sonra romanı bitirdiğimde ise hayret ve haşyet ile nedamet getirmiş “vay anasını çok güzel bağlamış lan adam” nidalarıyla yeri göğü inletmiştim.

Korkma Ben Varım:

korkmabenvarim

Menteş’in ikinci ve şahsi kanaatime göre en güzel kitabı Korkma Ben Varım. Hem insanı oradan oraya savuran sayfaları çevirirken geçen milisaniyelik süreçlerde bile sabırsızlanmamızı sağlayan bir kurgu hem de bu kurguyu aktarırken sağdan soldan çıkan aşka, dine, felsefeye ve hatta siyasete dair ortaya konan muhteşem fikirler var kitabın içinde. İnsanların intikamlarını alarak hayatını kazanan Müntekim Gıcırbey ve onun umarsızca aşık olduğu Şebnem Şibumi üzerinden gidiyor kitap. Karizmatik mafya babaları, güzel kadınlar, telepatik yeteneği olan bir çocuk birbirlerine ince ince bağlarla ustalıklı bir şekilde örülmüş bir kurgunun içinde akıp gidiyor bir taraftan diğer sayfayı çevirmek için dayanılmaz bir istek duyarken bir taraftan “Adam ne güzel demiş yahu” diye cümlelere bakakalıyorsunuz.

Ruhi Mücerret:

1364635318356_671

Basit kurguya sahip okuyucuyu zihnen çok yormayan yapımların popülerlik yolunda diğerlerine nazaran birkaç adım önde olduğu tartışma götürmez bir gerçek. Ruhi Mücerret de Murat Menteş’in en basit ve en popüler romanı. Bilinçaltına reklam vermek gibi daha önceden Hollywood sinemasınca da işlenmiş bir tekniği alıp yüz yaşında, halen hayatta olan son istiklal savaşı gazisi Ruhi Mücerret Beyefendi’nin hayatıyla birleştirerek anlatan bu kitap karışık kurgular seven Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım’ın zekice yapısına hayran kalmış okuyucuya aynı hissi vermez elbet fakat keyifli bir okuma süreci sunacağı konusunda eminim. Önceki kitaplarında olduğu gibi felsefeden, tasavvuftan bahsetmeyi sürdüren Menteş bu kitapta açıkça Dücane Cündioğlu’dan etkilenerek yaratılmış Avni Vav karakteri üzerinden anlatıyor derdini ve ilginç bir şekilde Avni Vav geçtiğimiz hafta üzerlerine bir yazı yazdığı Türkiye’de Yazılmış Mayk Hammer Romanlarının yazarlarından biri Murat Menteş Evreninde.

BONUS- Kısa Film: Tek Ölüm Yetmez:

Menteş aynı zamanda ülkenin en tuhaf yönetmenlerinden biri olan Onur Ünlü ile de pek yakın arkadaş. İkili geçtiğimiz senelerde TRT’nin kısa filmler kuşağında ortak bir projeye girişerek senelerdir bunu bekleyen hayranlarını memnun ettiler. Aşağıda linkini vereceğim yirmi küsur dakikalık kısa film Tek Ölüm Yetmez, çoğu Murat Menteş hayranının dahi gözünden kaçan bir yapım. Şahsi kanaatimce Black Mirror izleyicilerinin hoşuna gidecek bir senaryoya sahip.

Yerli yapım geek işlerini tanıtacağımız serimizin ilk bölümünden böylece alnımızın akıyla çıktım diye umut ediyorum. Yorumlarınızı eleştirileriniz bırakmayı unutmayın. “Ya bak şu da vardı şunu da tanıtsanız” dediğiniz bir şey varsa yazmaktan hiç çekinmeyin. Tavsiyeleriniz bizleri ziyadesiyle memnun eder.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER