Ekranların bitmeye hiç niyetli olmayan dizisi Supernatural sezonun üçüncü bölümünden beri devam eden çerezlik filler bölümler çıkarma serisine devam ediyor ve sevgili kardeşlerimiz bu bölümde her Amerikalı kahramanın öyle ya da böyle yapması gereken şeyi yapıp Nazilere karşı amansız bir mücadele veriyor.

Yazımızın klasik spoiler uyarısını yaparak spoiler konusunda duyarlı kimseleri diziyi izledikten sonra incelememize davet etmek suretiyle inceleme kısmına girişiyorum

Bildiğimi üzere Supernatural 72 milletin mitolojisine el atmış, her türlü korkunçlu yaratığı öldürmüş Zeus’u telef edip Eros ile çok afedersiniz billur geçmiş bir dizi. Yapım on iki senedir devam ettiği için doğal olarak bir süre sonra konu bulma sıkıntıları baş gösteriyor. Senaristler bu sıkıntılardan kurtulmak için de en mantıklı olanı yapıp eski konulara yönelik bölümler çıkarıyor. Geçen bölüm sezonlar önce ortaya çıkardıkları psişik insanlar üzerinden giderken bu bölümde de eskilerden Thule tarikatını görüyoruz.

Bölüm genel olarak çerezlik/eğlencelik kategorisinde güzel bir seyirlik keyif sunuyor izleyiciye. Yetmiş yıldır sinema sektörünün her yönüyle incelediği, üzerine komplolar üretmekten bıkmadığı usanmadığı NAZİ’leri ve buna bağlı Thule örgütünü ele alıyor.

sn1205b_0125b-max-620x600

Ulu Önder (!) Hitler’in ruhunun bir cep saatine saklanması olayı elbette çok yeni bir buluş değil. Avrupa’da halen Voldemort’muşcasına büyük bir korkuyla anılan Hitler’in aslında ölmediği yahut da insan klonlama, ruh çağırma gibi yollarla geri döneceği birçok kez işlenmiş bir konu. Dizinin bu konuyu işlerken Harry Potter’ı da anmadan geçmemesi Hitler’in ruhunun Voldemort gibi hortkuluk benzeri bir aracın içine saklanması fikri gülümsetti. Bölüm içerisinde Hitler sadece Voldemort’a değil Lucifer’a da benzetildi ki Hitler’i şeytana benzetmek konusunda en yetkili yapımlardan birinin Supernatural olduğu zannediyorum ki tartışılmaz.

Bölümün diğer unsurlarına gelirsek; nedendir bilinmez bu bölüm Dean Winchester’ı beceriksiz, kafasız bir adam gibi göstermeye uğraşmış senaristler. Antikacıda iki eliyle bir gemiyi doğrultamadığı sahnelerde açıkçası ben cringe* hissinden yerin dibine girdim. Yani adam tek eliyle iblis avlayan bir varlık arkadaşlar sessiz sinema dönemi komedyenleri gibi kıymetli nesneyi elinde tutamama üzerinden mizah yapıyorsunuz?

supernatural_nazis_review

Bölümümüzün konuk karakteri, Hitler’in uzaktan akrabası Ellie karakteri izleyicide çapraşık duygular yaratıyor. Bir taraftan “bu garibim kızcağızın da başına ne işler geldi bak sen görüyon mu?” tepkileri vererek Türk dizisi izleyen anne kıvamına geliyor, bir taraftan “Bacım artık bi sus yav.” diyecek hale geliyorsunuz. Karakter Supernatural’da devamlı gördüğümüz gibi bütün karakter gelişimini on beş dakikada falan tamamlıyor, hayatı kaçmakla geçen zeki ama tembel bir karakterken bir sonraki gün “Ben kafaya koydum mu yaparım güzel kardeşim.” modunda bir ablaya dönüşüyor.

Hitler’in bedeni olmaya niyetlenen amcanın oyunculuğu gayet doyurucuydu bölüm boyunca. Esas karakterin ciddiyetiyle Hitler’in delimsek sululuğuna çok güzel geçiş yaptı. Senaristlerin çizdiği Hitler portresi de hiç fena değildi. Daha evvel de demiştim Supernatural’ın en büyük meziyetlerinden biri çok doğru anlarda kendini ciddiye almayı bırakması. Klasik ciddiyetten ölen bir Hitler görsek muhtemeldir ki hiç birimizin çok hoşuna gitmezdi fakat bu manik depresif, köpek sever, akıllı telefona “Sanki cebimde taşıyabildiğim bir Goebels” diyen, “Kavgam kitabı on milyon sattı. Twitter’la neler yaparım sen hesap et.” diyen Hitler seyir zevki yüksek bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Hatta karakterin tavırları izleyiciyi öyle çekiyor ki çoğu izleyici “Tamam da bu adam yarım saatte akıllı telefonu kullanmayı nasıl öğrendi, Twitter’ı nasıl çözdü ben babama yedi senedir anlatıyorum adam hala ekran kilidini açamıyor.” Gibi hayati soruları sormaya gerek duymadı.

90c469e6a19dce228fb5a50ae71c5932

Bölüm boyunca sorunların çözümleri ziyadesiyle basit ve tesadüfi gerçekleşti. Winchester kardeşler tam tarikatın izini kaybetmişken tarikat başkanının oğlu babasıyla bozuşup aydınlık tarafa geçti, tam kardeşler esir alınıp Hitler’in köpeklerine yem edilmek üzereyken Ellie gaza gelip bu tedbirsizlikle bunca sene nasıl ayakta kaldığını anlamadığımız tarikat üyelerinin silahlarını alıp ateş açtı. Bu tesadüfi çözümler ve tesadüfi kurtuluşlar seyir zevkini azaltan faktörler olarak skor tablosuna yazıldı.

Pek ümitli olmasam da halen ana hikayede bir ilerleme bekleyen bir seyirci olarak bu bölüm Mr. Ketch karakteri nereden çıkacak diye bekledim çıkmadı. Bölümün genel gidişatı da karakteri önemsiz kılacak bir noktaya çekti izleyiciyi. Yani bu Mr. Ketch dediğimiz abinin herhangi bir metafizik gücü yoksa, Blade tarzı yarı insan yarı yaratık falan değilse, tek marifeti güzel dövüşmek, iyi nişan almak falansa Winchester kardeşlere karşı tam olarak avantajı nerede? Yani kusura bakmayın adamlar Hitler’i öldürdü. Eli silahlı bir İngiliz avcısına mı avlanacaklar? Nedir bu Ketch’in olayı?

Son olarak Dean’in Hitler’i öldürdükten sonraki şaşkınlığı ve bu büyük başarısını anlatmalara doyamayışı çok güzeldi. Sesli güldürdü. “Ben de olsam aynısını yapardım” dedirtti.

Supernatural incelemeleriyle karşınızda olmaya devam edeceğiz. Yorumlarınızı, görüşlerinizi,  eleştirilerinizi merakla bekliyor, bir sonraki bölüm incelemesinde görüşmeyi temenni ediyorum.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER