Hep söylüyorum, dizi olayı dünya çapında büyük değişimler yaşadı. Anlatı biçimlerinden tutun konulara kadar büyük başkalaşımlar geçirdi dizi dünyası. 2017’de yabancı dizi deyince aklımıza CW işleri değil HBO, Netflix dizileri geliyor fakat işte yeni tekniklerin, yeni güzelliklerin dünyanın her yanına aynı anda ulaşamamasından mütevellit bazı modası geçmiş şeyleri izleyip duruyoruz.

İşte o modası geçmiş şeylerden biri şu sıralar Supernatural. Bakın diziye gerçekten saygım büyük. Kahkahalarla izlediğim, gerim gerim gerilerek izlediğim birçok bölümü, hatırladıkça vay anasını dediğim onlarca sahnesi var dizinin ama artık bitmeli. Sezon arasından sonra gelen ilk bölüm de bu gerekliliği kanıtladı.

MV5BNmQ4YmZiMjktYzJkZi00YTYyLWFhYjQtMzliOTZjNDE0MjM4L2ltYWdlL2ltYWdlXkEyXkFqcGdeQXVyNjQwNTEwMTg@._V1_

Hatırlarsanız sezon arasına girmeden evvelki son bölüm Winchester kardeşler başkana suikast düzenledikleri iddiasıyla içeri alınmışlardı. Amerikan başkanının ortaya çıkışına, şu gizli tesiste bulunma olayına, Harflerin Adamları British Şubesi’ne dair söylemek istediğim birtakım şeyler var. Supernatural yapı olarak her sezon daha tuhaf, daha uçuk, daha zorlu düşmanlarla hikayesini kurması gereken bir dizi. Bunu yapmazlarsa “ulan adamlar kıyameti durdurdu bunu mu beceremeyecek.” dememiz gayet normal. Dizi bir müddet bunu başarıyla gerçekleştirdi de fakat arkadaşlar açık olalım, bu dizide geçen sezon Tanrı’nın kız kardeşine karşı mücadele verildi ve savaşa bizzat Tanrı da katıldı. Bence dizi tam da o anda bitirilmeliydi. 11. sezona güzel bir final yazılsa babalar gibi izlesek hüzünlensek “sonlara doğru biraz bozdu ama taş gibi diziydi Supernatural” diyerek anardık kendisini fakat artık dizi büyük bir açmaza girdi. Sunabileceği en yüksek şeyleri sunan dizi artık izleyicisini doyurmuyor. Harflerin Adamları’nın British şubesi de, Lucifer’ın birilerinin içine kaçması da, Marry Winchester ölecek mi ölmeyecek mi olayı da beni zerrece heyecanlandırmıyor zira sonu baştan belli bir dizi izliyoruz.

Gizli tesisteki terör uzmanı ihtiyar ile aşırı hırslı istihbaratçı beni gerçekten çok üzdüler. İhtiyar ciddi ve korkutucu olması gerekirken sevimli ve komikti. Gerçekten şöyle karizmatik ciddi bir devlet görevlisi izleyeceğiz diye heveslendim adam adeta Naked Gun oyuncusu kıvamında oynadı. Diğer aşırı hırslı istihbaratçı ise “İşleri benim yoldan halledeceğiz” goygoyu yapan klasik delifişek, cengaver Amerikan istihbaratçısı rolünde döküldü. Adamın motivasyonu çok yapay geldi bana. Silahını kadraja doğru kaldırıp “onları bulacaaaz olm” moduna girdiği sahneden Burak Aksak’ın Kara Bela filmindeki zabıta geldi aklıma.

Sevgili kardeşlerimizin aslında orada olduğunu bile kimsenin bilmediği muhteşem gizli tesisten lay lay lay kaçmaları takdire şayan idi. Tamam kalbiniz durdu sonra tekrar dirildiniz Supernatural birtakım olaylar falan cereyan etti de güzel kardeşim o yatırıldığınız yerde hiç mi kamera yok? yahut yatırıldığınız yerden çıkışa giderken hiç mi kamera ile karşılaşmadınız. Müthiş eğitimli asker ekibinin esas oğlanlar karşısında eli ayağı tutulmuş gibi davranması konusuna girmeyeceğim zira bu bir Amerikan filmi/dizisi klişesi. Swat da olsan bordo bereli de olsan o esas oğlan seni pataklar arkadaş.

MV5BYTg5ZmNiOTItOTEzZS00YzY2LWE0MzEtMDljYWRhYmZiNDE4L2ltYWdlL2ltYWdlXkEyXkFqcGdeQXVyNjQwNTEwMTg@._V1_

Diğer tarafta Marry Winchester ve Castiel the Angel hikayesi umarsızca can sıktı. Marry bir Winchester olduğunu kanıtlayarak saçma sapan bir şekilde suçu Castiel’de buldu. Garibim Cass da hemen boyun büktü kabullendi falan. Yemin ediyorum etrafımda Winchester ailesinden biri olsa zibilyon kere dünyayı kurtarmış falan demem çok pis kalbini kırarım. Adamlar devamlı bir atar gider halindeler.

Dizinin en güzel anı canımız Crowleyciğimizin gözüktüğü andı tabii ki. Winchester biraderler ile ilgili söylediklerinde de ziyadesiyle haklıydı abimiz. Mahalleye gelseler kovalarım yemin ediyorum başımıza bir iş getirirler diye.

Harflerin Adamları British Şubesi’ni büyük oranda sevdim ben. Adamlar organize ve temiz iş yapıyor. Anladığım kadarıyla bütün Avrupa’yı da arındırmışlar cinli şeytanlı zıkkımlardan ama bizim Amerikalı avcımız hiç yiğitliğe bok sürdürür mü? Hemen “Bizim tarzımız sizden farklı bro, biz özgürlük düşkünüyüz. Siz Avrupalılar gibi kasıntı değiliz maan.” moduna giriyorlar. “Senin ellerin yumuşak sen anlamazsın avcılıktan” dedi adama yahu. Adamlar koca kıtayı arındırmışlar senin ülkende geçen hafta başkanın içine şeytan girdi. Harflerin Adamları British şubesinden tek sevmediğim adam Mr. Ketch. Bir insan bu kadar karikatür olamaz arkadaşlar. Senaryo ekibi beyin fırtınası yaparken biri “abi İngiliz deyince aklınıza ne geliyor?” diye sormuş bizimkiler de saymış işte “soğuk, duygusuz, aksan, gudubet vs” bunları not alıp karakteri yaratmışlar.

Şu siyahi Azrail’in de motivasyonunu tam olarak idrak edemedim bir türlü. Winchesterlardan biri ölsün de nasıl ölürse ölsün kafasında boyuna kenardan köşeden “siz daha ölmüyonuz mu?” diye kafa çıkartıyor abla senelerdir. Bölümün sonlarındaki kendini feda sahneleriyle ilgili pek bir şey söylemek istemiyorum zira Supernatural böyle bir dizi. Herkes kendini feda etmeye yer arıyor, yapacak bir şey yok. Fakat o en sondaki Castiel’in çıkışmasıyla ilgili söyleyeceklerim var. Ne demek lan bu dünya tüm Winchesterlara ihtiyaç duyuyor? Dünyanın başına gelenlerin yarısı Winchesterlar yüzünden gelmedi mi? The Darkness bile bu adamların saçma sapan tripleri yüzünden musallat olmadı mı arkadaşım kainata?

Velhasıl sevgili okuyucu, bir süredir Arka Sokaklar Paranormal Edition şeklinde ilerleyen sevgili dizimi Supernatural kör topal ilerliyor. Ben elimden geldiğince incelemelerle burada olacağım. Yorum görüş ve önerileriniz beklerim

Görüşmek ümidiyle.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER