Bilenler bilir, sinema sektörünün bu derece gelişmediği yıllarda insanlar adrenalin, entrika, gizem ihtiyacını kitaplarla sağlardı. Bu ihtiyaçları karşılamaya en müsait kitaplar da şüphesiz casus ve polisiye romanlarıydı. Zamanında “cinai romanlar” olarak anılan bu tür, popüler edebiyatın temel taşlarından biri haline gelmiş, yazarlar hem derdini anlatmak ve okuyucuyu kendine bağlamak için hem de zaman zaman para kazanmak için bu türleri kullanır olmuşlar. Fakat ülkemiz aydınlarının kibirli tutumları yüzünden polisiye edebiyat alanında kalem oynatmak hep aşağılık bir işmiş, sanki Arthur Conan Doyle edebiyatçının hası değilmiş gibi muamele gördüklerinden yazarlarımız bu türdeki kitaplarını takma isimler altında yazmak durumunda kalmışlar. Peyami Safa’nın, Server Bedii imzasıyla yazdığı Selma ve Gölgesi romanı bu bakımdan parmakla gösterilebilecek kadar muntazam bir iştir. Tüm polisiye severlerin okuması gereken bir kitaptır.

Cinai romanların tarihçesiyle ilgilenenler bileceklerdir, bu tür romanlar genelde seri şeklinde yazılır ve tek karakterin başından geçen sayısız macerayı konu edinir ve bu burnu beladan çıkmayan karakterlerin her birinin de birtakım kendine has özellikleri vardır. Sözgelimi İan Fleming’in ölümsüz karakteri James Bond centilmendir, hiç bir aksiyon takım elbisesinin ütüsünü bozmaya yetmez, Sherlock Holmes ziyadesiyle zeki, muhteşem bir analizcidir yahut bu günlerde pek adı anılmaya polisiye ustası Simmenon’un karakteri Komser Maigret cinayet davalarını psikolojiden faydalanarak çözer. Kendisi dünya edebiyat tarihinin ilk kriminal psikoloğudur.

1

Bu yazıda konu edineceğimiz Mike Hammer Karakteri ise yukarıda verdiğim üç örnekteki gibi Avrupalı değil. Kendisi ziyadesiyle Amerikalı ve teknikleri de gayet Hollywood. Mickey Spillane tarafından yaratılan Özel Dedektif Hammer, trençkotuyla barlarda itin uğursuzun ağzından laf almaya çalışan, kavgadan kaçmayan, karizmatik, kararlı, kadınlarla arası daima iyi bir karakter. Neresinden bakarsak bakalım muhteşem bir film-noir klişesi kendisi. Tahmin edilebileceği gibi ana karakteri olduğu kitaplar Türkiye’de yayınlandığı dönemler çılgınca tutuluyor, adeta peynir ekmek gibi satıyor. Ne yazık ki yazar Spillane fazla kitap yazmıyor. Bazı rivayetlere göre üç bazı rivayetlere göre yedi kitap sonra Özel Dedektif Mayk Hammer’in Spillane’nin elindeki macerası son buluyor.

İşte tam burada işler muhteşem bir şekilde karışıyor ve dünya edebiyat tarihinde eşine az rastlanır bir fenomen ortaya çıkıyor. Ellerindeki Mayk Hammer stoku tükenen, oluşturduğu kemik okuyucu kitlesini kaybetmek istemeyen yayınevi ani bir kararla fason Mayk Hammer romanları üretmeye başlıyor. İçlerinde Afif Yesari, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kemal Tahir gibi isimlerin de olduğu o dönem parasal anlamda pek de rahat olmayan yazarlardan oluşan bir ekibe çok kısa sürelerde birer kitap yazmaları salık veriliyor. Usta yazar Kemal Tahir F. M. İkinci müstear adıyla (Kara Kitap’ı okuyanlar hatırlar eserdeki F. M. Üçüncü karakteri bu müstear ismi göndermedir) dört adet “Mayk Hammer Macerası” kaleme alıyor. Afif Yesari ise işi adeta seri üretime döküp Muzaffer Ulukaya takma adıyla sözde orijinal eserlerin çevirmenliğini yaparak 200’den fazla Mayk Hammer Macerası yazıyor.

2

Hiç gitmediği bir şehirde geçen 200 dedektiflik romanı yazan Afif Yesari söylendiği kadarıyla çalışma odasına devcileyin bir New York haritası asmış ve eserlerini yazarken faydalanmak üzere birkaç adet New York Seyahat Rehberi almış. Kendisi bu romanları yazma sürecini bir ropörtajında şöyle anlatıyor:

“nevyorklu ve kafadan müselleh bi polis hafiyesinin akla mantığa sığmaz deli saçması serüvenlerine ve eskilerine taş çıkartan yenilerini eklediğim bu detektif romanlarını şöyle yazıyordum: patron, ressama para vermemek için yabancı dergilerden ve jiletle kesip oyduğu ve ayrı ayrı harf ve resimleri yan yana yapıştırarak hazırladığı ve kompozisyonunu da aynı yöntemle yaptığı kapakları bana veriyor ve ben de romanı bana verilen kapağa göre uyduruyordum. örneğin kitabın adı ‘genç kızlar cehennemi’ ve bi de şöyle bi resim; iri kıyım hayvan gibi bi herif, bi piknik sepeti başına çömelmiş gibi ve sarışın bi kızı, ağaçların arkasından kötü kötü dikizliyor… ve demek oluyor ki, aşk, kin, ırza tecavüz, intikam, entrika ve fiilen tasallutta bulunma gibi olayların yanı sıra, kan ve heyecan ve bi kaç da cinayet bu kapağın hakkıdır.

4
“kapağı alıp eve geliyor, bi kahve, bi cıgara içiyor ve nevyork şehir rehberini önüme açarak kafadan gayri müselleh detektifi daha da çileden çıkaracak serüvenlere koşturuyordum. ve bu 92-96 sayfalık cep kitaplarından her birini, üç günde tamamlayıp vermek zorundaydım. bu iş için nevyork şehir rehberinden faydalanıyordum çünkü ben nevyorka hiç gitmemiştim. beş yıl süreyle bu kitaplardan bi çok yazdım ve çok da satıldı ve kimse de şikâyetçi olmadı. serüvenlerini ürettiğim detektifi uyduran yazar, uydurduğu detektiften daha üşütüktü ve bu nedenle detektif de ipe sapa gelmez bir hergelenin tekiydi. ben, herife az bi şey çeki düzen verdim, bayağı adama döndü, daha insancıl oldu ve doktor o sıralar bana içkiyi yasakladığı için ben de ona viskiyi bıraktırdım. böylece bu kitaplardan 200 kadar yazdım. üşütük detektifin yazarı spileyn, o tarihte henüz 7 tane kadar mayk yazmıştı ve 200’e yaklaşık kitabın adını taşıdığından haberi yoktu ve hâlâ da bilmez.”

3

50’li yılların Amerika’sında üretilmiş bir karakter olan Mayk Hammer orijinal seride bu dönemin karakterini net bir şekilde yansıtmaktadır. Afif Yesari’nin “kafadan müselleh” olarak tasvir ettiği dedektif; kaba, ırkçı, cinsiyetçi bir adamdır velhasıl neresinden baksak ortalama bir Amerikan vatandaşıdır bu adam Afif Yesari’nin ve özellikle Kemal Tahir’in ellerinde bütün bu olumsuz özelliklerinden sıyrılır handiyse işçi emekçi dostu, ailemizin dedektifi kıvamına gelir.

Ucuz aksiyon, ucuz erotizm, ucuz entrika içeren bu kitaplar Türkiye’de yüz binlerce satar. “Tehlikeyi Severim, Ölüm Meleği, Genç Kızlar Cehennemi, Kana Karışan Günah” gibi isimlere sahip kitaplar bugünden baktığımızda adeta bir Kitsch resitali. Doğma büyüme New York’lu fakat adeta bir Yozgatlı bir Kütahyalı gibi konuşan Dedektif Mayk Hammer fırsat buldukça “fıstık gibi” kadınlarla takılıyor, “temeline tükürdüğümün New York’unda” cinayet vakaları çözüyor velhasıl ömrü itin uğursuzun peşinde geçiyor.

Yaratıcısından bile habersizce Türkiye’de yüzlercesi yazılan bu romanlardan Kemal Tahir’e ait olan dört tanesinin yeni basımları yapılıyor. Metin boyunca gördüğünüz fotoğraflardaki kitaplar ise şahsi koleksiyonumdan. Mayk Hammer kitaplarına hala sahafların en dip raflarında rastlamak mümkün. Klasik Polisiye ve film-noir seviyorsanız, New York sokaklarında katil kovalayan trençkotlu bir Afyonlu, bir Ankaralı görme fikri sizi eğlendiriyorsa muhakkak alın derim.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER