Henüz başlamadan kitleleri galeyana getiren ilk bölümüyle de yarattığı beklentiyi sonuna kadar karşılayan şimdiden kült olmaya yakın yapım Westworld’ün ikinci bölümü geldi ve biz de nihayet incelemenin başına oturabildik. Spoiler vermeden evvel diziyi henüz izlemeyenler için şunları söyleyebiliriz: dizi ilk bölümde yarattığı beklentiyi karşılıyor senaryonun dizi daha çekime başlanmadan tamamlanmış olmasının etkileri gayet açık açık hissediliyor, gizemlerin çözümü ve yeni gizemler gayet dozajında veriliyor. Ne J. J. Abrahams’ı meşhur eden yapım Lost’un yaptığı gibi son sezona kadar (hatta son sezonda dahi) hiçbir şey açıklamayan bir yapım izleyip çığrımızdan çıkacağız ne de senaristler tüm gizemi erkenden açık edip sonra senaryoyu olmadık hamlelerle genişletecekler. Elimizde aslanlar gibi tamamı yazılmış beş sezonluk bir hikaye var.

Yazının bundan sonrası Spoiler içereceği için konuda hassas olan kimselerin sessizce buradan ayrılması için son uyarımızı yaparak incelemenin esasına girişelim.

 

Dolores’e yöneltilen “hatırla” cümlesi bu bölümün temel hikaye arklarından birini oluşturuyor. Güncellemeden kaynaklı olan eski kimlikleri anımsama sıkıntısı devam ediyor gibi. Geçen bölümde Dolores’in parkın en eski ev sahibi olduğunun söylenmesini de hesaba katarsak ortada bulaşıcı bir problem varsa bunun kaynağının Dolores olması pek de şaşırtıcı olmaz. Bunun yanında Dolores’in Bernard ile görüşmesi de hikayeye eklenen yeni gizemlerden biri. Bernard bir deney mi yapıyor? Yaratıklarının gösterdiği yeni özelliklerden etkilenmiş ve devamında ne olacağını merak ederek sadece gözlem mi yapıyor şimdilik bilemiyoruz. Dolores’in bölüm sonunda bulduğu tabanca da kafalarda soru işareti yaratacak cinsten. Ed Harris’in sahnelerinde de gördüğümüz üzere parktaki tabancalar gerçek insanlar üzerinde etkili olmuyor. Silahların bu etkisizliğini açıklamak gayet kolay, sözgelimi içlerinde insan bedeninin sıcaklığını algılayan çipler olduğunu söylemek bile yeterli bir açıklama. Bu öncülleri göz önünde tutarak Dolores’in bulduğu silahın insanlara zarar verebilecek bir silah olduğunu düşünmek de gayet makul. Tabii ki esas soru o silahı oraya kimin koyduğu. Onu da zaman içinde öğreneceğiz umarım.

Robot fahişe rolüyle ergenlerin hayallerini süsleyen Maeve karakterinin de sadece ortalarda dolanıp birileriyle flörtleşmekten ibaret kalmayacağını görerek sevindik bu bölümde. Sevgili robotumuzun bünyesinde beliren aksaklıklar sıkıntının sadece birkaç robotla sınırlı kalmadığını gitgide yayıldığını bir kez daha ispatladı. Kendisinde çıkan sorunun Dolores’in “Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulur.” Cümlesinden sonra ortaya çıkışı ise bir kez daha“Lan bu Dolores virüs falan mı taşıyor acaba millete” dedirtti. Ameliyat esnasında uyku moduna sokulmasına rağmen uyumayışı da dizinin çok güzelce hazırladığı gizemlerden biri daha olarak raflarımızda yerini aldı.

002

Amerikan dizilerinin olmazsa olmazı tuhaf ilişkiler yaşayan insanlar rolü de Bernard ile Theresa’ya düşmüş. Şu an için yalnızca hikaye içerisinde birbirini sevip sevmediği tam anlaşılmayan ama fırsat buldukça sevişen insanlar olsun diye yazılmışa benzeyen bu ilişki ilerde nelere yol açar bilemiyoruz fakat ilk bölümde Ford’un Bernard’a “sen bir sürü hatadan oluştun.” Minvalinde bir laf etmesi ile Theresa’nın bu bölümde “Sen de şimdi mi pratik yapıyorsun?” sorusunu birlikte değerlendirdiğim zaman taa Lost zamanlarından kalma dizi teoricisi yanım açığa çıkıyor: “Ya Bernard da robotsa tüm bu cümleler güzel uygulanmış bir foreshadowing ise” diye soruyorum ister istemez. Teori doğru çıkarsa ben demiştim derim.

Bu bölümün ümit vadeden gelişmelerinden biri, şerefsiz arkadaşı tarafından Westworld’e getirilen William karakteri oldu. Daha önce Abrahams ve Nolan ortaklığından doğan Person of İnterest’te birkaç bölüm yazılım dâhisini oynayan Jimmi Simpson tarafından canlandırılan bu karakterin parka girmeden önceki sahneleri hem dizinin bilimkurgu yanını daha da yükseltti hem parkın işleyişine dair yeni bilgiler edindik hem de robotların sadece parkın içinde olmayabileceği gibi bir ihtimalle karşılaştık. William’a eşlik eden hanım kızımızın bir robot mu insan mı olduğu muallakta bırakılsa da kendisine “ev sahibi” olarak hitap etmesi robot olması ihtimalini daha yüksek kılıyor sanki. Kendisini Westworld’e getiren Hector’un tüm itlik puştluğuna rağmen efendiliğinden zerrece taviz vermeyen William karakteri de bir taraftan izleyicinin öğrenmek istediği soruları sormasıyla, bir taraftan kişiliği ve ufak ufak sezdirilen hikayesiyle şimdiden önemli bir karakter olacak gibi duruyor. Şu an için Dolores’e aşık olacak gibi görünmesiyle de Twilightvari (biraz hakaret gibi oldu ama) türler arası bir aşk motifini de diziye kazandıracak gibi.

3

Dizinin en büyük gizemlerinden biri olan Ed Harris’in çılgınlar gibi oynadığı Siyahlı Adam karakterinin de ne yapmaya çalıştığını az biraz anlıyoruz bu bölümde.  Oyunu Tanrı modunda oynamanın verdiği özgüvenle yine katliamlardan katliamlara yelken açan, kadındır çocuktur mahallemizin esnafıdır demeden önüne geleni vuran gizemli karkaterimiz anlaşıldığı kadarıyla oyunun gizli bir bölümüne erişmenin peşinde. Üstelik karaketin şirket tarafından da tanındığı bilindiği  toplu katliam yaratınca görevliler tarafından “bırakın onu o yapar öyle şeyler” denerek köyün delisi muamelesine maruz bırakıldığını da öğreniyoruz. Burada yine sözü içimdeki teori meraklısına bırakarak dizinin temel geriliminin Anthony Hopkins usta ile bu karakter arasında filizleneceği teorisini ortaya atmak istiyorum. Zira gerek Abrahams’ın Lost’ta yarattığı Jacob ve Siyahlı Adam zıtlığı (bakınız yine siyahlı adam) gerek Nolan biraderlerin Dark Knight’ta ortaya koyduğu Joker ve Batman düşmanlığı dizinin beynini oluşturan adamların böyle şeyleri sevdiğini açık açık gösteriyor.

4

Anthony Hopkins’in canlandırdığı Ford karakteri ise dizinin en karizmatik karakteri unvanını elbette ki kimselere bırakmıyor. Uyuzlukta, şerefsizlikte Joffrey itini aratmayan Sizemore karakterine verdiği ayarla hem alkışları topluyor, hem iyi bir hikaye nasıl yazılır dersini ayaküstü veriyor hem de “marifet insanlara görmek istediklerini vermek değil yeğenim. Marifet adam gibi özgün bir eser meydana getirebilmek” mealindeki konuşmasıyla “halk bunu istiyor” motivasyonuyla saçma sapan yapımları her Allah’ın günü önümüze koyan yapımcılara ayar çekiyor. Bilen bilir yine bir Nolan biraderler harikası olan Prestige’de de buna benzer bir tirat Micheal Caine’nin ağzından izleyiciye sunulur: “İyi bir gösteri üç bölümden oluşur.” Diye başlayan tirat bir taraftan iyi bir illüzyon gösterisini bir taraftan iyi bir kurgunun nasıl yaratılacağını tasvir ederken öte yandan da filmin kurgusuna dair ince ince nüanslar içerir. Buradan yola çıkarak Ford’un bu konuşmanın hem Ford’un yazdığı çok iddialı yeni hikayeyi, hem de dizinin geleceğini içereceğini düşünmek çok da uç bir tahmin olmaz.

Ford’un gizli bir geçit ile çıkıp dolaştığı yerlerin çıngıraklı bir yılan içermesiyle yazdığı yeni hikayenin labirent ile bağlantılı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz sanırım. Ford’un yanındaki başlarda insan sandığımız robot oğlanın ise ne olduğu şu an için meçhul fakat en akla yakın tahmin Ford’un kendi çocukluğunu da bir robot haline getirip kendisine yarenlik etsin diye oralara koyduğu olur sanırım. Yani zamanında torun torbaya karışmayan Ford karakteri eldeki imkanlardan yararlanarak kendisine misler gibi bir torun yapmış diyebiliriz.

Westworld bu senaryo, çekim ve oyunculuk kalitesiyle ilerlerse dizi tarihinin gelmiş geçmiş en muhteşem işlerinden biri olacak diyebiliriz gönül rahatlığıyla. Bir sonraki bölümü merakla bekliyor. Bize kalın, teoriden, incelemeden mahrum kalmayın diyoruz.

2 YORUMLAR

  1. Ya peki ben şurayı anlamadım: şimdi efendim bu robotlar kendilerini insan mı sanıyor yoksa olmadıklarının farkındalar mı? Eğer kendilerini insan sanıyor ve robot olduklarını biliyorlarsa o zaman niye “aralarına yeni katılanlara sen yenisin derin sertleşmemiş” diyorlar? Henüz daha ilk iki bölümü izledim tabi ilerleyen bölümlerde bu sorumun cevabı varsa bilemem ama yoksa bunun açıklaması nedir allah aşkına beni aydınlatın ben mi bi yeri kaçırdım ya da anlamadım?

    • Efendim robotlar kendilerini insan zannediyor müşteri olan gerçek insanları ise kasabaya gelen birtakım misafirler olarak görüyorlar. O yüzden bardaki ablamızın “Sen yenisin galiba.” diyerek elini herkesin yanağına atıp mıncırması

CEVAP VER