Sokayım çiçeğine Tarık.”

Cuma günü, sezonun son dönemeci olan 5. ve 6. bölüm yayınlandı. Son 2 bölüme yaklaşırken, bazı şeyler keyifleri yerine getirdi ancak bazı durumlar da canlarımızı sıktı. Haydi gelin bakalım 5. ve 6. bölümde neler olmuş.

Ekran Resmi 2017-02-11 21.29.41

Her şeyden önce bahsetmeliyim ki Haluk Bilginer çok büyük oyuncu. Özellikle, Okan Yalabık ile karşılıklı oynadıkları sahneleri insan bayıla bayıla izliyor. Her sahnesi tekrar tekrar izlemelik. Senaryo gittikçe tırtlarken, dizi Haluk Bilginer, Okan Yalabık ve Nur Sürer’in omuzlarında büyüyor. Bu seçimler olmasa açıkcası bölümleri izlemeden bile bırakırdım. Bunun yanında, Emel’i oynayan Tülin Özen ve Selim’i oynayan Bartu Küçükçağlayan için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Sahne süreleri uzadıkça, ağızda kekremsi bir tat bırakıyorlar.

Kabaca oyunculukları övdükten sonra, şimdi Spoiler incelememize geçebiliriz.

5. ve 6. bölüm, sezon finaline 2 bölüm kala aslında çoğu sorunun cevabını verdi. Açıkcası bu cevaplardan ben çok tatmin olmadım. Bazılarında ise cevabı vermiş gibi yapıp başka taraflara savurdu. Hala birkaç soru var ancak sonuca ne kadar etki edecek veyahut seyircinin merakını cezbedecek mi benim için hala merak konusu.

5. Bölümde, Emel ile Selim’in ilişkisinin daha da ilerlediğini gördük. Bunun yanında, Emel kayınpederinin köyüne yakın bir yerde sevgilisi ile yolda öpüşmesi ve samimi olması da ayrıca bir tebriği hak ediyor. Bu husus konuşmalarda geçti ancak Emel’in hiçbir hareketinde de bu detayı yakalayamadık. Bu tepkisizliğin Emel’in umursamamazlığı mı yoksa senaryoda es mi geçildiği sorusu havada kaldı. Kaldı ki dışarıda çifti gösterdikleri tek sahnede de büyük abi Taner çiftin samimiyetini yakaladı.

Bu bölümde ayrıca Emel, Selim’in ses kayıt cihazını buldu. Hatırladığımız gibi bu ses kayıt cihazı Emel ile Selim’in ablasının seanslarının kayıtlarını içeriyordu. Bu durumda, Selim’in ses kayıt aletini romanı için kullandığını söylemesi ile son buldu. Geçen bölümlerde de hatırlayacağınız gibi Selim, Emel’in en sevdiği kitabı hediye etmişti ancak Emel bu kitabın bağlantısını sorgulamamıştı.

Bu bölümde, 4. bölüm sonundaki Rüya ve Yusuf konuşmasının bir kısmını gördük. Ancak bu konuşmanın içeriği çok kısırdı. Bunun yanında Rüya’nın dayak yemesi devam ediyor. Yusuf her ne kadar sorduysa da cevabı izleyiciler paylaşmadılar. Konuşma bittikten sonra Selahattin başkomiser ve Yusuf’un konuşmalarından Rüya önemli bilgiler verdiğini anlıyoruz ancak ne olduğu konusunu izleyiciyi ile paylaşmamayı tercih ettiler. Her ne kadar 6. bölümde Selahattin başkomiser, Cevdet komisere gidip Tarık’ı gözaltına almak istediğini söylese de bunun Rüya ile yapılan konuşmayla değil soruşturma dosyası sebebiyle olacağını düşünmenin daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim. Karakol sekansındaki en ilgi çekici kısım ise Yusuf’un arabada bulduğu nottu.

Ekran Resmi 2017-02-11 21.30.34Emel banyodayken anahtarını kopyalamak için çalan Selim, bu anahtar ile Emel ve Tarık’ın evine girdi. Burada romanı için notlar aldı. Selim’in eve girmesi her ne kadar saplantılı karakterinin bir parçası olarak düşünsek bile neden eve girdiği benim için hala muamma. Bu ilişkiye en başta romanı için mi girdi yoksa romanı ilişki başladıktan sonra mı kurgulamaya başladı, belki bu sorunun cevabı eve girme konusunu daha çok açıklayabilirdi. Selim her ne kadar saplantılı bir karakter olarak tasarlansa da Emel ile ilişkisi başladıktan sonra daha “normal” bir insan olarak portre edilmişti.

Selim evde notlar alıp dolaşırken Taner’in eve Tarık’ın çiçeklerini sulamak için girmesi 2. bölümün sonundaki sahneyi açıkladı. Taner, Selim kaçmaya çalışırken Selim’i yakaladı ve Selim kaçmaya çalışırken Taner’in itmesi sebebiyle kafasını kalorifere çarparak öldü.

Benim bu sahne ile ilgili birkaç itirazım olacak. Öncelikle, Selim adeta yakalanmak için saklandığı yerden çıkması sekanstaki bütün gerilimi öldürdü. Belki biraz daha beklese, Taner çiçekleri sulayıp gidecekti ancak nedenini anlamadığımız bir şekilde kaçmayı tercih etti ve bu sonu oldu. Bunun yanında, Taner ile karşılaştıkları sahnede Bartu Küçükçağlayan’ın oyunculuğu izleyiciye Selim’in korktuğu hissini veremedi. Selim, yakalandıktan sonra ağlamaya başlaması ve yalvarması korkudan değil ama sanki senaryo öyle olduğu için öyle yapması gerekiyormuş gibi bir hava verdi. Bu bölümdeki, Serkan Keskin’in oyunculuğu ise sahneyi karikatürleştirmekten kurtardı.

İkinci itirazım ise, Taner’in neden hemen gömme seçeneğini seçtiği konusunda. Aslında, yaşanan ölüm kolayca meşru müdafaaya sokulabilirdi ancak o haldeki panikle apar topar arabaya sokup daha sonra da gömmek çok da fazla inandırıcı gelmedi.

Selim’i yanlışlıkla öldürmesi ile Taner ile ilgili bütün tahminlerimiz yanlış çıktı. Dizinin ilk bölümlerde hep Taner’in, çok acımasız, eşini döven, Selim’i ailesi veya Emel ile ilgili saplantısı için öldürdüğünü düşünmemiz istenmişti. Ancak gelinen noktada adeta bir kader mahkumuna dönüştü. Eşi başka biri tarafından darp edilen, Selim’i yanlışlıkla öldüren, babasının gözüne girmek isteyen ancak başaramayan zavallı bir adama döndü. Bu dönüşüm benim için fazla tatmin edici değildi.

Bu olaylardan sonra aslında dizinin başlarında sorulan bir soru daha cevabını buldu. “Evladın için nereye kadar gidersin?” Buradan anladık ki her ne kadar Cevdet komiser Taner’i fazla sevmese de yardım istediğinde koşarak gitti. Ancak bunun sonunda ise, “Benim “Tarık” diye bir oğlum yok.” diyerek de aslında bunu biraz da kendi namı için yaptığını gösterdi.

5. bölüm sonunda ise Yusuf arabasında bulduğu nottaki yere giderek Taner ile yüzleşti. Nermin, Yusuf’un Taner’i tutuklamak istediğini gördüğünde Yusuf’un kafasına kalas ile vurarak Yusuf’u etkisiz hale getirdi. Bu arada, Tunç’un ilişkisini kaydedenin de Taner olduğunu gördük.

Yusuf zaten daha ilk bölümlerde merceği bularak Taner’in yaşadığını anlamıştı. Kaldı ki daha sonra Taner eve girip kamerayı bıraktığında ise bütün şüpheleri yok olmuştu. Bu sebeple, burada neden Taner’i vurmak ya da tutuklamak istediğini anlamadım. Taner’in Yusuf’u da olayları anlatmak istediği için çağırdığı ihtimalinin ağır bastığını düşünürsek Yusuf’un davranışlarının mantıklı bir yere oturmadığını söylemek yanlış olmaz.

6. bölümdeki en önemli olaylardan biri, Selahattin başkomiserin Tarık’ı tutuklamak için gelmesiydi. Cevdet komiserle konuşurken de Cevdet’in Tarık’ın askerde yaşadığı olayla ilgili belgeleri yok ettiğini anladık. Ancak olayın detayları hala sırrını koruyor. Bunun yanında başkomiser, Yusuf’un kaybolduğunu ve Taner’in yaşadığını bildiğini de Cevdet Komiser’e söyledi. Bunları duyan Tarık, başkomiserin arabasına saklanıp İstanbul’a döndü.

Taner ile Selim’in kavga ettiği geceden kalan ses kayıt cihazını Tarık’ın bulması ve mutfağa koyması bölümde bir çok olayı fişekledi. Emel’in Selim’den haber alamaması ve ses kayıt cihazını bulmasıyla başlayan kavga sonucunda Tarık istemeyerek de olsa Emel’i öldürdü. Açıkcası bu kavga sekansı çok sıkıcıydı. Önceki bölümde zaten Taner ile Selim’in yaşadıklarını görmüştük. Seyircinin aşina olduğu bir olayın adeta gizem varmışçasına uzaması can sıkıcı bir durum. Bunun yanında Emel’i oynayan Tülin Özen’in aksayan oyunculuğu kavgayı daha çekilmez kıldı. Belki Taner ve Selim’in arbedesi ile bu kavga yer değiştirseydi, kavga daha katlanılabilir olabilirdi. Burada da Okan Yalabık’ın oyunculuğu biraz daha çekilebilir kıldı sahneyi. Kavgadaki bir diğer ayrıntı da Tarık’ın neden ambulansı aramak yerine abisini aradığıydı. Bununla ilgili cevabı umarım son 2 bölümde görürüz. Ailenin iki üyesinin de heyecan anında soğukkanlılıkla beklenmedik hareketler yapması son bölümlerde açıklanmadığı sürece dizinin eksi hanesine yazılacak olaylar olarak karşımıza çıkıyor.

Taner’in iki bölüm boyunca neden Selim’in ablasını takip ettiği ise hala açıklanmadı. Ayrıca, Taner’in nasıl elini kolunu sallaya sallaya dolaştığı da bir başka soru olarak karşımıza çıkıyor.

Ekran Resmi 2017-02-11 21.30.34

Bölüm sonunda ise Emel’in ölmediğini gördük. Taner taşırken, bir anda canlandı. Tabi burada, Tarık ve Taner’in neden daha önce nabzını yoklamadıkları muamma olarak kaldı. Açıkcası, Emel’in ölmediğine sevindim. Bir dizi için 2’den fazla kafaya darbeyle ölen çok fazla.

Bunlar yanında, iki bölümde de Taner’in neden Selim’in ablasını takip ettiği hakkında bir cevap verilmedi.

Sonuç olarak, güzel başlayan dizi son 4 bölümdür kendi adıma istenileni vermiyor. Tempo sorunu, yukarıda açıkladığım bazı can sıkıcı detaylar varken final bölümleri hakkında pek fazla umutlu olamıyorum. İnşallah yanılırım çünkü daha önce de anlattığım gibi Masum’un tutması hem sektör hem de izleyici için bir devrimin fişeği olacak.

Sizler neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda yazın tartışalım!

 

2 YORUMLAR

  1. Bence dizi çok başarılı, ama siz analiz yapma işinden pek anlamıyorsunuz.
    Masum, şahsen izlediğim en iyi yerli dizilerden biri ve oyunculukların her biri birbirinden kaliteli. Siz ise bazı isimlerin oyunculuklarını hiçbir mantığa dayandıramadan hak etmedikleri şekilde yeriyorsunuz, belli ki kişisel olarak garez beslediğiniz oyuncular olmasından kaynaklanıyor.. Ayrıca bir dizinin tüm izleyicilerini etkileyen bir sonla bitirilebilmesi için gelişme sürecindeki bölümlerde temponun iniş çıkış göstermesi normaldir ve olması gerekendir. Her an tempo bekleyen bir izleyiciye Amerikan tarzı aksiyon filmleri önerilebilir ancak…
    Ayrıca her açıklama getiremediğiniz için olumsuz eleştiri yapma fırsatı olarak kullandığınız detayı bir sonraki bölümde açıklığa kavuşturdukları halde, siz bu durumdan pek ders çıkartmışa benzemiyorsunuz.
    Masum, kalan iki bölümünde tüm taşların yerine oturacağı ve misyonunu başarıyla tamamlayacağı izlenimini şimdiden veren bir yapım olarak kendini gösterdi bana göre.
    Size de naçizane tavsiyem, bölüm analizleri yazma işini şimdilik bir kenara bırakıp bolca yabancı dizi izlemeye devam etmenizdir, zira bu işi yapabilecek bilgi ve birikime henüz sahip olmadığınız kanaatindeyim.

    • Bir hafta kaldı zaten, ondan sonra masum ile ilgili bir şey girmeyeceğim o konuda rahat olabilirsiniz.
      Neyse, hiçbir oyuncuya kişisel garezim yok. Beni sahneye bağlayamıyorsa, beğenmiyorum bu kadar basit. Selim ile Taner’in karşılaştığı sahnede ben Selim’in korkusunu hissetmedim mesela o yüzden eleştirdim.
      Her an tempo da beklemiyorum aslında 40 dakika neredeyse durgun geçip son 5 dakika fırtına kopuyorsa orada tempo sorunu olduğunu düşünüyorum.
      Eleştirilerinizi anlıyorum, ben de Masum ve Blutv için kocaman bir yazı yazdım. Dizi sektörü ve streaming servisleri için önemlerinden bahsettim. Ağır eleştiriyorsam, ben Masum’u elit bir yapım olarak gördüğüm içindir. Alelade bir dizi olmadığını düşündüğüm için eleştiriyorum.

CEVAP VER