Çok uzun bir vakit, Spider-Man’in evine dönüşünü bekledik. Hatta bu süre öyle uzun sürdü ki, artık herkes umutlarını kesmiş ve bizim yaşımızdaki kişilerin Spider-Man’i asla bir Iron Man’in yanında savaşırken, Kaptan’a duyduğu saygıyı canlı canlı göremeden ölüp gideceğimizi düşünüyorduk. Ancak Marvel hayranları bu isteği o kadar büyük yüksek sesle dillendirmeye başladı ki, ne Marvel ne Sony bunu atlayamadı. Marvel, iflasını açıkladıktan sonra en sevilen karakterini Sony’e vermişti ve Sony 2002 yılından itibaren hem süper kahramanlar çağını başlatmış hem de Spider-Man gibi sevilen bir kahramanın gücünü tüm sinema sektörüne net bir şekilde göstermişti. Zaten Sony’nin son elle tutulur işlerinden olan Spider-Man, çok değerliydi. Ancak Sony bunu son Spider-Man 3 filmiyle başlayan ve Amazing serisiyle sürdürdükleri berbat filmler kuşağıyla elindeki pırlantayı kömüre dönüştürdü. Marvel ise 2008 yılında başlattığı evrenine belki Spider-Man’i dahil ederek başlayamadı ancak Sony’nin yaşadığı krizleri fırsata çevirerek bize bu günleri görme şansını sağladı.

Velhasıl, sonunda Spider-Man evine döndü ve herkesin merak ettiği konu 15 senede çekilmiş 5 Spider-Man filminden ne kadar değişik olabileceği idi. Sonuçta Ben Amca yine ölecekti, o örümcek yine Peter’ı ısıracak ve büyük güç, büyük sorumluluk getirecekti. Marvel, her ne kadar Batman ile birlikte en sevilen kahraman olan Spider-Man’in isminin önemini bilse de, bu noktaları atlamadı ve geçtiğimiz 5 senede izlediğimiz neredeyse hiçbir şeyi, izlemediğimiz her şeyi ise ekleyerek önümüze tarihin en çizgi roman kökenine uygun Spider-Man filmini izlettiler. Filme ne kadar bayılırsam bayılayım gönlümde hala Tobey’li Spider-Man 2 ilk sıradaki yerini koruyor.

Buradan sonrası artık SPOILER inceleme kısmına geçmek istiyorum. Yazacak çok fazla detay var ve hiçbirini atlamak istemiyorum. Aşağısı filmi izlemeyenler için çok ağır SPOILER içerecektir.

-Son olarak film bitince hemen çıkmayın, 2 ek sahne var.-

Yazıya ise elbette Is She With You ile birlikte en sevdiğim ve en favori parçalarımdan biri olan Spider-Man theme ile başlayalım derim.

Başlığı sadece etkilemek amacıyla girdiğimi sanmanızı istemem. Filmi izlerken hissettiğimin tek cümlelik bir özetini en başa yazmak istedim çünkü gerçek buydu. Spider-Man, hayatımıza gireli ne savaşlar, ne dahiler ne olaylar gördü. Doğal bir seleksiyon olarak elbette bulunduğu dönemlerin şeklini aldı. Tıpkı diğer kahramanlar gibi. Bu yüzden Golden Age, Silver Age gibi dönemler anılır ve sevilir. Ancak artık teknoloji çağındayız ve 100 yıl önceki temaları günümüzde izlemek, görmek izleyiciyi her açıdan çağın gerisinde hissettireceği için süper kahramanlar daima yeni kalmak zorundadır. Tek değişmeyen şeyleri yazıldıkları gün içlerine konan o ruhları ve karakteridir. Bu yüzden Spider-Man on senelerdir hala para bulmak için fotoğrafçılık yapar, May Hala’yı tehlikelerden korumak için zilyon badire atlatır ve bir kez yaptığı o sorumsuzluğu asla unutmaz ve en ufak yapabileceği işi yapar, sorumluluğu alır.

Spider-Man: Homecoming, bizlere geçmişin ve geleceğin, nostaljinin ve yeniliğin birleşimi ile harmanlanan harika ve en güzel Spider-Man’i izletiyor.

En başta Kevin Feige’den başlayan ve bunun bir Peter Parker filmi olduğu silsilesi, filmin hemen başında tekrar bize hatırlatılıyor. Zaten Spider-Man’in kendi filminde yan karakter gibi durduğunu hissetmeye başlamanız çok fazla süreyi bulmuyor. Peki bu bir eleştiri mi? Evet. Kötü bir eleştiri mi? Asla! Ben bu tarz anlatım tekniğini çok sevdim. İlk dediğim 15 senede izlediğimiz 5 Spider-Man filminden ötürü bu yöntem tercih edildi elbette ama ben Peter Parker filmi izlediğimiz için çok mutluyum. Sonunda çizgi romanlarda gördüğümüz o Peter Parker ruhunu filmin her saniyesinde izleyebilmek benim kendimi Stan Lee gibi hissetmemi sağladı inanın. Yani Stan Lee olsam muhtemelen tüm film boyunca ağlardım. Öylesi bir gururla dolarım ki eminim Stan Lee de aynı şekilde hissediyordur.

tumblr_oi3ukzzvzT1rc44lao3_500

Olaylar ise Adrian Toomes’un Vulture olmadan önce bir belediye çalışanı iken olaylara Damage Control’ün atanmasıyla işinden olması ile başlıyor. Damage Control tüm bu süper kahramanların savaşlarından sonra şehri eski haline getiren bir birim. Burada bunu Tony Stark’ın ilk Avengers filmi ile birlikte kurduğunu görüyoruz. Tahminime göre zaten bir dizisi planlanıyordu ve Spider-Man sonrasında mutlaka dizi haline geleceğini düşünüyorum. Agents of Shield, yanı başına ek bir diziyi henüz koyabilmiş değil. Agent Carter’ın ilk iki sezonundan sonra o konuda derin bir boşluk var. Damage Control ise bu boşluğu doldurabilecek uygun bir potansiyeli var. Bakalım.

Toomes, işinden olduğu an Chitauri saldırısında şehire saçılan silahları ve teknolojileri toplayarak yer altı çetesinin lideri oluyor. Elbette bu sırada Peter Parker’ın Civil War’a nasıl gittiğini, savaşta gözükmediği sıralarda ne hissettiğini ve savaş sonrasında yaptıklarını görüyoruz. Bunu görme şeklimiz ise teknoloji çağında doğan her birey gibi telefona video çekerek oluyor. Yani bu samimiyet, doğallık, günümüze uygunluk o kadar hoşuma gitti ki anlatamam arkadaşlar. Hepimiz gözümüzü açar açmaz, yüzümüzü yıkamadan, çişimizi inatla tutarak telefonlara koşuyoruz. Teknoloji yüzyılında kahraman olan bir Peter Parker var karşımızda ve her heyecanını telefonuna kaydetmesi, videolarının Youtube’a konarak bu şekilde tanınırlığının artması aşırı iyi ve aşırı ince dokunuşlardı. Civil War sırasında olanları telefonuna kaydedip olayları bir de bu şekilde izlemek ciddiyeti düşürebilir ancak Civil War zaten beklentileri sadece ismiyle çıkarmış ve bırakmış bir filmdi. O yüzden Spider-Man’in arkada kendince takılma kısımlarını atlamamaları bu filmin tonuna aşırı yakıştı.

giphy-9

Marvel’ın 2008 senesinde başlattığı serüvenin Spider-Man’e olan etkilerini izledikten sonra ana hikayemize girişi yaptık. Bir sürü renkli ve sevilen Spider-Man karakterlerini izledik. Shocker’dan tutun Donald Glover’ın canlandırdığı Aaron Davis, Scorpion Mac Gargan’a kadar daha önceki filmlerde adı bile anılmayan karakterleri görmek güzeldi. Zaten filmi eleştirebileceğim fazla noktası olmadı. Hatta aradan çıkarmak adına onları ekleyeyim burada. Herkes Tobey Maguire Spider-Man’inin çizgi romanlara bağlayıcılığını sorgular ancak hiç kimse epikliğinden ve savaş sahnelerini müthişliğini unutmaz. Spider-Man: Homecoming, biraz epiklikten uzak kendi içinde güzel bir yapım. Ancak epik değil. Bir başka içimde patlayan olay ise Vulture vs Spider-Man oldu. Spider-Man ölmeyecek elbette ancak zilyon kuru sıkı tehditten sonra onu öldürebilecek iken Iron Man’in eşyalarına odaklanıp kaçmaya çalışması ve kanatlarının havaya uçması sonucu Vulture’un yakalanması bana MEH dedirtti. Ki o sahnenin arka temasında Spider-Man’in Ben Amca sonrası hiçbir sorumluluğu bırakmamasını karakterine işlediğini göstermek için istiyorlardı ama çok sönük kaldı. Zaten hala Spider-Man 2’nin en baba film olma unvanını geçememesi bu sahne yüzünden emin olun. Feribot olsun, uçak dışı olsun sahneler cidden enfesti ama birebir kavga ettikleri sahne çok azdı. E haliyle bomba gibi filmin epiklik kısmını sorgulatır halini alıyor. Ancak bu ikisi dışında kötü anlamda eleştirebileceğim gerçekten başka bir olay olmadı. Film o derece hoş, nostaljik ve güzeldi.

Gelelim her Marvel filminde eksilere yazdığım soundtrack konusuna. Marvel gönülleri her film daha da almaya başlıyor sanırım. Doctor Strange ost’larını kişisel olarak hala müthiş sevmesem bile, eski filmlere nazaran akılda kalıcıydı. Spider-Man’de ise klasikleşmiş theme parçasını opera eşliğinde çalınması, bunu da Marvel Studios logosuna yerleştirmeleri sonucu daha filmin başında kendimi kaybetmiştim. Bu şekilde gururlu hissettiğim son film karesini hatırlamıyorum bile düşünün. Daha filmin başında gaza gelmiştim ve bundan sonra olacak olan her şeyi beğeneceğimi o an anlamıştım. Marvel Bey neler yapıyorsunuz bize böyle?

giphy

Filmin muhtemelen hepimizi şok eden kısmı ise Zendeya yani Michelle yani MJ oldu! Zendeya’nın canlandırdığı karakterin herkes polis olan Vin Gonzales’in kardeşi Michelle Gonzeles olduğunu düşünmemizi istediler ancak nedense film gelmeden hemen önce Zendeya’nın Mary Jane olduğu dedikodusu yayıldı. Peki bu olayın gerçeği ne? Bildiğim kadarıyla Mary Jane Watson’ın Michelle diye bir adı yok. Ancak demir adamların havada uçtuğu, 65 sene buzda kalan adamın günümüzde canlanması gibi olayların yaşandığı bir evrende Mary Jane’in ortasına Michelle koymak zor değil. Ancak bunun sadece kafa karışıklığı için senaryoya konmuş bir hamle olduğunu düşünüyorum. Her MJ denen kişinin Mary Jane olması gerekmiyor ve Zendeya’nın protestocu, insan haklarına saygılı kişiliği ile bizim çılgın Mary Jane’in pekte alakası yok. O yüzden Michelle’in hala Michelle kalacağını düşünüyorum ama Zendeya’nın MJ çıkması ihtimalinde de üzülmeyeceğimi belirtmek isterim.

Ufak ufak notlar:

  • Tom Holland gelmiş geçmiş en iyi Peter Parker, gelmiş geçmiş en iyi Spider-Man olma potaniyeli taşıyan bir oyuncu olduğunu kanıtladı. İlk film Spider-Man’i çömez olarak gösterdiği için henüz en iyi Spider-Man olmadığını ama olacağını düşünenlerdenim.
  • Spider-Man Theme parçasını övdüm ama övmelere doyamıyorum. Tüm parçaların güzel olduğu ilk ve tek MCU filmi.
  • Flash Thompson karakteri, hem Spider-Man hem Peter için çok önemlidir. Bu yüzden Tony Revolori’nin canlandırdığını duyduğumda üzülsem bile rolün altından iyi kalktığını gördüm. Flash diyince bize daima kas kütlesi ve bedensel gücüyle karşısındakini ezen, sporcu ancak çok fazla akıllı olmayan biri olarak tanıtıldı. Burada ise fiziksel güç yerine sözleriyle karşısındakini aşağılama ve sadece kendini düşünen bir karakter olarak lanse edilmiş. Yani Flash bile günümüzün kabadayıları şeklinde anlatıldı.
  • Michael Keaton, MCU filmlerinin bitmek bilmeyen tek filmlik kötü adam imajını paramparça ederek Batman’den sonra akıllara bir de Vulture olarak kondu bile. O nasıl karizmadır be abim? Emin olun bu filmi bu kadar güzel yapan detayların en ama en başında geliyor. Vulture o kadar güçlü bir villain hiçbir zaman olmadı ancak onu Keaton canlandırdıysa istemeseniz bile bu karakteri ciddiye almak zorunda kalıyorsunuz. Belki yakalanma kısmı fail oldu ancak Mac Gargan ile konuşmalarında Peter’ı satmaması ve o gülümsemesi beni benden aldı. Bu tür düşmanını başka düşmandan koru olayını DC Flash ve Rogue ekibi arasında görürüz genelde. Çok güzeldi çok!
  • Mac Gargan demişken kendisi klasik Spider-Man villaini olan Scorpion. İlerde ise Eddie Brock sonrası Venom oluyor ancak bunlara kadar gelmeden kendisini tıpkı Shocker gibi yan villain olarak ikinci filmde görürüz.
  • Korktuğum gibi bu filmin Iron Man 4 olmadığını gördük. Iron Man’in rolü Peter’ın gelişiminde çok önemli noktalarda vardı. Az ve özdü. Gerektiği yerlerde çıktı ve sahnesi bitti. Tam tadındaydı.
  • Happy, Peter ile konuşurken sifonu çeken ve ellerini yavaş yavaş yıkayan çekik çocuk! Adamsın sen.
  • Suit Lady yani Karen’ın Spider-Man’e çok ama çok fazla yardım ettiğini düşünüyorum. “O kostüm olmadan ben bir hiçim” felsefesinin yanlış olduğunu göstermek için anlattınız eyvallah ama Spider-Man bu kadar çömezken her şeyi Karen sayesinde bulması, etmesi fazla göze battı sanki.
  • MCU’da tüm süper kahramanların kimlikleri tanınıyor. En gizlisi olması gereken Spider-Man’i May Halası bile öğrenmiş oldu. Durdurun şu olayı artık, lütfen.

Easter Eggler:

  • Liz ve arkadaşları beden dersinde aralarında konuşurlarken Spider-Man’in içindeki kişiyi beğenip beğenmeyeceklerini tartışıyorlardı. Bu sırada Liz’in yanındaki kişi YA KOSTÜMÜN İÇİNDE TAMAMI YANIK BİRİSİ VARSA? diye sormuştu. Tabii akıllar anında Deadpool’a gitti bile! Deadpool’a selam verilmeseydi asıl o zaman ayıp olurdu.
  • Ned, Peter’a ağ sıvısının mesafesini ölçmesi için bir binaya çıkıp deneme yapması gerektiğini söylemişti. Tıpkı ilk Spider-Man filminde Tobey’nin yaptığı gibi. O efsanevi SHAZAM hareketini hala hatırlıyorsunuzdur. Ben bu binaya çıkıp mesafe ölçme olayını ilk filme gönderme olarak düşündüm. Bir de Spidey asansörde ters sallanırken Karen’ın Peter’a Liz’i öpmesi gerektiğini söylemesi yine 2002 yapımı Spider-Man filminin en meşhur anı olan MJ ile öpüşmesine bir göndermeydi.
  • Peter’ın Avengers olmayı takıklık haline getirmesi, Spider-Man’in ilk sayılarında Fantastic Four üyesi olmak istemesiyle paralel götürülebilir. Ne dersiniz?
  • Filmde 2 tane Shocker oldu gördüğünüz üzere ve çok çabuk yakalandı. Yani bir karakter çizgi romanlardan ancak bu kadar aynı canlıya aktarılabilirdi. Sinister Six kurulmadıkça Shocker böyle yakalanıp, hapise atılmaya devam edilir. Karakter ise The Amazing Spider-Man’in 46. sayısında ilk kez karşımıza çıkmıştı. Yani 1967 yılında.
  • Donald Glover’ın canlandırdığı Aaron Davis karakteri önemli. Çünkü kendisi Ultimate Spider-Man öldükten sonra onun yerini alan ve evrenlerin çarpışması sonucu oluşan Battleworld de yer alan iki Spider-Man’den biri olan Miles Morales’in amcası. Zaten Spider-Man ile konuştuğu enfes sorgu sahnesinde korumak istediği yeğeninden bahsetmişti. O kişi muhtemelen Miles idi. Zaten Donald Glover hali hazırda Miles Morales’li Spider-Man animasyonlarında Miles’ın seslendirmesini yapan kişiydi.
  • Filmin sonunda Peter, o çok istediği Avengers olabilecek iken orta sınıf mahallenizin dostu Örümcek Adam olmayı seçti. İşte tam bu sırada karşımıza gözlerimin cennete eriştiği o Iron Spider kostümü geldi! Civil War çizgi romanındaki ile alakası yoktu ama sonuçta oydu. Hatta Civil War’da yaşanılan tarihi basın konferansının bir benzeri yapılmak üzereydi ki, Peter bunu kabul etmedi. Çok ama çok minikte olsa orijinal Civil War’a yapılan göndermeler çok güzeldi.
  • Bu bilgiyi bende bilmiyordum ancak öğrenince hoşuma gitti. Spider-Man’in konuştuğu Suit Lady Karen’ı seslendiren kişi Jennifer Connelly imiş. O kim derseniz kendisi Eric Bana’lı Hulk filminin Betty’si, günümüz Vision karakterini canlandıran ve Jarvis’i seslendiren Paul Bettany’nin eşi. Karı-Koca yapay zeka oldular anlayacağınız.
  • Herkesin Gwen Stacy olarak düşündüğü sarışın ufak kızın Betty Brant olduğu ortaya çıktı. Kendisi gelecekte Peter Parker ile Daily Bugle’da çalışacak olan kişi. Tobey’li filmde Jameson’a ilaçlarını hatırlatan kişi kendisi diyeyim belki öyle hatırlarsınız.
  • Peter’ın okul müdürünü canlandıran kişiyi gözünüz bir yerlerden ısırmış olmalı, normaldir. Çünkü kendisi Kennett Choi ve The First Avenger’da Kaptan’ın hapisten kurtardığı kişilerden biriydi. Müdür ise o askerin torunu. Zaten oynayanlar aynı kişi. Çok tatlı olmamış mı ya?
  • Farkettiyseniz Spidey-Sense Peter’ın güçleri arasında yoktu. Ne May Hala’yı ne Ned’i ne Vulture’u hissedebildi. Örümcek hislerinin farkında olmayışı bir ihtimal ancak hiç olmayacaksa biraz sorun olabilir. Örümcek Hisleri, Spider-Man’in olmazsa olmazıdır. Umarım henüz bu gücünün farkında değildir diyelim.
  • Happy’nin adını söyleyemediği ve evet benim dahi Google’a bakmam gerektiği Thor’un kemeri Megingjoro’nun Avengers binasına taşınışını gördük. Hela Mjolnir’i parçaladıktan sonra bu kemeri almaya gelecektir Thor.
  • Peter’ın enkaz altında kaldığı ve çıkamadığı sahneyi hatırlıyorsunuzdur. İşte o sahne The Amazing Spider-Man #33’te yer almış. Yarı Spider-Man yarı Peter Parker görselini ise es geçmemek lazım. Genelde örümcek hisleri harekete geçtiğinde bu betimleme yapılırdı ama o sırada Peter’ın kendine olan inancını arttırma motivasyonu olarak kullanıldı.

amazing-spider-man-homecoming-33-lift-rubble-ditko

İncelemem, yorumlarım ve toparlayabildiğim tüm easter eggleri yazdım arkadaşlar. Peki sizce Spider-Man: Homecoming nasıl bir filmdi? Yorumlarınızı yazın birlikte tartışalım. 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER