Sevgili arkadaşlar, farkında mısınız bilmiyorum ama Legion’ın yakın zamanda izleyebileceğimiz sadece 2 bölümü kaldı. Dizinin ikinci sezon onayını paşalar gibi aldığını görmek ne kadar sevinç verici olsa da elimizdeki bölümlerin bu kadar azalıyor olması beni ziyadesiyle üzüyor. Zira altıncı bölüm itibariyle şunu çok net bir şekilde söyleyebilirim ki Legion şu ana dek hiç çıtayı aşağı çekmedi. Ne temposu, ne oyunculukları, ne yönetmenliği zerre kadar gerilemedi. Bu gerçekten kolay kolay rastlayabileceğimiz bir şey değil. Kıymetini bilelim.

İncelememizin bundan sonrası spoiler içermekte olup okumadan önce dizinin ilgili bölümünün izlenmesi şiddetle tavsiye olunur. 

Geçen bölüm hatırlarsınız kafamızı yakarak bitmişti Legion. Bu bölümde de sağolsun tam o yanıkların dumanının tüttüğü yerden başladı. Tüm karakterlerimizi akıl hastanesinde Lenny’e dert anlatırken gördük teker teker. Sahnenin tasarlanışı ve çekimler çok hoştu. Süper güçlü karakterlerimizi süper güçlerinden sıyrılmış sadece birer deli halinde görmek de müthiş zevkli oldu. Oyunculuklar gerçekten mest edici seviyede güzeldi. Özellikle Cary rolündeki Bill Irwin nereden baksan büyüledi, nereden baksan ekrana kilitledi.

Bölüm kafamızda, ulan bunlar gerçekten hiç yaşanmadı mı? Hepsi hayal ürünü müydü? sorusunu yaratmak için bir miktar uğraştı. Arada aklım çelinir gibi olduysa da açıkçası pek ihtimal vermedim bu duruma. İncelemelerimizi takip edenler hatırlayacaktır geçen hafta da akıl hastanesi olduğu sanılan yerin bir alternatif gerçeklik olabileceğine değinmiştim. Tam olarak ne olduğunu anlamış olmasak da sanırım çok da haksız çıkmadım.

Bölüm genel olarak düşük tempoda ilerledi fakat bu kesinlikle kalitesiz olduğu anlamına gelmiyor (“düşük tempolu” tanımını olumsuz bir şey olarak gören anlatı cahillerinden değiliz). Az olay gördük fakat eski bölümlere yapılan göndermeler göz doldurdu. David ile Lenny arasında geçen yoğurtlu diyaloğun bu gerçeklik versiyonunda David ile Ptonomy arasında geçmesi, Lenny’nin duvara sabitlendiği yerde oluşan tuhaflık, Melanie Bird ve Ptonomy’nin izleyiciyi duygusallığa sevk eden sahneleri gayet yerli yerindeydi.

Hikayenin devam ettiricisi ise Sydney oldu sağ olsun. Şimdilik herkesin kafalarına format yediği dünyada Sidney’in neden bir şeylerden işkillendiğini bilemiyoruz. Alternatif gerçekliğe geçmeden önce yaşanılan sessizlik anı ve silah sıkılma anını hatırlaması dışında bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyor sadece. Lenny ile David’in konuşmasından “bunlar hep aşktan, sevgiden bunlar. Sevgi neydi? Sevgi emekti.” durumlarına bağlanmasından korkuyorum açıkçası.

Konunun durup durup Profesör X’in etrafında döndüğü de elbette dikkatli gözlerden kaçmıyor. Sezon finalinde, olmadı ikinci sezonda bir Profesör X görme ihtimali yükseldikçe heyecan kat sayımızı artıyor.  Açık konuşmak gerekirse böyle baba oyuncuların TV işlerinde cameo olarak bile görünmesini sektör açısından son derece faydalı görüyorum. Game of Thrones’ta bir sezon boyunca aslanlar gibi izlediğimiz Sean Bean olsun Westworld’de oyunculuğuyla aklımızı alan Anthony Hopkins olsun sektöre inanılmaz faydalar sağlıyorlar bana kalırsa. Neden şöyle bir bölüm olsun Patrick Stewart izlemeyelim ki değil mi dostlar?

Aubrey Plaza’nın klibi üzerine ise diyecek pek bir şey bulamıyorum arkadaşlar. Dizi görsel dili içerisinde böyle şeyleri çok güzel eritiyor daha evvel de söylemiştim. Biraz olsun ekranda çıplak kadın görmek isteyen seyirciye de oynamışlar gibi geldi bana ne yalan söyleyeyim.

Dalgıç kostümlü kurtarıcımız Oliver muhtemelen ekibin astral düzlemden çıkmasını sağlayarak karizmasını perçinleyecek. Kostümün içinden Cary’nin çıkmasına pek anlam veremedim fakat olayın şöyle cereyan ettiğini düşünüyorum. Oliver durumu fark edip ekibi astral düzlemden çıkarmaya çalışır bunun için de Cary’le irtibata geçip astral düzlem için gezebilmesini sağlayan kostümü ona verir.

Melanie Bird’in durmuş zamanın ortasında kurşunları engelleyecek bir şeyler yapma çabası da çok hoş görüntülere vesile olmuş. Bazı izleyiciler Bird’in kurşunların önüne geçerek kendini feda edeceğini düşünüyor fakat böyle bir çözümün Legion gibi bir dizi için basit kalacağı kanaatindeyim. Hayır STV dizilerinde bile taş atarak kurşunun yönünü değiştiren adamlar varken ne gerek var Melanie Bird’in ölmesine. Ayrıca Melanie Bird’in ölmesi hikayeye çok büyük bir dramatik etki sağlamayacağı gibi hikaye yapısında açıklar da meydana getirir. Velhasıl sezon finaline kadar ekipten herhangi birinin ölümünü beklemiyorum açıkçası.

David ile Lenny arasında geçen, karıncaların hayatı ve hastalıkları belgeseliyle paralel ilerleyen konuşma her açıdan muhteşemdi. Birçok şey açıklığa kavuşturuldu, sarı gözlü şeytanın ne yapmak istediği az buçuk anlaşıldı, muhteşem yönetmenlik ve oyunculuk sunuldu önümüze. Lenny’nin son sahnede David ile rahimden beri birlikte olduğunu açıklayarak babasını tanıdığını ve babanın, parazitten David’i uzak tutup onu bulamaması için evlatlık vermek zorunda kaldığını açıkladı. Ancak David’in babasının bilmediği şey parazitin onu çoktan bulduğu ve doğduğundan beri onunla yaşadığı idi. En baştan beri görünüş itibariyle Mojo’ya benzettiğimiz ve son 1-2 bölümdür Shadow King ismini zikretmeye başlamıştık. Yellow Eye, 7. bölüm fragmanında açık açık SHADOW KING ismi geçiyor. Yani parazitimizin adına artık Shadow King diyebiliriz sanırım. Son olarak Lenny, David’e iş birliği yaparak birlikte TANRI olma yolunda ilk kez adım attı. Ancak David’in sadece bedenine ihtiyacı olduğunu düşünerek tabuttan bir hapishane yaratarak David’i oraya hapsetti. İnsanlığın en büyük korkularından biri olan tabuta sıkışmayı David üzerinden yaşatmak aşırı gergin anlar yaşamamıza sebep oldu. Devamını merakla bekliyorum.

Peki sevgili okuyucu, bu bölüm hakkında hatta genel olarak Legion hakkında yorumların neler? Bekliyoruz.

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER