Powerless, çizgi romanlardan fırlayan süper kahramanların çağında normal insanların yaşadıklarını ve hissettiklerini anlatması fikriyle yola çıkan bir dizi. Bu yüzden çok mantıklı ve dizisinin çekilebilmesi en olası fikirlerden biri. Süper kahramanlar sağda solda çatışırken normal insanların neler yaşadığını 2-3 saniye boyunca görürüz ancak burada süper kahramanları hiç görmeden sadece aşağıda yürüyen, minik pastalar satan esnafın yaşadığı komik halleri izliyoruz. Bu durum beni açıkçası memnun ediyor. Memnun olmadığım şey ise Flash’ın veya Batman’in ismini geçirmekle süper kahramanlar arasında yaşayan insanları değil The Big Bang Theory’nin yıllardır yaptığı şeyi tekrar izletiyor olduğunuz gerçeği. Bunu ise SPOILER kısmında irdeleyelim.

800

20 dakikalık bir dizi için gereksiz yere eleştiri yapmak istemem aslında. Çünkü izlerken hem güldürüyor, hem süper kahramanların isimlerini duyarak fantastik bir süper kahraman yarışmasına giren insanları görmek beni mutlu ediyor. Çünkü oradaki insanlar, geçen hafta söylediğim gibi bizi anlatıyor. Ancak bu dizinin konsepti senaryo ile biz bu işi komikleştirelim geri kalanlar pek önemli değil olmamalı. Senin bize sunduğun şeyi 2. bölüm itibariyle yıkmış oldun. Tamam yukarıdan geçen Jack O’Lantern yine vardı ama hem görsel olarak hem dizinin ana fikri olarak çok zayıf kaldı.

Bölüm boyunca bir Bruce Wayne olamayan kuzen Van Wayne’in saçma sapan çocuksu tripleriyle Wayne Dream Team arasında omuzu gözükmesini ve sekreteri Jackie’ye kendi yetersizliğini aktarıp durmasını izledik. Silah duruşunun caps yapılması kısmı dışında çok sıktı. Emily’nin ise biz 90’lar neslini çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Çoğumuz henüz patron olamadık ancak olanlar ve olmak isteyenler için çalışanlarıyla hem dost hem patron ilişkisi kurmak istiyordur. Emily’nin bu çabası hoşuma gitti ve tüm ekibi için anti-zorbalığı anlatan 6 saatlik videoyu 4 kere izlemesiyle ekibin arasına kendini kabul ettirdi. Gerçi yine kendi ekibinin internetini keserek bu duruma düşmüş bile olsa yine de sevilmek için bunu yapması çok tatlıydı. Asansörü inip çıktığı görüntülerinin Youtube’a düştüğünü aradan söylemeleri ise baya bir güldürdü.

İlk bölüm Bruce Wayne’e sundukları fikir ile son anda kapanmaktan kurtulduklarını düşünürsek, bu hafta iyi bir ürünle geri dönmeleri gerekiyordu. Bu da RUMBRELLA oldu. İcadın ana fikri, süper kahramanlar birbirlerini oraya buraya fırlatırken düşen molozların ölümle sonuçlanmaması için üretilen çelik kaplama bir şemsiye. Evet, şemsiye. Joker gülme gazına anti Joker serumu üretilmesinden hemen sonra bu fikir müthiş basit kaçtı. Konu mankeninin sürekli kafasının kopup yere düşmesi de aslında hem dizinin hem oyuncularının BİZİ BU KADAR CİDDİYE ALMAYIN YAHU mesajını net gösteriyordu. Sanırım bir tek ben ciddiye alıyorum ama elinde bol kaynak ve mizah unsuru varken bunu kullanmaman beni sinir ediyor Powerless!

Easter Eggler;

  • Superman’in yıkılan binaların içinden sadece Lois Lane’i kurtarmaya çalışmasına enfes dokundurmuşlar. O kadar güldüm ki, geri sarıp tekrar izledim ve yine güldüm. O kadar haklılar!
  • Flash ve Zoom’un savaşına değinildi. Rumbrella’yı tanıtırken Flash’ın Zoom’u bir binaya fırlatışıyla sunum yapıldı. Ayrıca Sinestro’nun Flash’ı bir hapishaneye tıkabildiğine şahit olduk.
  • Jack O’Lantern’in kötü adam kahkahasıyla havadan geçişi, Batman logosu ve Crimson Fox’un bir gemi dolusu insanı kurtarmasıyla Emily’nin fantezi liginde ilk kazanmasını izlemekle yetiniyoruz.

Bunlar dışında bölüm ciddi anlamda zayıftı. Powerless’in ofis içi komedisi dışında ilerlemesi gereken uzun bir yol var. Karşımıza Batman’i çıkarın demiyoruz elbette, sınırlarınızı biliyoruz ama bu kadar da olmamalı. Komedi dizisi olarak izlemek sanırım en iyi seçenek olacaktır.

Dipnot: İnsan Kaynakları cidden ne iş yapar?

Powerless 1.sezon 2.bölüm hakkında ki görüşlerinizi bizlere yorum olarak atmayı unutmayınız!

Görüşmek üzere!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER