Bu inceleme Lucifer 2. Sezon 16. Bölümü hakkında SPOILER içerir

Lucifer, temelinin neden bu kadar sağlam olduğunu ve sevildiğini hatırlayarak bizlere çok iyi bir bölüm izletti. İncelemelerimi takip edenler biliyordur, Lucifer’ın önceliğine alması gereken konuları şöyle sıralamışımdır;

1- Dünyevi cinayetlerle Lucifer’ın empati yapması bırakılmalı,

2- Tanrı ile münasebetine daha fazla ağırlık verilmeli,

3- Oyuncuların birbirleri ile olan uyumu daha çok gösterilmeli.

Bu üçünü aynı anda karşımızda görünce ise tadından yenmeyen bir bölüm izlemiş olduk. En azından 2. Sezonun en iyi bölümünü izlediğimizi düşünüyorum. En iyisi dedim çünkü Tanrı ile yaşadığı sorunları ilk kez karşılıklı izleme şansı bulduk. Bugüne dek Lucifer sövüyor, kızıyor ancak karşıdan herhangi bir ses çıkmıyordu. Bu açıdan gerçek Tanrı olmasa dahi, onun ilahi bir gücü ile Lucifer’ın konuşmuş olması beni çok sevindirdi ve tıpkı psikolog Linda Martin gibi Tanrı’nın karşısında eğildim.

Bölümü sevdim evet ancak bittiğinde aklımda ve yüreğimde beni tatmin etmeyen bir duygu birikintisi kaldı. Bu, Lucifer’ın gerçekten Tanrı ile karşılaştığında tıpkı ufak bir çocukmuş gibi aniden parlayıp sonradan onu anında affedebilme yolunu tercih etmiş olmasıydı.

Öncelikle şunu bir irdeleyelim, izlediğimiz Lucifer oldukça duygusal bir varlık. Bizim bildiğimiz şeytana yorum katılarak Tanrı’nın ne kadar disiplinli ve dediğim dedik olmasından ötürü Lucifer’ın gözünden bir Tanrı portresi görüyoruz. Ancak Tanrı’dan daha önce hiç yanıt alamadığımız için daima Lucifer’ı haklı buluyoruz. Burada gördük ki, Lucifer babasını o kadar fazla seviyor ki kızgınlığı çok çabuk geçti. Benim de itirazım tam olarak burası. Lucifer’ın öfkesi dinmek bilmeyen bir duygu ve babası olduğuna inandığı an öfkeden kuduracağına tek bir yumruk atarak sinirini çıkardı. Aynı annesi gibi. Bunlar çok insancıl tepkiler. Lucifer’ın o öfkesini ve milyonlarca yıl süren reddedilişini tek bir yumruk mu bitirdi? Hayır. Gerçek Tanrı değildi belki ama gerçeği geldiğinde de demek ki bu tepkiyi gösterecekti. 2 sezondur biz niye izliyoruz? Bir yumruk için mi? Benim hayal gücüm, Lucifer’ın o öfkeyle tamamen gerçek formuna dönerek tanrılar arası bir dövüş izlememiz gerektiğini söylüyor. Biz Johnson’ın Tanrı olup olmadığını kavramaya çalışırken Lucifer onun babası olduğuna tamamen ikna olmuştu. Yani öfkesini daha iyi yansıtmaları gerekiyordu. Ben hayal kırıklığına uğradım ama son sahne için Lucifer’ı daha da öfkelendirerek durumu az da olsa kurtardılar. Umarım bu sefer kafa atmaz.

Amenadiel’in kıskançlık krizine ise haykırarak güldüm. Maze’in tehlikeye gireceğini hissettiği an gözü başka bir şey görmeyen tam saf aşık moduna büründü koca melek. Ancak hemen sonrasında Maze’e herkesin cennet’e geri döneceğini söyleyince Maze’e bir geldiler. Kız o kadar çabalıyor, ediyor, bıçaklıyor yine yaranamıyor. İlla her tarafı seks oyuncaklarıyla mı doldursun?

Maze artık Chloe ile arkadaşlıklarını bırakıp Lucifer’ın yanına dönecektir ve bu cennete dönme olayında taraf olacaktır. Cennet’e gidilirse, Maze’in oraya gidemeyeceğini söylememe gerek yoktur heralde. Cehennem’i Lucifer’dan daha iyi yöneteceğine eminim ama keşke oraları falan görme şansımız olsa ancak bunun bir dizi olduğunu hatırlayıp susuyorum.

God Johnson’ı çok sevdiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Oynayan aktörü merak edenler için kendisi Timothy Omundson. 69 doğumlu bir aktör ve bugüne dek kendisi ne kadar dizi varsa oynamış biri. Seinfeild’den tutun American Housewife’a kadar gelmiş bir oyuncu. Ayrıca kendisi Star Wars’un birçok oyununda seslendirme yapmış bir seslendirme sanatçısı. Tanrı rolünde ise gayet iyi iş çıkardı. O karizmayı verdiğini düşünüyorum ancak Tanrı gerçekten gelecekse onu oynayacak oyuncuyu daha çok merak etmeye başladım.

Bu haftalık bu kadar KaraBüyücüler.

Haftaya görüşmek üzere!

2 YORUMLAR

CEVAP VER