Bildiğiniz gibi dün uzun bir süredir en azından sosyal medyada beklenen “Masum” seyircinin karşısına çıktı. Ben de Masum’u yayımlanan bölümlerini toplu olarak incelerken bir yandan da Doğan TV’ye ait Blu Tv’nin beklediğimiz bir platform olup olmadığı hakkında bir inceleme yazmak istedim.

Blu TV ve Geleceği

Blu Tv’yi en basit şekilde özetlemek gerekirse “Netflix”in Türkiye versiyonu” diyebiliriz. Yani, bu topraklardan çıkan online içerik izleme platformu. Buna yakın bir deneyimimiz Doğuş grubuna bağlı tvyo ile önceden olmuştu aslında. Ancak o da anladığım kadarıyla talep azlığından kapanmıştı. Blu Tv’nin tvyo’dan en büyük farklarından biri daha geniş bir arşive sahip olması ve sadece bu platforma özel olarak içerik üretilmesi. Bunun yanında, benzerliklerine bakarsak da ikisinin de çıkış noktalarından biri “sansürsüz içerik” özgürlüğünün internet yoluyla tüketicilere buluşturulması.

Blu Tv, PuHu Tv ile birlikte ülkemizdeki konvansiyonel eğlence sektörünün yeni dönüşümlere girme çabası. Kanal D, CNN Türk gibi kanallar ve D-smart platformuna sahip Doğan Grubunun bu araçlarla fazla ilgisi bulunmayan ve içeriklerini daha çok tablet, telefon, bilgisayar ve konsolundan takip etmeyi tercih eden yeni tüketici kitlelerini etkileme çabası demek doğru bir tanımlama olabilir.

Neyse, bu genel bilgilendirmelerden sonra Blu TV özelinde tespitlerimize geçebiliriz.

BluTV_Frame2Bu resim nedense bana HBO’yu hatırlatıyor.

Blu Tv bir haftalık deneme süresinden sonra aylık 9,90 TL ödeyerek çevrimiçi bir şekilde içerik izlemenizi sağlayan bir hizmet. İlk olarak bahsetmek gerekir ki fiyat politikası gayet makul. Şu anda tek rakibi Amazon Prime Video, o da ilk 6 ay 10 TL’ye yakın bir fiyatlama sunuyor, 6 aydan sonra ise yaklaşık 24-30 TL bandında aylık bir ücret istiyor. Netflix ise aylık 9,99 Euro ile bu hizmetler içerisinde en pahalı olanı. Bu yüzden, fiyat açısından bakarsak Blu Tv diğer servisler önüne geçiyor.

Fiyat yanında benim için ve sanıyorum hepimiz için en önemli özellik olan içerikten bahsetmeden olmaz. İnceleyebildiğim kadarıyla güzel bir çeşitleme var. Netflix’in Türkiye özelindeki bence en büyük problemlerinden biri içeriğinin çok kısıtlı olması. Breaking Bad, Doctor Who veyahut Luther gibi halihazırda popüler dizileri izlemediyseniz, derya deniz bir içerik gelebilir ama düzenli bir dizi takipçisi iseniz kendi orijinal içerikleri dışında çok fazla bir çeşitlilikten söz etmek doğru olmaz. Filmlerde ise bence Blu TV çok agresif bir giriş yapmış, içerikleri beni mest etti. Şu ana kadar Netflix veya diğer servislerde daha çok televizyonda izleyebildiğimiz veyahut blockbuster zaten sinemalarda kaçırılmayacak filmler varken, Blu Tv’nin özellikle festival bölümü baya baya alkışı hak eden bir bölüm olarak karşımıza çıkıyor(Netflix gibi servislerin böyle bir iddiası olmasa bile keşfe dayalı bir içerik beni daha çok tatmin ediyor.).

Ekran Resmi 2017-01-28 12.33.24Sivas, Abluka, Yozgat Blues, Tepenin Ardı ve Mustang gibi son dönemlerde adından söz ettiren ancak Başka Sinema programları dışında kendilerine fazla yer bulamayan filmlerin yanında Eşkıya, Tabutta Rövaşata, Piano Piano Bacaksız gibi yıllar geçtikçe değerlenen filmleri de içinde bulundurması benim tercihimi Blu TV yanında kullanmamı sağlıyor. Yerli içerik konusunda Blu TV arkasındaki Doğan TV’den aldığı destekle güzel bir yerli film içeriğini bize sunuyor.

Yabancı filmlerde de bence Blu TV bir adım önde diğer servislerden. Resimde de görebileceğiniz gibi son dönemde Oscar adayı olan filmlerin yanında ana akım dışında kalan yabancı filmleri de içermesi ibrenin Blu Tv’ye kayacağını gösteriyor.

Ancak bir belgesel seyircisiyseniz, Netflix; kendi belgeselleri ve özellikle BBC’nin yapımcısı olduğu Planet Earth, Human Planet ve Cosmos gibi içerikleriyle bir adım daha öne çıkıyor. Ancak Blu TV’nin bu bölüm hakkında ne yapacağını bilemediğim için belki biraz daha zaman tanımak doğru olabilir. Ancak sıkı bir belgesel öncelikli bir tüketim yapmak istiyorsanız doğru adresin şu anda Netflix olduğu su götürmez bir gerçek.

Orijinal içerik bakımından da Blu TV daha emekleme döneminde olduğu için karşılaştırma yapmanın doğru olacağını düşünmüyorum. Netflix’te Defenders serisi, House of Cards, Narcos gibi dizilerin varlığı yanında, özel stand-up şovları ve filmleri,  bunun yanında, Amazon Prime Video’da Man in the High Castle, Grand Tour, Mozart in the Jungle gibi diziler orijinal içerik konusunda çıtayı çok yukarı çekmiş durumda. Blu TV daha yeni başladığı için bu içerikle nasıl yarışacağı hala muamma durumunda. Ancak aşağıda anlatacağım şekilde, ilk hamleleri “Masum” ile doğru bir yolda oldukları izlenimini uyandırıyorlar şahşım adına.

Sonuç olarak, içerik konusunda, diğerlerinin de daha emekleme döneminde olduğunu gözeterek Blu TV’nin bir adım daha önde olduğunu en azından orijinal içerik dışındaki konularda, söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum.

masum-dizisi

Yukarıda söylediklerimin yanında, benim için Blu TV’yi öncelikli olarak konumlandırmamın üçüncü nedeni ise ortaya çıkış amaçlarından biri olan “sansürsüz içerik” iddiası. Televizyonda artık nefes alma alanı kalmadı. Yabancı içeriğe bir şekilde sansürsüz olarak ulaşılabilirken, yerli içeriğin önceden çekilmişse sansüre uğraması, bu dönemde çekildiğinde ise baya ruhsuz olması benim televizyon alışkanlığını bırakmamı sağlayan en önemli etkenlerden biri oldu. Televizyonun lokomotifi olan dizi sektörünün ya ağdalı aşklar ya da tarihi gerçeklerle dolu olduğu ve bunların da suya sabuna dokunulmadan yapıldığı bir devirde sansürsüz yerli içerik çok daha önem kazanıyor. Şu anda Masum ile bu iddiasını kanıtlar nitelikte işler yapacağının önkabulünü vermesine rağmen Masum’da bile özellikle bazı yerlerde hala TV alışkanlıklarından vazgeçilmemesi kafalarda biraz soru işareti yaratıyor (Sansürsüz içerik sadece sigara içmek, alkol almak ve küfür etmek değildir.). Ancak yine bahsedeceğim gibi daha ilk proje olması ve platformun daha yeni oluşması sebebiyle çok fazla sert girmek de haksız olacaktır.

Sonuç olarak Blu TV şu anda hem fiyat hem içeriği olarak güzel bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. İleride içeriğinin artmasına göre böyle platformları destekleme adına bile üye olunabilir bir platform olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu iklimde, diğer her şeyi kenara bıraksak bile “sansürsüz” yerli içeriğin önemi yadsınamaz, Blu TV’de içeriğini kaliteli tuttuğu sürece uzun yıllar boyunca devam edecek bir proje olmasını canı gönülden istiyorum.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER