Öncelikle henüz duymayanlar için ufak bir haberle başlayalım sevgili Supernatural takipçileri. Başladığı sene doğan çocukların ortaokula geldikleri, yavaştan ilk sevgililerini yaptıkları, inceden ergenliğe girdikleri dizi Supernatural 13. Sezon onayını almış. Yani en az bir sezon daha Winchester kardeşlerin bilumum paranormal yaratığı tüfekle avlamasını izleyebileceğiz.

SPOILER !

Bu küçük haberden sonra bölüme geçersek, sevgili dizimiz yine fillerlar fillerı bir bölümle devam etti. Bazen senaryo ekibinin dünyanın en gamsız insanlarından oluştuğunu düşünüyorum doğrusunu isterseniz. Ortalarda başıboş dolaşan bir Nephilim var, Castiel bir Reaper öldürmüş bunun kozmik sonuçları ne olacak falan adamlar hiç sallamıyor dayıyorlar ortaya eğlenceli bir filler bölüm keyiflerine bakıyorlar. Şikayet ettiğimi sanmayın. Supernatural’ın sezon hikayelerinden ümidimi keseli çok oldu. Adamlar Darkness’ı bile bahçede kuşlara yem veren teyzenin tiradıyla yola getirdi. Kardeşler illa ki son anda bir şey bulacak, devasa kötüyü alt edecek ama yine burunları pislikten kurtulmayacak. Ortalama bir sezon öyküsü böyle bitiyor dizi hala izleyebiliyor olmamın sebebi ise filler bölümler.

Tüm eğlenceli olması beklenen filler bölümler gibi bu bölüm de Dean üzerine kurulmuş. Adam gerçekten işinin hakkını veriyor. Aptal deyince aptal, hırslı deyince hırslı, kalas deyince kalas oluyor eyvallah fakat keşke durumu derleme toparlama görevi Sam’e kalmasaydı diyorum bazen. Zira kendisi en sıkıcı dizi karakteri sıralamasında uzun yıllardır birinciliği elinden bırakmayan Jack Shephard’ı bile geçti.

dean

Bölümün açılışı klasik Supernatural bölümlerinden farklıydı. Dizinin ikinci, üçüncü sezon bölümlerini hatırlattı bu durum bana. İlk sezonda kurdukları mitoslara farklı açılardan yaklaşarak gayet tatlış bölümler çıkarmışlardı o zamanlar da. Bu bölümde de daha ilk saniyeden bir cadı işi üzerinde olduğunu anladığımız Dean’in tongaya düşmesini izledik başlar başlamaz.

İşin içinde cadılık olunca Rowena’nın gelmesi de kaçınılmaz oldu tabii. Rowena ve Crowley ikilisini analı oğullu çok seviyorum zannediyorum birçok okuyucumuz da benim gibi düşünüyordur. Uzun zamandır diziye giren izlemesi en zevkli karakter kendisi fakat Amerikan dizilerinin kötü huyundan o da nasiplendi bu bölümde senaristler sağolsun. Tüm dizi izleyicilerinin fark edeceği üzere birçok ana akım Amerikan dizisi kötü karakteri öldürmeyecekse ucundan kıyısından iyileştirip izleyici gözünde sempati ve empati yaratmaya oynuyor. Bunu Crowley de yaptıklarında tamam dedik memnun olduk ama keşke Rowena’ya gereksiz bir günah çıkarma sahnesi yazmasalarmış. Kafamızdaki güvenilmez, pragmatist, çıkarı için oğlunu satacak cadı Rowena karakteri baki kalsaydı.

dean2

Yukarıda belirttiğim gibi dizi Dean üzerine oynadı. Jensen Ackles çok güzel salaklaştı. Tam gif olmalık, yorum olarak paylaşmalık, Tumblr’a malzeme etmelik sahneler çıkardılar ortaya. Ackles’i Dean Winchester dışında bir karakter oynarken görmeyi gerçekten çok istiyorum. Kendisinin son sinema performansı 2009 yılında çekilen Sevgilileri Günü Katliamı ismiyle Türkçe’ye çevrilmiş bir film olarak gözüküyor. Bence Jensen abimiz bundan daha iyilerini hak ediyor. Dizi zaman zaman rezil denecek kadar çok bozmuş, karakterlerin cılkı çıkmış, daha da toparlayamaz denilecek yollara gitmiş olabilir fakat Jensen Ackles kendini hiç bozmadı. Enerjisiyle komedi kabiliyetiyle diziyi izletecek şeylerden biri olarak kalmayı daima başardı.

Ömrünün bir kısmını hikaye çözümlemeye ve yazmaya harcamış biri olarak şunu da eklemem gerek: Bazı konularla ilgili kurgular meydana getirmek gerçekten zordur, açık verme ihtimalinizin çok olduğu mevzular vardır. Zamanda yolculuk bu konuyla ilgili en klişe örneklerdendir mesela. Zamanda yolculuk konulu bir eser yazdığınızda eğer müthiş bir ön çalışma yapmadıysanız büyük ihtimalle açık verirsiniz.

Supernatural bu tip açık verilecek konulara çok düşüyor ve izleyicinin merhametine sığını bu konuları çok da güzel işleyemiyor açıkçası. Seneler önce Sam’in ruhunu kaybettiği sıralarda da buna benzer şeyler olmuştu. Sözde abimiz bütün duygularını kaybetmişti fakat kin duyabiliyor öfkelenebiliyordu halen. Bu bölümde de hafızanın yavaş yavaş silinmesi mevzusunda baya açık verdiler. Öncelikle olayın nasıl cereyan ettiğini otuz saniyelik bir diyalogla açıklasınlar istedim. Yani bu anılar rastgele mi siliniyor? Yeniden eskiye mi siliniyor ne oluyor? Az önce kendi adını hatırlayamayan adam kardeşinin adını nasıl hatırlıyor? diye sorguladım. Hepsini geçtim adam ateş edebildiğini bile unutmuşken nasıl ortama dalıp milleti takır takır vurdu diye düşündüm. Sonra hepsini sineye çektim ne yapalım.

Son olarak eklemeden duramayacağım, Mary Winchester rolünü oynayan hanımla bölüm başına anlaşmışlar sanırım. Çok çok ihtiyaç duyulmadığı sürece kendisini ortaya çıkartmıyorlar. Yok başını alıp gidiyor, yok avlanmaya çıkıyor falan. Hatırlayanlar olur bir dönem Misha Collins ile de bu şekilde anlaşmışlardı yanılmıyorsam.

Özetle dizinin bu bölümü fena değildi sevgili okuyucu. Umarım böyle eğlencelik filler bölümler yapmaya devam ederler de 45 dakikamızı keyifle geçirir, mantık hatalarını falan da görmezden geliriz.

Sizin yorumlarınız neler? Yorum yazın öğrenelim

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER