Televizyon tarihinin en uzun süreli bilim kurgularından olan Doctor Who’nun yılbaşı özel bölümüne pek az zaman kaldı. Yılbaşı bölümünü beklerken biz de biraz oturup Doctor Who hakkında laflayalım dedik.

Dizinin çoğu takipçisi gibi ben de diziye modern seri ile başladım. Birkaç bölümü dışında klasik seriyi pek de izlemediğimi itiraf edeyim. Bu yüzden yapacağım tüm eleştiriler modern serinin yaptıkları baz alınarak yapılacaktır.

Ben dahil birçok Doctor Who hayranı son sezonlardan pek de memnun değil. Bunun sebebine aşağılarda değineceğiz fakat önce dilerseniz biraz dizinin Show Runner’ı payesini Russel T. Davies’ten devralan ve bırakmak bilmeyen Steven Moffat’tan bahsedelim biraz. Moffat ters köşeli hikayelerin şahı bir adam. Bir öyküyü nasıl parçalayacağını, parçaladığı öyküyü nasıl toparlayacağını çok iyi biliyor. İnanmıyorsanız Blink’i, Silence in The Library’i tekrar bir izleyin.

Kariyerine R. L. Stevenson’ın Dr. Jeykll ve Mr. Hyde isimli eserinden ilham alan Jeykll isimli diziyle başlayan Moffat daha sonra İngiliz komedisinin ne kadar güzel olabileceğini ispatlayan Coupling’i yapıyor. İlişkiler ve cinsellik üzerine bir dizide dahi izleyicileri ters köşelere yatıran Moffat yetmiyor Sherlock gibi bir modern dönem tv efsanesinin de arkasında Mark Gattis ile birlikte duruyor. Tüm bunlarla yetinmeyip ufak ufak sinema dünyasına da yaklaşmak isteyen senaristimiz Spilberg’in meşhur Tenten filminde de senaryo yazdı, hikayeye katkıda bulundu.

Şu yukarıdaki paragrafı bir kez daha okuyun. Ne kadar pırıl pırıl bir biyografi neredeyse her biri birbirinden şaheser işler değil mi? Hani yaptıkları sadece bunlardan ibaret olsa Steven Moffat’a laf edeni kendi ellerimle döverdim fakat başka şeyler de yaptı kendisi sağolsun: Clara Oswin Oswald karakterini dizinin başına sarmak gibi. Neyse ona da daha sonra değineceğiz.  Dilerseniz tek tek beş maddemize bakalım:

1- Hollywoodlaşmak/Amerikanlaşmak

Takipçileri bilir, İngiliz TV dizilerinin kendine has bir havası vardır. Prodüksiyonlar çok yüksek değildir, özel efektler göz almaz, müthiş aksiyon kareografileri görmezsiniz fakat yapım çok sağlam bir hikayeye ve muhteşem oyunculuklara yaslanır. Böyle olunca da gayet çekici hale gelir İngiliz dizileri. İngilizlerin bu soğuk ve karizmatik tavırları dizilerine yansır yani. Dizinin olayı tüm dünyayı etkiliyor olsa da dizinin mekanı, söylemi, görselliği aşırı şişip şova dönüşmez. Kıyamet kopacak olsa kıyameti dört beş kişinin gözünden anlatıp gösterişsiz bir güzellik sunar İngiliz dizileri.

İşte ilk sezonlarında Doctor Who’da böyleydi. Russel T. Davies müthiş bir mizah bilim kurgu dengesi kurarak dizinin düşük bütçesini hiç gözümüze batmayacak bir seviyeye getirmişti. Steven Moffat ise başa geçer geçmez dizinin özel efektlerini yapan firmayı değiştirdi. Bu izleyiciye daha kaliteli CGI efektler daha inandırıcı yaratık tasarımları falan kazandırdı. Dizinin görsel kalitesi şüphe götürmeyecek şekilde arttı ama dizi o buram buram İngiliz havasından uzaklaştı. Orta sınıf bir Amerikan dizisine döndü.

torchwood_jack_bio01-e1449090942625-1600x600

2- Maziye Sünger Çekme

Mazi derken kastedilen modern serinin Russel T. Davies’e ait kısmı burada. Steven Moffat Doctor Who’nun yönetimini eline alır almaz eskileri adeta çöpe attı. Davies zamanında yaratılıp Moffat zamanında da senaryoya dahil olan tek karakter sanıyorum River Song. O da karakterin bizzat Moffat tarafından yaratılıp ileriye dönük bir hikaye nüvesi olarak bırakılmasını hesaba katarsak çok şaşırtmıyor.

Kaptan Jack Harkness gibi muhteşem bir karakteri çöpe attı Moffat. 50. yıl özel bölümü olmasa David Tennant’ı bile göreceğimiz yoktu neredeyse. Doctor Who modern seri kendisi ile başlamış ilk Doctor’da Matt Smith’miş gibi davrandı.

3- Verimsiz Oyuncu Kullanımı

Moffat yönetiminde Doctor Who’nun başına gelen en güzel şeyler Karen Gillan ile Peter Capaldi. Bunu bizzat Capaldi’nin kendisi ile bile tartışabilirim. Şimdi hakkını yemeyelim Karen Gillan dizide gayet iyi kullanıldı. Amy Pond karakterinin yaratılışından Doctor ile bağına kadar Rory-Doctor ikileminden ikilinin diziden çıkışına kadar her şey çok iyi kurgulandı fakat Peter Capaldi basbayağı harcandı dizide.

Capaldi cidden muhteşem bir oyuncu. Benim şahsi sıralamamda en iyi Doctor payesini David Tennant ile paylaşıyor ve bunu kendisi üzerine yazılan berbat senaryolara rağmen beceriyor. Elinde hem muhteşem bir oyuncu hem de bir Doctor Who geeki var sayın Moffat. Şu adama neden bir sezon boyunca Clara’nın kaprislerini çektirdin? Söylendiği kadarıyla bu durum Capaldi’yi dahi rahatsız etmiş olacak ki adam “arkadaşlar bilim kurgu dizisi çektiğimizin farkındasınız değil mi? Pembe dizi çekmiyoruz!” diyerek senaryoya el atmak bazı kısımları değiştirmek zorunda hissetmiş kendisini.

Peter Capaldi’nin Doctor’luktan ne zaman ayrılacağına dair net bir açıklama yapmamasını da Moffat’a bağlıyorum ben. Adam Moffat gitsin doğru düzgün bir yazar gelsin de bir müddet Doctor’u oynamanın keyfini süreyim diyor muhtemelen. Ha Capaldi Moffat ile birlikte gider yeni gelen Show Runner Chris Chibnall yeni bir oyuncuyla başlamak isterse tam bir sefasını/cefasını durumu oluşacak demektir.

maxresdefault

4- Karanlık Doctor Oluşturma Projesinin Becerilememesi

Günümüzde senaristlerin her zor durumda kaldığında kullandığı bir formül bu. Geçmişteki bir şeyi al daha karanlık yaptık diyerek piyasaya sür. Nasıl olsa birileri yer. Superman yap sözgelimi ama daha karanlık olsun (mavi taytın üzerine kırmızı don giyip uçan bir adamı karanlık yap allah aşkına tam da ihtiyacımız olan şey bu evet!)

Bu “eskisinin biraz daha karanlık olanı” furyasının tonla örneğinden biri haline gelecekti sözde Doctor Who. Yalan söylemeyeyim bu karanlık olma halini de Doctor Who’ya çok yakıştırmıştım hatta bugüne kadar neden bunu görmedik diye hayıflanmıştım. Bin yıldır bu evrende gezip hemen hemen her şeyi görmüş, biri kendi ırkı olmak üzere iki gezegen dolusu türü yok ettiği zannıyla yaşamak zorunda kalmış, kime el attıysa en azından o kişinin hayatını tehlikeye atmış birinin yaşamı algılayışının da, ahlak anlayışının da, karakterinin de Ruşen Amca’nın Oğlu Sedat’tan biraz olsun farklı, birkaç ton olsun karanlık olması gerekiyordu zaten. Russel T. Davies zamanında Doctor’un karanlık yanları ince ince çok güzel vurgulandığı için merakla bekliyorduk.

Derken Capaldi’ye nasıl bir Doctor karakteri uygun gördüklerini gözlemledik. Zannediyorum Moffat’ın karanlık karakterden anladığı huysuz ihtiyar diyeceğim adam Sherlock ve Moriarty karakterlerini harika yazdı. Oyuncu taşıyamadı diyeceğim çarpılırım diye korkuyorum. En makul seçenek şu oluyor sanırım. Steven Moffat iyi bir öykü anlatıcısı olsa da bin yıldır yaşayan bir adamın ruh halini anlayıp anlatabilecek kadar iyi bir yazar değil.

doctor-who-moffat-pushes-clara-doctor-romance
Clara sen ne diyon yine allasen?

5- Berbat Bir Companion Yazımı

Bu konu üzerine ayrıca bir içerik üretebilir, bilimsel olarak Clara Oswald karakterinin en az bir sezon önce ölmesi gerektiğini ispatlayan bir makale yazabilir, Clara’nın dehşet verici derecede kötü tavırlarının Doctor Who hayranları üzerindeki psikolojik etkisini anlatan üç ciltlik bir roman kaleme alabilirim.

Halbuki çok iyi başlamıştı Impossible Girl hikayesi. Karaktere biraz olsun özenilse ve tadında bırakılsa bugün kendisini hala saygıyla anıyor olurduk. Hikayenin çıkış noktası güzeldi oyuncu hanım ablamız Jenna Louise Coleman gayet tatlı görünüyordu. Sonra ne oldu? Clara karakteri bir companionın yapmaması gereken hemen tüm hareketleri yaptı.

Companion neydi? Companion emekti. Dizinin başından beri izleyicinin kafasından geçen soruları sorup izleyiciye hikayeyi tanıtma amacı taşıyordu companionlar, yani bir anlamıyla dizinin içinde söz alabilen seyirci idi. Bunun yanı sıra Doctor’un kötü tarafa geçmesini engellemek gibi, Doctor’un şefkatini merhametini diri tutmak gibi amaçları da oluştu zaman içinde companionların. Clara Oswald ise Doctor’a yardım etmek bir yana her fırsatta laf sokan, utanmasa uzay zaman kırılmaları hakkında bile Doctor’a ders vermeye kalkışacak, her haltı muhteşem derecede bilen her türlü acıyı dibine kadar yaşamış bir karakter olarak göründü son iki sezonda.

Kah ölen sevgilisinin depresyonuyla Doctor’a çemkirdi, kah bin yaşındaki adamı salak yerine koydu. “Aslında uzayda zamanda pek gezesim yok ama n’apalım artık çok ısrar ettin cınım” edalarıyla Tardis’in içinde dolaştı. Peter Capaldi’nin gözüktüğü ilk bölümde resmen Doctor’un içinde bulunduğu kriz durumuna falan değil “yea taş gibi adamdı bu neden yaşlandı ki birden buruş buruş oldu, utanırım ben bunu yanımda gezdirmeye” diye üzüldü. Doctor da gerçekten peygamber sabrı var arkadaşlar ben olsam aa bak yıldız kayıyor diye Tardis’in kapısına kadar çağırır sonra tekmeyi koyduğum gibi karadeliğin birine yollardım. Doctor ne yaptı? kıymet verdi, düzeltmeye çalıştı, ukalalıklarını çekti.

Moffat ne yaptı? Dizinin jeneriğine Clara’nın sıfatını ekledi. Evrenin her köşesini dolaşan kadına zerrece karakter gelişimi yapma ihtiyacı duymadı. Tardis’e ilk adım attığında nasılsa hep öyle kaldı Clara. Tüm bu olaylardan sonra kalktı bir de utanmadan Clara’ya kendi özel Tardis’ini verdi. Evladım olsa arabanın anahtarlarını vermeyeceğim Clara’ya Tardis verdi arkadaşlar.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER