Bazı yapımlar vardır ki geçmişte yapılan onca diziye, filme veya büyük bütçeli dev prodüksüyonlara rağmen aklınızda inanılmaz derecede güzel bir yerde durur. Talihsiz Serüvenler Dizisi bence öyle bir yapım. Fantastik hikayeler film endüstrisinde ne kadar geniş yer tutuyorsa tutsun, okuyucu kitlesi yine aralarından iyi olanını çok iyi bir şekilde bulup çıkarmayı kedine görev ediniyor.

Netflix kanalının yine şahane işlerinden biri olan bu dizide, kahramanlarımızın akıl almaz ve bir o kadar da üzücü ”talihsiz serüvenleri” izlemeye başlıyoruz. Talihsiz Serüvenler, Kont Olaf karakterini Jim Carrey gibi yılların usta komedyen oyuncusundan sonra Kont ünvanı ile birlikte Nail Patrick Harris’e bırakmış durumda. 3 küçük yavrucağımızı ise geçmişte çocuk oyuncu denildiğinde akla gelen ve sevilen oyuncular canladırıyor. Violet Baudelaire’i Malina Weissman,  Klaus Baudelaire’i Louis Hynes ve minik bebek Sunny Baudelaire’i ise Presley Smith oynarken, dizinin hikaye anlatıcılığını yani asıl adamımız olan Lemony Snicket’ı ise, filmindeki karanlıklar ardında gösterilen karakterin aksine Patrick Warburton canlandırıyor.

Serinin yazarı Daniel Handler, aynı zamanda Barry Sonnenfeld’le beraber dizinin uygulayıcı yapımcılığını ve Mark Hudis’le beraber senaristliğini de üstlendi. Yönetmenliğini Barry Sonnenfeld ve Mary Palansky üstlenmekle birlikte, yapımcılığını Rose Lam üstleniyor.

lemony1 Lemony Snickets’ın anlatım tarzı aslında bilindik anlatıcılardan biraz farklı bu hikayede. Çocuk ve yetişkin dizileri arasında sağlam bir köprü kuran dizinin başlangıcı ve finali ise kitapla eşdeğer ilerlemekte. Hikayenin ise başlangıcı aslında bizleri bu hikayeye meraklandırmak için yeterde artar cinsinden.

 

1. KİTAP  – 1.BÖLÜM – KÖTÜ GÜNLER BAŞLARKEN

Baudelaire ailesinin ebeveynleri çıkan bir yangın sonucu hayatını kaybeder. Hayatta kalan üç çocuktan Violet henüz 14 yaşındadır ve bir mucittir. Ortanca çocuk Klaus ise 12 yaşındadır ve kitaplarla vakit geçirmeyi çok sevmektedir. En küçük çocuk olan Sunny ise hikayenin başlangıcında ve dişleri son derece güçlü ilginç yeteneklere sahip bir ufaklıktır. Bankacı karakteri Mr. Poe tarafından çocuklara ailelerinin çıkan yangında öldüğü haberi verilir. Yetimler en yakın akrabalarına gönderilecektir ve bu kişi, serinin kötü adamı Kont Olaf olacaktır.

Kont Olaf karakteri bizim hikayemizin baş kötü kahramanı olduğu için dizinin bir çok
spoilerını da beraberinde getirmekte. Neil Patrick Harris’în oyunculuğunu Jim Carrey ile karşılaştırmak gerekirse, Jim Carrey’nin bu alanda Neil abimize yıllar önce fark attığı su götürmez bir gerçek. Fakat şunu belirtmekte de yarar var ki, Neil Patrick’in oynadığı Kont Olaf karakteri’nin tadı ve oyunculuk üzerine bıraktığı ufak nüanslar da izlenmesi gereken cinsten bir performans.

Pilot bölümü olmayan veya hikayesi daha öncesin de işlenmiş bir maceranın karakterlerinin işlenişi açısından, ilk iki bölüm genelde yönetmenler ve senaristler tarafından ”tanıtıcı bölümler” olarak karşımıza çıkar. Lemony Snickets ise anlatıcı olarak yine bu kısımda görevini başarıyla yerine getiriyor ve karakterlerin hepsinin birebir kişisel zevklerine kadar öğrenmemizi sağlayan bağlayıcı unsurlardan biri oluyor.

undefinedKont Olaf ve komşusu savcı Justice Strauss ise dizide görüntü yönetmeni tarafından tamamen zıtlıklarla süslü bir sahne şöleni çıkarmayı çok iyi başarmış gibi görünüyor. Olaylar ne kadar çocuklar için acı verici şekilde ilerlese de savcı hanfendi onlara ilgi ve alakanın kapılarını sonuna kadar açıyor. Dizi, isminin zıtlığı ile hayat bulmuş karakterler ile dolu fakat senaryodan seyirciye aktarımda bunu ayarı da çok ustaca ayarlanmış. Hep bir adım geride fakat daima mutluluğu arayan diğer yan karakterler ile süslenmiş Alice Harikalar Diyarı tadında çağırışımlar mevcut.
a-series-of-unfortunate-events
Gelelim dizinin en başından en sonuna kadar kullanılan şu ”ne anlama geldğini biliyorum, şunun anlamı bu demek vs” türü sözlerin neden bu kadar kullanıldığına. Diziyi izleyen bazı kişilerde rahatsızlık oluşturması için yapılmış bir laf cambazlığı yok, aksine kitabın yazıldığı kitle bazında bazı kelimeler yaş itibari ile bilinemeyebilirdi. Bu sorunu önlemenin yolunu, lafların arasına kitap sayfalarının altında rastladığımız ”bakınız.” kısmı gibi açıklamalı espriler serpiştirerek gidermişler.

Her hikayenin genel olarak sonu hüsranla bitmesede o kadar çok macera ve o kadar çok hikaye karmaşası görüyoruz ki, ”O çocuklar bu dertlere nasıl katlasınlar!” demekten kendimi alamıyoruz. Kont Olaf gibi sağlam nüanslarla süslü bir karakterize ediliş biçimi her role girebilir ve 8 bölüm boyunca bizim peşimizde ki en büyük düşman statüsünde kalabilir diyerek 2.bölüm hakkında biraz konuşmak istiyorum. Şunu da unutmamak da fayda var; İlk bölüm filmi izlemiş olanlar için neredeyse tamamen ”karşılaştırma” ya denk düşecek değerde bir bölüm. Hakkında çoğu insan teoriler ve komplolar kurabilir ve bazıları çok sıkılabilir ya da filmin devamı şeklinde gidiyor sanabilirler. Netflix’in bu gibi bir önyargıyı kırmak için pilot bölüm yayınlaması gerekirdi diye düşünüyorum.

1.KİTAP – 2.BÖLÜM – KÖTÜ GÜNLER BAŞLARKEN

Kitapta görmek istediğimiz bazı karakterler vardır ve (benim devamlı görmek istediğim karakterlerin başında geldi) onlar asıl karakterlere inanılmaz enerji ve motivasyon verir. Bu da aslında biraz seyirciye yansır. Ana karakter ne hissederse siz de o an benzer duygular yaşıyorsunuz. 3.bölümde izleyeceğiniz Dr. Montgomery karakterimiz de işte öyle bir karakter sevgili okuyucular. 2. Bölüm ile bağlantılı bir karakter olduğundan bahsetmenin yararlı olacağını düşündüm.

A SERIES OF UNFORTUNATE EVENTS - PRODUCTION STILLS - 035 DESCRIPTION A Series Of Unfortunate Events SEASON Season 1 EPISODE 3 PHOTO CREDIT Joe Lederer / Netflix PICTURED Aasif Mandvi, Louis Hynes, Neil Patrick Harris, Malina Weissman
Aasif Mandvi, Louis Hynes, Neil Patrick Harris, Malina Weissman

Kont Olaf ile ilginç bir bağlantısı olan Dr. Montgomery’yi yani Monty Amca’mızı ise bu bölümümüzde Aasif Mandvi oynuyor.

Kendisinin sadece Baudelaire ailesinin gerçek bir üyimagesesi olduğunu ve yılan bilimcisi olduğunu söyleyerek onun hakkındaki sohbetime son vermek istiyorum. Oyunculuğu gayet iyi ve filmde bir çok kurgusal noktada kilit adam rolünde.

Dizide Baudelaire’ailesinin anne ve baba rolünde ise Neil Patrick Harris’in de çok yakından tanıdığı ve yıllarca birlikte HIMYM’de aynı dizide oynadığı Cobie Smulders ve Will Arnett oynayarak bizlere güzel sürprizler yapıyor yönetmenimiz.

A Series Of Unfortunate EventsKont Olaf’ın yardakçıları diye tabir edebileceğimiz oyuncular aslında beyaz yüzlü ikizler , kanca elli adam ve kel, uzun burunlu adam gibi oyuncular da bu bölümlerde Kont’a kötü emellerinde yardım eden önemli kişiler olarak gözümüze çarpıyor. Eleştirilmesi gereken konulardan biri de bu karakterlerin yeteri kadar başrol ile uyumlu çalışamadıkları yönünde olabilir. İlk bölümde gördüğümüz o yoğun yan rol akınının tam tersini görüyoruz bu bölümde. Daha çok ana karakterler üzerinden hikayeye hız kazandırılmak istenmiş.

Filmini izleyenler için alışılagelmiş bir bölüm daha demekten kendimi alamıyorum. 2.bölümün sonunun sizi yeterince şaşırtacağından şüphe ediyorum, daha çok hikayenin akışı ve karakterler üzerinde durmamın nedeni de bu. Hikaye’yi canlı kılabilmek adına yönetmen neredeyse tam bir Türk Yeşilçam filmi çevirecek kadar talihsizlik ve kötülük sergiletse de oyunculara, üzüntüye ve kedere alışmış Türk halkı için sıkıcı bir tanıtım gibi görünmekten alıkoyamıyor bizi bu iki bölüm.

Dizinin müziklerine değinmem gerekirse gerçekten çok ağzımıza dolanan bir yapısı var. özellikle Neil Patrick’in ”Look away, Look away” diyerek şarkıda tekrar ettiği o bölüm kesinlikle muhteşem! Şarkıda da dediği gibi ” Bu dizi insanda ne ağız tadı bırakır ne de tuzu,her bölüm ayrı bir can sıkıntısı”. Şarkının gizemi ve görüntüler o kadar uyumlu ki Netflix’in bir çok dizide yaptığı şu ”karanlık lordların ülkesi” kıvamlı ekran renkleri bile gözümde hoş göründü.

Makyaj ve kostüm için ayrıca inanılmaz bir çalışma olduğunu da eklemeden bitirmek istemem zira, insan 3 farklı yaşta ve cinsiyette çocuğa benzer kıyafetler tasarlayıp, Kont Olaf gibi bir düzenbaza sürekli değişik değişik kostümler bulması ve bunları uydurması, tasarımcının ne kadar usta olduğunun da bir göstergesi.

3.bölüm ve 4.bölüm incelemesi ise 2.kitap olarak yani, Sürüngen Odası Bölüm 1 ve Bölüm 2 olarak devam edecek.

Sitemizden haberdar olmak için, Facebook,Twitter ve İnstagram hesaplarını takip ederek Karabüyücü hakkında hiç bir şeyi kaçırmadan abone olabilirsin.

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER