Bizi yükseklerden uçurumlara atan, beyin kıvrımlarımızı son sürat çalıştırıp, zaman kargaşalarına sürükleyen, Lost’u izlediğimizden beri derinlerimizde bir yerlerde saklı duran çılgınca teori üretme isteğini tekrar açığa çıkartan Westworld ilk sezonunun 7. bölümüyle siyah ekranlara birtakım parça tesirli bombalar bıraktı. Temposunun düşüklüğü dolayısıyla bölümler boyu eleştirilen dizi sezonun son dönemecine gelmişken virajı çok şık hareketlerle aldı.

Yazımızın bundan sonrası spoiler içermekte olup, spoilerla karşılaştığınızda “Bu ne? Bu bana pek anlamlı gelmedi.” tarzı yapay zeka tepkileri verip üzülmemeniz adına uyarmayı bir borç biliyoruz. 

Bölüm genel olarak iki aşamalı, iki dekorlu, iki hikayeli şekilde yürüdü. Bir tarafta Ford’a kurulan şirket içi komplo, bir tarafta tüm izleyicilerin aklında “temiz yüzlü çocuk” şeklinde yer eden William’ın Dolores ile seyahati vardı.

William ve Dolores bir taraftan romantik seyircinin haftalardır süren beklentisini karşılayıp sevişti bir taraftan aksiyon isteyen seyircinin “temposu düşük!” “Çok düşük tempolu bu dizi!” “adamlar felsefe konuşurken ben uyukluyorum” nidalarına cevap verircesine atlı arabalı bir kovalamaca sahnesiyle kanları kaynattı.

William’ın Siyahlı Adam olabileceğine dair teori her geçen gün biraz daha doğrulanıyor adeta. Bu bölüm iyi niyetli temiz kalpli arkadaşımızın oyuna her geçen gün nasıl biraz daha bağlandığını gördük. Esasında bir kitap kurdu olan William’ın nasıl bir insan olduğunu Westworld’de keşfetmeye başladığını öğrendik. İçinde bulunduğu realitede mahsur kalan, kendisini kurtaramayan William’ın bu alternatif gerçeklikte bir hikaye bulması ve hikayenin anlamını merak etmesi Siyahlı Adam’ın hikayesiyle büyük oranda örtüşüyor.

Bir dipnot olarak şunu da vermek gerek: dizide göründüğü ilk bölümden itibaren ahlak timsali, masum robotların koruyucusu, ciddiyetiyle akıllara durgunluk veren William karakterinin biraz empati kurulabilir düzeye indirilmesi gayet güzel olmuş. 7. bölümde karşımızda iyi kötü espri yapabilen, sıkıntıdan çete lideriyle poker oynayabilen bir William vardı dış dünyaya karşı oluşturduğu kişiliği git gide çatlayan kırılan William’ın alacağı yeni hal izleyici tarafından muhtemelen sempati ile karşılanacaktır zira dizinin en büyük eksiklerinden biri duygusal anlamda bağlanacak, empati kurulabilecek bir karakter.

Ford karakterinin her geçen bölüm “iyi adamların akıl hocası” karakterinden biraz daha sıyrılıp gri alana geçtiğini gördüğümüzden şöyle bir teori zannediyorum kimseye çok da mantıksız gelmez: William karateri içerisinde bulunduğu yolculuk esnasında bir şekilde Arnold’la tanışacak yahut Arnold’un fikri mirasını, bir nevi davasını devralacak ve bu yolda, robotları bilinç sahibi kılma yolunda, mücadeleleri esnasında Siyahlı Adam’a evrilecek.

image

Dizinin anlatı dünyasını genişletecek, belki dizinin anlatısını tüm yeryüzüne yayacak bir diğer mevzu ise şu meşhur hissedarlar. Loş ışıklandırılmış bir odada toplanıp viski içerek birtakım komplolar kurduğuna inandığımız bu kişilerin Westworld’ün esas fikrini bağlamından koparıp başka bir şeye dönüştüreceği aşikar. İlk bölümden itibaren hissedarların, yahut Kurul’un kovboyculuk oynamak isteyen zenginlerden daha büyük bir şeyin peşinde olduğu defalarca tekrarlandı. Peki daha büyük şeyden kasıt ne? Kurul yapay zekayı ne şekilde kullanmak istiyor?

Bu soruya verebilecek çok temel birkaç yanıtımız var elbette. Kurul yapay zekaya sahip süper askerler yaratmanın peşinde olabilir, Person of İnterest’teki Samaritan’a benzer bir sistem kurup ülkenin yönetimini devcileyin bir yapaya zekaya bırakmayı planlıyor olabilir, ev sahiplerinin hemen hemen gerçek bir insan gibi oluşturulduğu gerçeğini göz önünde tutarsak, yapay doku, inorganik bilinç gibi teknolojilerle insan evrimini manipüle etmeye çalışıyor bile olabilirler. Şu ana kadar Kurul ile ilgili bildiğimiz en temel şey hedeflerine ulaşmak için ev sahiplerinin yahut misafirlerin canını yakmaktan çekinmeyecekleri. Bu sezon finalinde büyük bir sorun olarak karşımıza çıkabilir.

Hikayenin sessiz kahramanlarından Clementine’in düştüğü durumlar hepimizi üzdü muhtemelen. Kendisini tekrar göreceğimizi tahmin ediyorum. Düşkünlerin Ablası Maeve işin peşini bırakmayacaktır.

image-1

Oyuna hileyle girip zekasını yükselten Maeve ablamız dışarı çıkmayı kafasına koymuş. İstediğini alacak gibi duruyor. Senaristler bir taraftan Maeve’in dışarı çıkma planıyla bir taraftan kurul ile ilgili ortaya çıkan şeylerle ikinci sezon parkın dışına taşılacağının sinyallerini veriyorlar. Yazının ortalarında da belirttiğim gibi tüm dünyayı kapsayan bir yapay zeka hikayesi izleyebiliriz ve açık konuşmak gerekirse Person of İnterest’te sözü kesilen Jonathan Nolan’dan böyle bir hikaye izlemek insanı zevkten dört köşe edecektir.

Son olarak, dizi bölüm boyunca yükselttiği gerilimi çok güzel bir şekilde zirveye çıkardı. İlk bölümden beridir doğruluğunu iddia ettiğim, hatta 2. bölüm incelemesinde de değindiğim teori doğru çıktı. Jonathan Nolan bütün parçaları çok güzel yerleştirip, idmanlı izleyici için güzel ipuçları bırakarak hikayeyi örmüş. Ben Bernard’ın robot çıkmasına zerre şaşırmasam da twistin hikaye içerisinde bulunduğu konumdan dolayı Nolan’ın zekasına bir kez daha hayran kaldım. Bernard’ın Ford’un emriyle Theresa’yı öldürmesi Yahudi mitolojisindeki Golem hikayelerini anımsattı bana. Belki ilerde başka göndermelerle de karşılaşırız.

İncelememizi sonlandırırken şunları söyleyebiliriz. Dizi ilk beş bölüm boyunca hazırladığı hikayeleri, attığı düğümleri kalan bölümler boyunca çok güzel sonuca bağlayacak gibi duruyor. Dizinin ikinci sezon onayı almaması neredeyse imkansız. Tüm insanlık olarak yeni bölümleri merakla bekliyor bir sonraki incelememizde görüşmeyi ümit ediyorum.

Yorumlarınızı, eleştirilerinizi, görüşlerinizi belirmekten kaçınmayın. Varsa bir dal teorinizi alırız.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER