Çocukluğumdan beri güzel hikayeleri severim. Hayal gücünün gerçek dünyayı nasıl alt ettiğini görmek, insan zekasının kendi kendini yenebilen bir şey olduğunu anımsamak haz verir bana. Sırf bu yüzden Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okudum, sırf bu yüzden bir öykücü oldum. Yazıya neden bu kadar kişisel girdiğimi merak ediyorsunuzdur sanırım sevgili okuyucu.

Westworld birinci sezon final bölümünü henüz bitirdim. Emin olun daha bir dakika bile geçmedi. Çocukluğumdan beri içimde olan ve güzel bir öykü ile karşılaştığında varlığını hissettiren o heyecan uzun zamandır böylesine üst bir noktaya çıkmamıştı sanıyorum. Uzun zamandır böylesine başarılı bir hikaye ile karşılaşmamıştım. Dizi şu haliyle öylece bırakılıverse dahi televizyon tarihinin en muhteşem işlerinden biri olarak anılır fakat anlatabileceği, senelerce bizi mest ederek anlatabileceği daha çok hikayesi var. Bekliyoruz.

Yazının bundan sonrası spoiler içerecek sevgili okuyucu. Henüz bölümü izlemediysen en kısa zamanda izleyip öyle geri gelmeni tavsiye ediyorum. Her ne kadar Westworld ilk sezonunu bitirmiş olsa da biz şimdilik kendisine dair yazmayı, konuşmayı bırakmayacağız. En yakın zamanda genel bir sezon incelemesi de gelecek. Ona da  bekleriz.

mv5bmziyodg5zwmtyzy1my00nzi5lwfkn2qtntdlyti1zdyzyjayl2ltywdll2ltywdlxkeyxkfqcgdeqxvyntc3ntezmdu-_v1_

Dizinin fikir babası Jonathan Nolan ile Ford’u çok benzetiyorum birbirine. Her ikisi de muhteşem hikayeler yazıyor ve hikayelerini anlatmak için alışılmadık yollar seçiyor. Ford’un hikaye anlatmak için devasa bir tema parkı kurması gibi Jonathan Nolan da muhteşem hikayelerini televizyonda anlatıyor. Tarihin gördüğü en kaliteli TV işlerinden biri Westworld daha ilk sezonuyla bunu garantiledi. Bu muhteşem işin arkasındaki Jonathan Nolan’a saygı duruşunda bulunmayı ihmal etmeyelim.

Final bölümünde neredeyse A’dan Z’ye herkesi gördük. Tüm hikayeler bir şekilde bir yerlere bağlandı. Sezon bizi cevapsız sorularla bırakıp bitmedi çok şükür. Şu an tek merak ettiğim şey tüm hikayeleri böyle sonuca bağlamışken yeni sezonda ne yapacakları. İkinci sezon başka gizem noktaları koyup gerilimi onun üzerinden mi arttıracaklar yoksa dizinin anlatı dili değişecek mi bilmiyorum. İlk sezondan gayet mutlu ayrılmış bir izleyici olarak elimde sadece bugüne kadar hep muhteşem hikayeler anlatan Jonathan Nolan’a karşı duyduğum güven var.

Bölüm boyunca açığa çıkan şeylerden en az şok etkisi yaratanı Siyahlı Adam’ın William oluşu idi sanırım. Diziyi dikkatli izleyen herkes sezon ortasına gelmeden bunu tahmin etmişti zaten fakat diğer twistlerde olduğu gibi burada da hikaye anlatımı o kadar fevkaladeydi ki zannediyorum çoğumuz son ana kadar “abi acaba değil mi yaa? O kadar sağda solda William dedik ama Logan da olabilir bak.” tedirginliği ile izledik. William’ın dönüşümü gerçekten son bölüme dek muhteşem verilmişti. Son bölümde senaryo gereği dönüşüm biraz hızlı ve keskin olmak zorunda olmuş ama bölüm süresinin uzunluğuyla bunu çok güzel amorti etmişler.

mv5bzwe5mwvlztaty2u0zs00nza0ltk0mwmtmdrjmtjhowe2yjcxl2ltywdlxkeyxkfqcgdeqxvynjc5mjg0nju-_v1_sy1000_cr0015311000_al_

Geçen bölümün incelemesinde “Maeve bu kadar güç kazandıktan sonra haklı kalmaya devam edebilecek mi?” diye sormuştum ki edemediğini bu bölümde net bir şekilde gördük. Sezon sonunda açıkta kalan tek konu tahmin ediyorum Maeve’in öyküsü oldu. Sevgili isyankar robotumuz bir taraftan kendi türünü kaçış planında yem olarak kullanmasıyla dark side’a mı kayıyor acaba diye sordurdu bir taraftan da kızını bulmak için tüm kaçış planından vazgeçmesiyle ekran başındakilere “ana yüreği işte, ana yüreği dedirtti.” Maeve’in kaçış planının da bir öykü oluşu dizinin en şaşırtıcı noktalarından biriydi. Arkadaş ortamında şakayla karışık “Yaa bunlar hep Ford’un oyunları arkadaşlar. Aslında bunların bilinç zannettikleri şey de Ford tarafından yaratıldı Reis bilinçli olduklarını düşünmelerini istiyor” desem de böyle bir şeyin gerçekleşeceğine hiç ihtmal vermemiştim.

Maeve’in kaçışı esnasından tema parklarından bir diğerinin daha mutfağını görmüş bulunduk. Bilenler bilir dizinin kaynağını oluşturan fikir 70li yıllarda yapılmış bir sinema filminden çıkıyor. Dizi ile aynı ismi taşıyan bu filmde tek tema parkı vahşi batı temalı değil. Ben dizide başka tema parkları görmeyi ummuyordum açıkçası fakat belli ki önümüzdeki sezon en az bir tema parkıyla daha karşılaşacağız. Zamanında George R. R. Martin’in “Game of Thrones temalı oyun parkı yapmak isterlerse seve seve yardımcı olurum, dibim düştü diziye” minvalindeki açıklamalarını ve Game of Thrones bittiğinde Westwolrd’ün 3. sezonunda yani planlanan bşe sezonluk hikayenin en muhtemelen en heyecanlı yerlerinde olacağı gerçeğini hesaba katarsak HBO hazır Game of Thrones bitmişken kostümler setler falan boşta beklemesin diye Game of Thrones temalı Westworld parkı bile görebiliriz. TV yapımları tarihinin en epik görüntülerini deneyimler huzur içinde ölebiliriz tabii sonrasında.

mv5bztk0zdg4odctyjaymi00otu2lwjizdytzgnmmwzhmjc0mdewl2ltywdll2ltywdlxkeyxkfqcgdeqxvyntc3ntezmdu-_v1_

Gelelim bölümün esas mevzuusuna. Final bize twistlerden twist beğendirdi. Wyatt’ın Dolores olması ihtimali hep konuşuluyordu fakat Arnold’un ölümünün bu hikaye üzerinden kurgulanması harikaydı. William’a devamlı “O labirent senin için değil hacı ağa.” denmesinin sebebini öğrendik. Labirent yapay zekanın bilinç kazanması için kurulmuş bir sistem. Dolores’in “Bu dünya sizin için değil bu dünya henüz gelmemiş olan bir şey için” sözleri ileriki sezonlarda karşılaşacağımız bir yapay zeka-insan savaşının ipuçlarını veriyor ve tüm bunların arkasında hiç de ihtimal vermediğimiz bir şekilde Ford çıkıyor.

Dolores’in ilk bölümden beri duyduğu sesin kim olduğunu öğrenmesi, Biacameral bilinç oluşumunu böylece tamamlayışı ve bilincini eyleme dönüştürüşü muhteşem işlenmiş. Biacameral bilinç ile orijinali halen Sistine Şapeli’nin üzerinde duran Michelangelo eserini müthiş bir şekilde bağdaştırmış. Yakın zamanda dizinin göndermeleri üzerine ayrıca bir yazı yazmak planlarımız arasında.

Dizinin başından beri robotların bilinç kazanmasına engel olmaya çalışıyor gibi duran Ford meğer tüm gücüyle onlar için çabalıyormuş. Yeni hikayesi olarak bahsettiği kaos ortamı muhtemelen ikinci sezon boyunca devam edecek. Sezon boyu yapay zekadan kaçmaya çalışan insanlar seyredeceğiz gibi duruyor. Bu durumdan en memnun olacak kişi de elbette William. Göründüğü son sahnedeki mimikleriyle en sonunda oyundan zevk almaya başladığını hissettirebildi.

kgjbmm

Anthony Hopkins’in diziden çıkacağını zannetmiyorum. Evet dizi o olmadan da ayakta duracak kadar güzel fakat itiraf edelim ilk sezon dolu dolu Hopkins izledikten sonra böyle bir güzellikten mahrum kalmak istemeyiz. Bu da diziye bir miktar reyting kaybettirir ki dizinin bundan kaçınmak için kullanabileceği onlarca yöntem var. Misal Theresa’nın öldüğü yerde gördüğümüz durmadan çalışan merdien altı yapay zeka üretme makinasının tam olarak kimi ürettiğini halen bilmiyoruz. He şeyi otuz hamle öncesinden planlayan Ford kendi görüntüsüne sahip bir robot yapıp onun öldürülmesini sağlamış olabilir. Neticede kendi ölümü öykünün en heyecan verici anını oluşturuyor, bir anlatıcı olarak bu etkiyi yaratmak istemesi normal fakat sırf bu yüzden kendini pisi pisine öldürmez diye düşünüyorum.

Dizinin 2018(yuh) yılında ikinci sezonuyla bizlerle birlikte olacağı söyleniyor. O zamana kadar diziye ilişkin haberleri paylaşmaya devam edeceğiz. İkinci sezon başlar başlamaz “apaçık güzel olan bir şeye kötü diyelim de farkımız belli olsun kardeşim.” motivasyonuyla hareket eden kitle “Yok abi ilk sezon kadar iyi değil. O ilk sezonun güzelliğini yakalamaları zor zaten. Bok gibi olmuş ikinci sezon” deyip at kuyruklarını savurur, göbeklerini okşarken ağızlarına vurmak üzere burada olacağız.

1 YORUM

CEVAP VER