Son zamanlarda çeşitli teknik sebeplerden dolayı (baba bilgisayar yok) eksik bıraktığım, yine de utanmadan başlığa haftalık yazdığım yeni bir incelemeyle tekrardan merhaba! Bu hafta, hatta bu ay genel anlamda beklentiyi çok yüksek tutmamak gerekiyor hem Marvel hem DC cephesinden. Belli ki Mart ayını bahardan saymayan iki şirket de büyük sürprizlerini Nisan’a saklamış. Yine de, bu ay işte o büyük sürprizlere giden yolda ipucu toplama, teorilerle kafa patlatma dönemi. Bakalım bu hafta elimizde neler var?

yine karışacak ortalık
yine karışacak ortalık

Captain America Steve Rogers 013

Malumunuz bu bahar Marvel’ın müjdelediği iki büyük etkinlikten biri Steve Rogers’ın merkezinde yer alacağı Secret Empire. Kobik’in geçmişini Hydra ajanI olarak değiştirdiği kaptanımızın, başta Amerika olmak üzere tüm dünyayı nasıl ele geçireceğiyle alakalı henüz elimizde çok fazla bir bilgi yok. Bu sayı özelinde, Zemo’nun Stamford’da zihni Kobik tarafından silinmiş suçluları bulup kendine küçük çapta bir ordu kurduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. En son bulunan ve düzenli bir hayatı, ailesi olan suçlunun kim olduğunu göremedik, geri kalanların o kadar da iddialı isimler olmadığını düşünürsek, göstermemelerinin bir anlamı olabilir. Bunun dışında değiştirilmiş geçmişinde Rogers’in ikinci dünya savaşında birçok kez nasıl Zemo ve Bucky arasında kaldığını gördük. Hatta Zemo’nun babasının katilinin de Bucky olduğunu. Dolayısıya Secret Empire’de Winter Soldier sadece Cap’in kankası olarak değil, şu an planda ikinci adam olarak gözüken Zemo’nun kişisel hedefi olarak da hikayede önemli yer tutabilir. Hakeza geçtiğimiz haftalarda çıkan son Thunderbolts sayısında da yine Zemo’nun eski Thunderbolts üyelerini topladığını ve yeni takımdaki suçlu geçmişi olanların da bir kısmını ayarttığını, Bucky’nin Kobik ile beraber kaçtığını ve kendisini tekrar ikinci dünya savaşında bulduğunu düşünürsek, mağdur olarak mı kurtarıcı olarak mı bilinmez ama event boyunca Winter Soldier’in metalik kolunu çok göreceğimiz kesin. Bu noktada adını bu kadar zikrettikten sonra bir parantez de Zemo’ya açılabileceğini düşünüyorum. Ben şahsen Steve Rogers’ın düşmanlarını pek sevmem. Sevmem derken, çoğu neredeyse kendisi kadar eski ve tekrar yorumlanmamış, en iyi ihtimalle 80’ler de tasarlanmış karakterler ve bugünün Marvel evreniyle uyumsuz duruyorlar bana sorarsanız. Zemo’da bu absürt bulduğum karakterlerden biriydi ancak özellikle son birkaç haftada Secret Empire’ın oyun kurucusu haline gelmesi, Rogers ile kurduğu ilişki düşünüldüğünde birkaç seviye atladı çok kısa sürede. Bu da bir başka kişisel memnuniyetim diyeyim ve Secret Empire ile ilgili ümitlerimi koruyarak diğer sayılara geçeyim.

bitti ama nasıl bitti
bitti ama nasıl bitti?

Inhumans vs X-Men 06

Bu seri üzerine söylemek istediğim neredeyse her şeyi direkt olarak Inhumans vs X-Men serisi özel yazımda bahsetmiştim. O yüzden pek tekrara düşmek istemiyorum. Özet olarak Terrigen meselesinin barışçıl bir şekilde çözüldüğü ancak buna rağmen çok kan döküldüğü ve bütün suçlunun Emma olduğu bir final izledik. Yani Resurrection’a anahtar olacak seri bütün işlevini bence çok uçuklaşarak ve iyi gittiği yoldan bir çok kez saparak bitirdi. Artık önümüze bakma zamanı gibi. Malum, Nisan-Mayıs itibariyle önümüzde şu an çıkan ve devam edecekler de dahil 10 X-Men serisi var ki üç Deadpool serilerini ya da Uncanny Avengers’ı ve gelecek sayısız cross-overleri saymadan söylüyorum. Güzel günler için bir fedakarlık yapıldı, Emma Frost ve hikaye kalitesi feda edildi, umarım hiç değilse ilkinin derinliğine derinlik katacak hikayeler okuruz.
All-New_Wolverine_Vol_1_3_Lopez_Variant_Textless
All-New Wolverine 018

Bu seri, diğer birçok eski isim yeni karakter serilerinin aksine her seferinde daha iyiye doğru ilerliyor. Bu sayıda da Laura’nın sonunda Kimura’dan kalıcı olarak intikam alışına tanıklık ettik. Genç Jean’in kafasından tetikleyici kokunun tüm etkileri sildiği Laura, büyük oyunu bozdu ve her seferinde kendisini hem kuzenini öldürmekle hem de tetikleyici kokuyla yola getiren Kimura’yı öldürerek rahat bir nefes aldı. Evet cümlenin sonu klasik bir süper kahraman hikayesinde okuyacağınız sonlar değil ama bu bir Wolverine hikayesi ve her ne kadar zor olsa, kendisini krize soksa da karşınızdaki sıradan bir kahraman değil. Hakeza kurtuluşu da sıradan olmadı. Bütün Weapon X projelerinin zayıf noktası olan suda boğulma bana her seferinde çok dramatik geliyor. Kimura’nın ölümü de öyle oldu ancak dramatik olan onun ölümü değil Laura’nn çaresizce öldürüşü idi. Bu dramatik finalin dışında neler oldu. Bir kez daha Jean, Angel ve Gambit’i gördük. Ki sevgili Cajun’umuza böyle ziyaretler de olmasa hiç kavuşamıyoruz uzun süredir (neyse ki Astonishing X-Men ile geri dönüyor) ve Mutantların yan yana herhangi bir soru işareti dahil doğurmayan maceralarda görmek, tekrar aydınlık tarafta bulmak mutlu edici.

Bu sayıyı şahsen bir Resurrection teaser’I olarak okudum. Ve vurucu bir detay daha, Laura’nın aslında onlarca insanı öldürmediği, kokuyu aldığı gibi pençelerini kendi kafasına sapladığı ancak bundan haberi bile olmadığıydı, Logan’ın sinemalara girdiği hafta, bir o kadar yürek burkan bir detay oldu.

Sana yine hasret sana yine hüsran var
Sana yine hasret sana yine hüsran var

Jessica Jones 006

Bu sayı, aslında beklenen her şeyin bir bir gerçekleştiği sayı oldu. Kahraman camiasını yerle bir etmeye yeminli ekip Jessica sayesinde Carol Danvers’ı ele geçirdi-ğini sandı-. Bu senaryoyu okur açısından mantıklı kılabilecek tek gerekçe bir önceki sayıda karısını öldüren adamın Jessica’yı başka bir evrenden geldiğine (Earth-1610) ikna etmesi ve ailesinin de o evrenle beraber yok olmasının dramatikliği acaba Danvers’ı satacak mı ihtimalini doğurmuştu. Yine de az kahramanımızın bu tarz kritik dönüşlere yer bırakmayacak kadar kötü bir hayat yaşadığını düşündüğümüzde çok da ihtimaller içerisinde değildi. Nitekim Jessica ve Carol bütün çeteyi yakaladı ve olabilecek bütün trajedilerin önüne geçtiler, ki bunların arasında Civil war’ı başlatan Stamford faciasını andıran Champions’ın öldürülmesi vardı. Peki Jessica için her şey düzene girdi mi? Hayır. Tüm bu tezgahlar kurulurken güvende olsun ve Luke Cage dahil kimse bir şey bilmesin diye annesinin evine sakladığı kızını bulan Luke, ayrılırken de bir daha kızı vermeyeceğini ve her şeyin bittiğini ima eden bir mesaj bırakır anne Jones’e. Bakalım alkolik dedektifimiz, bu meselenin altından kalkabilecek mi?

Nerede o eskinin kingpini nerede bu netflix virali
Nerede o eskinin kingpini nerede bu netflix virali

Kingpin 002

Kendi solo serisine kavuşmasına coşmaktan uzun süre pek bir şey yapamadığım New York’un ağa babası Fisk, Netflix versiyonuna benzeyen softlukta ve paralelinde bir hikayeyle –bir kadını hayatının merkezine yerleştirip ona aslında kötü olmadığını anlatmaya çalışmak- ikinci sayısını doldurdu. Doldurdu diyorum çünkü henüz elde insanı soru işaretleriyle bırakan, ne olacak diyen herhangi bir hikaye arkı yok. Çünkü hikaye yok ortada. Cidden, iki sayıdır Fisk’in aslında ne kadar sofistike bir insan olduğunu, New York’un arka sokaklarında gömleğinin leke tuttuğunu göre göre bayıldık. Bu sayıda da en son seçime giden siyasetçi gibi çocuk seviyordu. Umarım hikaye böyle gitmez de elimizde Netflix yaptırımı serilerden dişe dokunur bir tek Bullseye kalmaz. Bir komplo olur, derin bir suç hikayesi olur, bekliyoruz. Ya da en kötü variantlar gerçeği söylüyordur da Secret Empire içerisinde iyi bir hikayesi olur. Bekliyoruz efendim.

İstesen hepsini döversin ama dövmüyorsun di mi abla
İstesen hepsini döversin ama dövmüyorsun değil mi abla?

Detective Comics 952

Bininci sayısına şunun şurasında 96 hafta kalan kült serimiz tüm hızıyla devam ediyor (dedemden beş yaş küçük seri okuyorum). Bu sayıda artık Rebirth sonrasının ilk hikayesi sayılabilecek koloninin hedefindeki League Of Shadows’un gerçek bir tehlike olduğunu öğreniyoruz. Normalde sıradan bir hayat yaşarken tek bir emirle bir anda ölüm makinesine dönüşen sıradan vatandaşlar fikri, sıradan gelse de çok korkutucu ve yaratıcı işlenebilecek bir hikaye ancak maalesef hala o seviyede bir şey göremedik. Darısı gelecek sayılara. Bu hafta ise hikayenin merkezinde Lady Shiva ve biricik(!) kızı Cassandra var idi. Orphan’ın öldürmekten el etek çektiğini gören Shiva hayal kırıklığına uğrar ve kızını almaktan vazgeçer. Cassandra ise nasıl cani bir annesi olduğunu görünce ciddi bir yıkım yaşar. Kendisini büyütmese de doğuran kişi, bizzat olmak istemediği kişidir. Bütün bu aile dramının yanında bir de iki sayıdır yenemeyeceği insanlar olduğunu kabul eden ve bu haliyle de okurları bol bol şaşırtan bir Batman var. Önce Orphan için istese ağzımı burnumu kırar ama istemiyor diyen kara şövalye, Shiva’nın da olm bak beni deli etme tehdidine pek bir şey diyemez. Peki Shiva’yı teke tekte HAZIRLIKSIZ alamayacağını bilen Kara Şövalye bir de aynı tedrisattan geçmiş yüzlerce sessiz ölüm makinesine karşı ne yapabilir? Şu an için hiçbir fikrimiz bile yok. Yani Batwoman’a bile babasının kaç kurtar dediği yerde, ya Batman yine müthiş bir planla gelerek hepsini elimine edecek sonra da toplaşıp hep beraber Shiva’nın ağzını burnunu kıracaklar ya da Cassandra kendini herkesin önüne atacak ve ölümcül dövüş sahneleri, ardından da bir ane-kız dramı izleyeceğiz. Her iki ihtimal de çok heyecan vermiyor açıkçası, Batman gerçekten akla gelmeyecek bir plan ile gelmedikçe. Ancak tekli karakter gelişimleri açısından olumlu, hele de Tim’in yokluğunda. Onu da yine baharda çıkacak Flash-Batman crossover’ı The Button ile göreceğiz gibi.

Dünya lideri
Dünya lideri

Justice League Of America 002

Çıkış aralığına bakmadığım için her yeni sayıda yine şaşırdığım JLA’da bu hafta Extremistlerle mücadele farklı bir boyut kazandı. Düşmanlarına boyun eğermiş gibi yapan Batman, ekibini tehlikeden kurtardı ancak tam yeni bir planla saldıracakken bambaşka bir gelişme ile karşılaştılar. Kravia halkı, Extremistleri kendi liderleri olarak kabul etti. Sıradan bir Sovyet sonrası Doğu Avrupa ülkesi siyasi keşmekeşinin (bu şekil bir isim tamlaması için kusura bakmayın) klişe bir çizgi roman uyarlaması. Bu tarz hikayelerin halihazırda en bilindiği Doom’un Latveria’ya hükmetmesi. Nedense Amerika çizgi roman yazarları bütün Doğu Avrupa’yı çaresizlikten canavarlardan medet uman insanlar olarak görmeyi seviyor. Bir çeşit oryantalizm. Evet, halihazırda müthiş bir siyasi istikrar yok Sovyetler yıkıldığından beri ancak siyasi istikrar kelimesi özellikle bugünlerde çok ürkütücü geliyor zaten bana. Yani bir ülkenin bağımsızlığının on beşinci yılında olması toptan bütün halkını bu kadar çaresizleştirmez, aradaki Sırp-Bosna savaşını da hesaba katarak söylüyorum. He hazır konusu geçmişken, bir yerde polis-asker sokakta birbirini vuruyordu muhabbeti geçti, aha dedim 15 Temmuz göndermesi mi, bura sembolik Türkiye mi acaba? Ama yok, yine aşırı yaratıcı isimli bir kurgusal balkan ülkesi. Kahramanlarımız açısından da teker teker herhangi bir gelişme yok, şu an gelecek sayıya kalan tek mesele, bir kötü adam takımıyla değil, asıl olarak ona boyun eğmiş bir ülkeyle nasıl baş edileceği meselesi. Temelinde sosyal mesaj verme kaygısı yatan JLA için uygun bir hikaye. Batman de zaten Extremistlerden hesabı kendilerinin değil, Kravia’nın milli iradesinin soracağın söyleyerek, nasıl bir kitle manipülatörlü olduğunun mesajlarını verdi. Aynen bu kadar kafa karıştırıcı bir sayıydı işte.

Bu yazılık benden bu kadar, önümüzdeki haftalarda, yeni sayılarda görüşmek üzere, çizgi romanla kalın!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER