George Lucas, bu dünya var oldukça yaşayacak olan sonsuz bir eser bırakmıştı bize. Sonrasında bu eser, Disney’e satıldı ve biz her yıl 1 adet Star Wars filmi izleyeceğimizi öğrendik. Sevindik, mutlu olduk, içimizde ki aydınlık ve karanlık tarafı dengede tutmaya çalıştık. Artık Güç bizimleydi! Bu gaz verici konuşmadan sonra Skywalker hikayesine kısa bir ara veren ve bizi geçmişe döndüren Rogue One’ı konuşalım. Disney’e satıldıktan hemen sonra Star Wars çizgi romanlarında satışlar inanılmaz bir şekilde artmıştı ve daima ilk 5 içerisinde yer alıyordu. Buna sebep olan MARVEL adı altında çıkmasından çok, eski evrenin neredeyse tamamının sıfırlanması ve anlatılmayan hikayelere daha fazla ağırlık verilebilmesiydi. Rogue One’da aynı yolu izleyerek, New Hope öncesi çalınan Death Star planlarını bize izletti. Bir düşünün, koskoca bir evren ve bu evren içerisinde sayısız gezegen, karakter izledik. Tüm bu kahramanların ana rolden yan rol hatta figüran ayarına düşürüldüğü ve hiç anlatılmayan insanların ana role geçtiği bir film izledik. Bu ciddi manada bir riskti ve bu riski tek kelimeyle HARİKA atlattılar. Rogue One, buram buram nostalji kokan havasıyla tüm Star Wars filmleri içerisinde en iyilerden biri olmayı başardı.

Fotoğraftan sonra SPOILER dolu olacak incelememe başlıyorum. Filme henüz gitmediyseniz buradan sonra okuyacaklarınız sizi ciddi anlamda üzebilir, bana sövebilirsiniz. Spoiler uyarımı yaptım ve başlıyorum!

rogue-one-darth-vader

Alışık olmadığımız bir şekilde açıldı Rogue One. İlk kez bir Star Wars filminde hikayenin özetini anlatan kayan yazı olmadan başladı. Bu bir SW filminde ilk kez oluyor ki bu olmadığı için istemsiz bir ağız kaymasıyla karışık MEH diyorsunuz. Bu yüzden Star Wars evrenini Lucaslı ve Lucassız olarak ayırmamız doğru olacaktır. Her açıdan. Çünkü Lucas, politikayı filmlerine öyle güzel yedirmişti ki biz filmleri izlerken hem Jedi’lara hem Sith’lere karşı empati kurabilmeyi başarıyorduk. Senatör Amidala’nın ülkesi Naboo’dan beri başlayan ve bugünlere kadar izlediğimiz konular daima politika üzerinden yürümüştü ve biz her görüşten her kesimin düşüncelerini biliyorduk. Yine Lucaslı dönemler bize bir sürü yeni gezegen, bir sürü yeni ırk görmemizi ve bu ırkların bir arada yaşadığı sayısız mekanı görme şansımız olmuştu. Lucas sonrası Disney, Force Awakens de hem politika olarak hem yeni gezegenler açısından sınıfta kalmıştı. Hatta hayranlar E BU NEW HOPE ? diyerek kafaları bile sıyırdı. Rogue One ve yönetmen Gareth Edwards bu hataya düşmemiş hatta George Lucas’tan bile fazla gezegen, mekan ve farklı türleri görmemizi sağladı. Hikaye ise gezegen yok edici silah projesi tekrar başladığı için Krennic’in Galen Erso’yu ziyaretiyle başlar. Galen, Death Star projesinin başı ve bugünlerin geleceğini bildiğinden kızını ve karısını yollamaya çalıştı ancak karısı dönerek kocasını kurtarmaya çalışırken Krennic tarafından öldürülüyor. Galen ise sonlarda söylediği gibi o olmasa bile bir başkası bu silahı tamamlayacağı için kendisi bu yola baş koyuyor ve Death Star’a ailesini kaybetmiş bir adam olarak gidiyor. Galen Erso’yu canlandıran Mads Mikkelsen filmin karanlık tonuna çok güzel uymuş. Dr. Strange’in kötüsü olduğunda çok beğenememiştim ancak ailesi ve evren için kendini feda eden baba rolünde oldukça başarılıydı. Sığınakta saklanan kızı Jyn ise asilerden Saw Gerrera kurtarıyor ve hayatını bu amaç için feda edeceği Asilere ilk adımını böylece atmış oluyor. Jyn’in karakter gelişimi tam tamamlanamadan hikayesi bitti. Karaktere film boyunca sorumluluklar yüklenmesine rağmen biraz yabancı kalıyor. Dişi bir Han Solo yaratmak istemiş olabilirler. Bu sırada ise olaylar gelişiyor ve Rebellion (Asiler) askerleri, gezegen yok edici Death Star’dan haberi olur olmaz bu silahın onların sonunu getireceği düşüncesiyle Kaptan Cassian Andor’u Jyn’in babası Galen Erso’yu öldürmesi için göreve yolluyorlar. Elbette Jyn ile birlikte. Bu yolculukta ise filmin en güzel detayı ile tanışıyoruz ki o da K-2SO. Bilmiyorum izlerken farkettiniz mi ancak imparatorluğun eski robotu olan K-2, bizim bildiğimiz Sheldon Cooper! Her konuşmasında resmen Sheldon’ı gördüm yani bu konu mutlaka The Big Bang Theory dizisinde işlenecektir. Sheldon’a bu kadar benzer bir robotu izleyince istemsiz onunla karşılaştırmaya başladım ve film boyunca bundan kurtulamadım. Ancak bu onun başarılı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Filmin mizah görevini tamamen K-2 üstlenmişti ve bu seviye tadında bırakıldığı için mutluyum. Çünkü Cumhuriyet çökmüş ve İmparatorluk ilan edilen bir sistem içerisinde herkesin korkuyla yaşadığı bir yerde fazla mizah sırıtabilirdi. Jyn, Cassian ve K-2 gittikleri Jedha gezegeninde tanıştıkları usta dövüşçü Chirrut ve silahtarı Baze ile tanışıyorlar. Burada Galen Erso’nun bir pilot aracılığıyla Saw Gerrera’ya ilettiği mesaj, tüm Star Wars evrenini etkileyecek kadar önem içeriyor çünkü Galen, Death Star’ın içine kimsenin farketmeyeceği kadar ufak ama etkili bir sistem yerleştirmişti. Tüm bu ufak detaylar Death Star’ın yok edilmesiyle son bulacağı için oldukça önemli.

donnie-yen-chirrut-imwe-star-wars-rogue-one-209958

Rogue One bize 35 sene önce çekilmiş bir hikayeyi anlattığını unutmadan izlersek, yönetmen ve oyuncuların mükemmel bir iş çıkardığını anlayabiliriz. O günün oyuncularını 2016’da tekrar izlemek ve hiçbir detayın atlanmadan aynı şekilde aktarmak inanın tahmin ettiğinizden de zor bir olay. İşleri ne o kadar para kazanıyorlar, bütçeleri var, ayetler var diyebilirsiniz ama Darth Vader karanlıklar içinden kırmızı ışın kılıcıyla çıktığında tüyleriniz diken diken oldu mu ? Oldu. Heh benim için bu kâfi. Tabi Rogue One’ı izlerken hepimizin tahmin ettiği veya etmediği şeyler vardı. Örneğin ana karakterlerin neredeyse hiçbiri öbür filmler de olmayacağını biliyorduk. Bu da onların planlar çalındığı sırada öldüğünü tahmin etmemize yol açıyordu ki öyle oldu. İmparatorluk döneminin sayısız kahramanlarından birkaçını izledik ve bu alt tema beni hoşnut kıldı. Çünkü bunun devamı gibi bir şey söz konusu olmayacaktı ve izlediğimiz tüm kahramanlar bu filmle sınırlı kalacaktı. Jyn’in Death Star patlaması sonucu ölmesiyle birlikte çok konuşulan Rey, Jyn Erso’nun kızı teorisi de çökmüş oldu. Öbür yandan ise canlarını verdikleri planların çalınması, imparatorluğun parçalanmasının ilk adımı olması bakımından gurur vericiydi. Tahmin edemediğimiz şeyler ise Darth Vader’ın mevzuya girişi, 3PO ve R2D2’nun klasik karı-koca atışmaları ama en özeli, en tüyleri diken diken eden kişi Leia idi. Leia’nın görüneceğini hayal bile edememiştim ancak filmin sonunda planlar eline tutuşturulduğunda Leia’yı gösterdikleri an içimdeki geek adam yine çığlık atmak istedi! Filmin başı ve ortalarında Senatör Organa’yı görmüştük ve kızından yani Leia’dan da bahsettiğinde dahi yüzüm tebessüm etmişken Leia’yı direk göstermek müthiş bir olaydı. Aklıma geldikçe hala tüylerim ürperiyor ve Leia’yı göstermeyi akıl eden kim/kimler ise önlerinde saygıyla eğiliyorum.

Easter Eggler

JEDHA

a-new-planet-called-jedha-1471031680

Film boyunca birden çok gezegen gördük ama buranın önemi farklı. Jedha, ışın kılıcının ham maddesi olan Kyber kristallerini barındıran bir şehir. Yönetmen Edwards, Jedha için şunları söylemiş;

“Eğer Jedi veya Güç’e inanıyorsanız, buranın hayatınızda mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir yer olduğunu hissedersiniz.”

Işın kılıçlarının çıktığı ve Chirrut gibi Force’a inanan birilerinin çıktığı Jedha şehri, imparatorluk döneminde dahi Jedilar için uygun bir yer olarak bize aktarılıyor.

AT-ACT

at-act-walker_78783f1b

Bunları görünce savaş robotları AT-AT’ler ile karıştırmanız çok doğal. Ancak bunlar kargo taşımaları için üretilmiş olan AT-ACT’ler. Yani ismini açarsak All-Terrain Armored Cargo Transport. Death Star’ın inşaasında malzemeler bu dev robotlar ile sağlanıyordu. AT-AT’ler ise tamamen saldırı amaçlı yapılmış makinelerdi.

Cantina İkilisi

Bu abileri hatırladınız mı ? Luke, girdiği bar da ikisiyle atışmıştı ve aynı ikili Rogue One’da Jyn’e çarpmışlar ve anında kavga çıkarmışlardı. İkiliyi görmek tebessüm ettirdi.

Dejarik

image_bc196054

A New Hope ve Force Awakens de gördüğümüz müthiş satranç oyununu, Rogue One’da hologram olarak değil daha fiziksel haliyle görüyoruz. Jyn, Sam’in karşısına getirildiğinde Cassian,  Chirrut ve Base hapisteydi. Bu sırada Sam’in askerleri Dejarik oynamak ile meşguldü.

Tarkin

tarkin1

CGI ile karşımıza çıkan bir başka önemli karakter Tarkin oldu. İmparatorluk döneminin önemli komutanlarından olması ve onu tekrar görmek Rogue One’ın artı yönlerinden biriydi. Eskiden Tarkin’i canlandıran oyuncu Peter Cashing’in 1994 yılında hayatını kaybettiğini de belirtelim.

Death Star’ın zayıflığı ; Thermal Exhaus Port

syxhd

Death Star gibi bir silahın ne kadar saçma zayıf noktası var ? tartışmalarını mutlaka duymuşunuzdur. Ancak bunun yapım amacının Galen Erso’nun silahı yok etmek için olduğunu anladık ve bu kavga da burada bitmiş oldu.

Black Sabre

pre-vizsla-engaging-the-darksaber-in-battle-with-obi-wan-kenobi

Bir diğer adı Darksaber olarak geçen bu siyah kılıç, Jyn ve Cassian veri odasında planları ararken bahsedildi. Bu kılıç eskiden Jedi Order’a aitti. Ancak Old Republic’in düşüşüyle birlikte Mandalorialılar tarafından çalınıyor. Sonrasında ise kuşaktan kuşağa geçerek Phantom Menace’da izlediğimiz Darth Maul’un eline geçiyor. Tabi bunlar filmler de değil Star Wars: Rebels ve Clone Wars animasyonlarında geçiyordu. Filmler de hatırladığım kadarıyla ilk kez bahsedildi ve anladığımız üzere bu kılıç İmparatorluk tarafından saklanıyor. Ayrıca Saw Gerrera’da aynı şekilde animasyonlardan filme aktarılmış bir karakter.

Rogue One hakkında görüşlerim bu kadar. Kendi görüşlerinizi ve sizin gördüğünüz easter eggleri yorum olarak bize atın, birlikte tartışalım.

 

 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER