Benimle beraber bir ÖSS senesi, 5 sene üniversite, bir yıl çalışma, ve bir yıl yüksek lisans hayatı atlatan, an itibariyle mevcut tüm dostluklarımdan daha uzun süredir bağlı bulunduğum ve tüm bunlara rağmen bitmek bilmeyen dizi Supernatural’ın yeni bölümü yayınlandı. Takipçilerimiz anımsayacaktır ilk iki bölümü güzelce eleştirmiş, baya memnuniyetsiz ayrılmıştım ekran başından hatta bazı takipçilerimiz bundan rahatsız olmuştu. Merak etmeyin bu bölüm o kadar yerden yere vurmayacağım zira izlediğimiz ilk iki bölümden daha eli yüzü düzgün bir iş ortaya koymuşlar.

Uyarı: İncelemenin bundan sonrası spoiler içermektedir. Spoiler almak istemeyen bünyelerin uzak durması tavsiye edilir.

1

Öncelikle şunu söylemek gerek ; Supernatural ekibi dizinin başından beri filler bölüm olayını çok güzel yapıyor. Başka dizilerde insana fenalıklar bastıran, geçme isteği uyandıran, ana hikayeden bağımsız bölümler Supernatural’ın en güçlü yanını oluşturuyor. Hatta diyebiliriz ki kıyametin engellenmesi ana hikayesinden beri dizi ana hikayeler konusunda  genelde yerlerde sürünürken filler bölümler sayesinde kendini izletmeyi başarıyor.

Bu kadar övgüden anlayabileceğiniz üzere bu haftanın bölümü güzel kurgulanmış bir filler bölümdü. Av hazırlıkları, ava çıkma, soruşturma vs kısımlarıyla dizi damaklarda nostaljik bir tat bıraktı. Kurgulanan bölüm yaratığı ve twist bölümü çok rahat sırtlayabilecek ölçüdeydi ve bölüm, ana hikayeye çok güzel bir şekilde bağlanarak Mary Winchester’ın “ben bu dünyaya alışamadım.” tavrını çok güzel ifade edip sonuca bağladı. Çok şükür bütün sezon “internet ne? akıllı telefon ne? neden sorguya çıkmıyoruz?” diye dolanan bir Mary Winchester görmeyeceğiz.

2

Bölümde en göze batan şey artık tüm karasal yayın Amerikan dizilerinde, orta bütçeli Hollywood filmlerinde kullanılan ele geçirilmekten  sevdiğin birine bakıp ıkınarak kurtulma motifi oldu. Cidden bu hayaletler, şeytanlar, kimyasal deneyler falan bu kadar mı dandik? Çocuğuna, sevgiline falan bakıp “arrgghhh” şeklinde ıkınınca direkt etkisini kaybediyor.

Bir de senelerdir  muhteşem üçlümüzün başına ne geliyorsa kendi başına iş yapmaktan geliyor olmasına rağmen hala neden herkes “bunu ben halletmeliyim anladınız mı?” tavrına giriyor anlamak güç.

3

Bölümün en eğlenceli yanı elbette Castiel ve Crowley’nin Lucifer takibiydi. Castiel’in Dean’in yaptığı kimliklere özenip takma adı “Dedektif Beyonce” olarak belirlemesi sesli güldürdü. Geçen incelememde Dean ile ilgili söylediğim şeyi aslında dizinin geneline yayabiliriz. Dizi kendine ciddiye almayı hafifçe kenara bıraktığında çok eğlenceli olabiliyor.

Crowley’nin ekip ile arasındaki kimya her zaman için eğlenceli sonuçlar doğuruyor ama Cass ile bambaşka komik oluyorlar bunu daha önce de gördük. Umarım Ajan Beyonce ve Ajan Zee’ye ait bir çok maceraya tanık oluruz.

Sezon sonu canavarı olacak zannettiğimiz Lucifer şimdilik etkisiz hale getirildi. Rowena’nın büyü yapma sahnesi şaşırtıcı olması gerekirken bangır bangır sonunu belli eden bir sahne olmuş. Basit bir fani olarak benim bile anladığım mevzuyu Lucifer nasıl anlamadı diye düşündüm açıkçası.

Senaryo şu an için çokça dağınık ilerliyor, bir tarafta anne Winchester’ın yeni hayatına alışa mücadelesi bir yanda Castiel ve Crowley’nin Lucifer arayışı, bir yandan Britanyalılar derken ana hikaye nereye nasıl bağlanacak bilemiyoruz. Şahsi fikrimce diziyi yirmi bölüm daha sürükleyecek kadar güçlü bir hikaye henüz elimizde yok. Şu geçen bölüm yol yaptıkları Mr. Ketch gelse de biraz neşemizi bulsak.

Özetle Supernatural güzel bir bölümle karşımızdaydı. Tüm sezon için umutlanmamızı sağladı mı bu bölüm? Tabii ki sağlamadı fakat bekleyip göreceğiz. Belki daha güzel şeylerle karşılaşırız.

Siz bölümü nasıl buldunuz? Yorum yazın konuşalım, tartışalım.

2 YORUMLAR

  1. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama son bölüm de bir motosiklet sahnesi vardı. Onu görür görmez aklıma John geldi .Kapanış sahnesinde de annesinin John’u çok özlüyorum demesinden sonra dank etti .Acaba onu da tekrardan diriltmesinler ?

  2. Bence John Winchester’ı diriltmek seneler önce yapılması gereken bir hamleydi. Boby de gidince bizim kardeşlerin başlarında bir akıl hocası kalmadı. John Winchester gelirse hem bu bakımdan sağlam bir boşluk doldurur, hem diziye güzel bir dinamizm katar.
    Ne diyeyim umarım yaparlar da izleriz.

CEVAP VER