Ülkece birlik ve beraberliğe çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde Supernatural iki haftadır üzerine düşeni yapıyor ve kaliteli filler bölümlerle bize güzel bir kırk dakika geçirtiyor. Biz de bir taraftan bu filler bölümlerden bu gidişattan gayet memnun iken bir taraftan ana hikayenin nasıl bir yere çıkacağını tedirgin bir şekilde merak ediyoruz.

Yazının bundan sonra spoiler içerecektir şeklindeki klasik uyarı cümlemizi de gözleriniz aşağı kaymasın spoiler görmeyin diye uzatabildiğimiz kadar uzattıktan sonra yüksek müsaadelerinizle bölümün incelemesine geçelim.

1

Dizi uzun zamandır gördüğüm en eli yüzü düzgün açılış sahnesiyle karşıladı bizi. Çekim, efektler, sahne kurgusu yerli yerinde, tam da korku merkezli bir yapımda olması gerektiği haldeydi. Hristiyanlık literatürüne hakim yahut korku kültürüne sahip insanlar “Stigmata” diye tabir edilen mevzuyu bilirler. Aynı isimli 1999 yapımı bir korku filminde de işlenen fenomen Mesih’in çarmıha gerilme sırasında vücudunda oluşan yara izlerinin başka insanlarda da durduk yere oluşmasına verilen isimdir. Açık konuşayım ben kilisenin ortasında bedeninde yavaş yavaş stigmata oluşan bir kadın görünce “Ya Allah Bismillah sezonun esas konusu geliyor.” diye bir yükseldim heveslendim. Ufacık zaman diliminde diziye İsa’nın girdiğini, hatta İsa’nın John Winchester’ın bedenini kullanarak geleceğini falan düşündüm. 02

Winchester oğlanlarını rahip kıyafetiyle görür görmez eminim birçoğumuzun gülesi gelmiştir. Rahip Penn ve Rahip Deniro göndermeleri de pek tatlı olmuş bu arada. Gülün Adı isimli muhteşem eserin filminde bir rahibi canlandıran Sean Penn ve Ben Melek Değilim filminde rahip kılığına giren bir hırsızı canlandıran Robert Deniro’yu çok tatlı anmışlar. Anlayana filmleri tekrar izlemek için çok hoş bir sebep bırakmışlar.

Gayet güzel başlayan bölüm ne yazık ki dört dörtlük gitmedi ve sevgili senaristler sağolsun 12 sene boyunca gördüğümüz ergen ergen hareketler yapan Dean Winchester’ı bir kez daha gördük. Dean karakteri bir taraftan sınırları gayet iyi çizilmiş ve güzel oynanan bir karakter ama bir yandan dizinin en büyük yaralarından birini oluşturuyor kendisi. Karakter 12 yıldır neredeyse hiç olgunlaşmadı. Sayısız şeytan, hayalet, ecinni öldürdü kendisinin dahi muhtemelen hesabını tutamadığı kadar çok ölüp dirildi, onlarca kez dünyayı kurtardı falan ama hep aynı adam. Birkaç kez “Bak kendime vampir arkadaş edindim. Artık o eski Dean değilim.” modunda ataklara kalksa da bu karakter gelişimini sürdüremedi. 12 senenin sonunda artık karakter nerede ne yapacağı kolaylıkla tahmin edilebilen tek boyutlu bir karaktere evrilmeye başladı.2

Dean’in olaya Düz Adam Sami edasıyla yaklaşması dışında hikayenin genel seyri de hiç fena değildi. Radikal dinci aile hikayesi dizinin ilk sezonlarından beri var olan psişik insanlar hikayesine çok güzel bağlanmış. Olay örgüsü yeterince güzel oluşturulmuş. Hikaye izleyicide şaşkınlık uyandırmıyor -gerçi Supernatural’da en son kaç sene önce şaşırmıştınız?- ama yeterli sürükleyiciliğe sahip.

Dizinin tarihinde pek görülmediği üzere bu bölümde tek bölümlük oyuncular da gayet güzel rol kesiyordu. Kafayı yemiş radikal dinci abla da psişik kızcağız da gayet güzel oynadı. Son Akşam yemeği sahnesinde radikal dinci abla baya sağlam ürküttü psişik kızımız çok da iyi çok da güzel oynadı takdir ettik.

Bölüm boyunca her şeye atarlı giderli yaklaşan, 16 yaş bunalımından çıkamayıp bir de orta yaş bunalımıyla birleştirip uzun dönem yapan Dean’in üç beş dakika içerisinde hemencecik yumuşaması, tam olaylar tatlıya bağlanmışken tesadüfen anneden gelen mesaj falan senelerdir alıştığımız Supernatural şeyleri. Artık onca yılın alışkanlığıyla yemiş görünüyoruz.

Bölüm sonunda merakla beklediğim Mr. Ketch’i tekrar görür gibi olduk. İki bölüm önce sadece elinin üzerindeki dövmeyi gördüğümüz karakterin bu bölümde de çenesini gördük çok şükür. Böyle böyle puzzle’ı sezon finalinde tamamlayacak gizemli karakteri çok şükür görebileceğiz galiba. Gerçi açık konuşmak gerekirse ses tonundan ve gördüğüm çeneden sonra ben tahmin ettiğim kadar efsane karizmatik birinin gelmesi olasılığını baya bir düşürdüm kendi içimde. Biz buram buram British bir abi beklerken bize baya standart Amerikalı tipi İngiliz diye yutturacaklar gibi.

Son olarak bence bölümün en büyük eksiği muhteşem ikili Castiel ve Crowley’di. Önümüzdeki bölüm kendilerini bol bol görmeyi talep ediyor yorumlarınızı eleştirilerinizi dört gözle bekliyorum.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER