Milletin kafasına girip çıkmalı, çok tatlı mutant dizimiz Legion 3. bölümüyle ekranlarımıza geldi. Biz de biraz geç de olsa incelemesini hazırlayalım, neler olup neler bitti konuşalım istedik sevgili okuyucu. Bölüm genel itibariyle güzeldi. İkinci bölümün sakin sularından çıkıldı, daha gergin bir senaryonun ve ilk bölüme benzer daha sayko sahnelerin içerisine attı bizi dizi. Mevzu yavaş yavaş yerine oturmaya başlıyor, gerginlik artıyor, dizi kıvamını bulmaya başlıyor.

Tabii tüm bunlar olurken sosyal medyanın dizi izleyici kitlesi de çılgınlar gibi yorum yapıyor sevgili okuyucu. Diziyi kasıntı ilan edenler mi ararsınız, “karışık olmak için uğraşan dizi” olarak tanımlayanlar mı istersiniz hepsi mevcut elimizde. Spoiler vermeye girişmeden evvel “hiç bir şeyi beğenmeyelim de ne kadar muhteşem insanlar olduğumuz anlaşılsın” kafasındaki insanlara da cevaben son bir yorum yapayım: Bu dizi latex kostümleriyle uçuşup dünyayı kurtaran, filmin sonunda daima kazanacak olan, devasa kötü adamlarla dövüşüp bir taraftan sulu zırtlak espriler yapan süper kahramanlar görebileceğiniz bir dizi olmadığını 3. bölümüyle bir kez daha kanıtladı. Bunu talep edenler için senelerdir birtakım sinematik evrenler bulunmakta. Legion ilk üç bölümüyle süper kahraman türüne farklı bir bakışla girdiğini anlatmaya çalışıyor. Umarım izleyici kitlesinin gazına gelip aptalca bir mutant dizisine çevirmezler diziyi.

Yazımızın bundan sonrası spoiler içermekte olup dizinin yeni bölümünü izlemeyenlerin uzak durması tavsiye olunur. 

MV5BMTcxODczMzg2N15BMl5BanBnXkFtZTgwODA0NzQ1MTI@._V1_SX1500_CR0,0,1500,999_AL_

Bölümün başlangıç sahnesi muhteşemdi. Gerçekten bugün “artık yönetmenliğini övmeyeyim dizinin yeter!” diye başladım yazıya ama kendimi tutamıyorum. 42 dakikalık bölüm içerisinde sekiz on defa “çok güzel sahne çekmişler lan.” dedim. İlk sahneden itibaren görsel dil izleyiciyi içerisine alıp bırakmıyor.

Sezon finaline doğru David’in kız kardeşini kurtarmaya yönelik bir girişim izleyecekmişiz gibi duruyor. Hikaye bu noktaya doğru ağır ağır götürülüyor gibi geliyor bana. 3. bölüm ile Melanie Bird’in mutant askerleri arasındaki büyük çatışma Amy karakteri üzerinden cereyan edecek gibi duruyor.

Geçen hafta da belirttiğim gibi Melanie Bird, iyiler takımının başı olmak yerine bir ayağı daima gri bölgede bir karakter olduğunu daha da belli etti bu bölüm. İlerleyen zamanlarda kendisini kötücül bir karaktere evrilmiş olarak görebiliriz. Kahve makinasının karşısındaki sahne harikaydı. Çok güzel ve duygusal bir şekilde bağlandı fakat tek amacının duygusal bir ortam yaratmak olduğunu sanmıyorum. Belli ki Melanie Bird’ün zayıf noktası nur içinde yatsın rahmetli kocası. Bu bilgi ileride dizide çok önemli bir hale gelebilir. Burada dursun.

Syd’in gerçek bir karakter olduğunu da neredeyse kesin olarak öğrenmiş bulunduk. Kızcağızla kimsenin muhatap olmamasının sebebi hayali biri olması değil kimsenin ciddiye almamasıymış. Şaka bir yana ilk iki bölüm boyunca kimsenin kendisiyle konuşmaması muhtemelen senarist ve yönetmenlerin özel tercihi. Herkesin kafasında bu kızcağız hayal mi acaba? sorusunu yarattılar sağolsunlar. Syd ile David’in birbirlerine dokunamadıkları ama yan yana durarak birbirlerini sevmeleri sizce de aşırı tatlı değil mi? O yüzden Syd’in gerçek çıktığına oldukça sevindim. Göl kenarında yaptıkları konuşmalardan da Syd’in beden değişimini daha önce 3 kez daha yaptığını öğreniyoruz. Çinli bir adam, obez bir kadın ve ufak bir kız çocuğu ile. Ayrıca David’in Syd’e dokunamasa bile bedenleri değiştiği sırasında Syd’i hala kendi vücudunda hissedebiliyor oluşu fena romantikti. Syd ise David’in bedenindeyken yaptığını düşündüğümüz enfes el hareketi mizahıyla romantikliği böldü ama çizgi roman mizahına yaklaştıkları tek sahne burasıydı.

MV5BMTUwNjAxMzQyN15BMl5BanBnXkFtZTgwMzE0NzQ1MTI@._V1_SX1500_CR0,0,1500,999_AL_

Zannediyorum dizinin büyük kısmı David’in kafasında, anılarında falan geçti bu bölüm. “Dünyanın en kızgın çocuğu” isimli muhteşem çocuk kitabını bir kez daha gördük ve hatta kitabın ana karakteriyle karşılaştık. Sahneler değme korku filminden daha başarılı, daha gerginlik vericiydi. Normal şartlarda sokakta görsek Hıncal Uluç zannedip imza isteyeceğimiz sarı gözlü şeytan karakteri öyle güzel yerlerden öyle güzel vakitlerden çıktı ki çok sağlam tırstık sağolsun.

Dizide halen kesin olarak bildiğimiz pek az şey var. David’in anılarıyla kim oynadı? Bunu neden yaptı? bence dizinin en büyük sorusu bu. Artık Bölüm 3. ya da benzeri bir devlet kuruluşu mu bunu yaptı Charles Xavier’ın yanlış giden bir deneyinin sonucu mu? O kafanın içinde tam olarak neler dönüyor? Hiç bir şekilde bilmiyoruz. Bunlar dizinin belkemiğini oluşturacak gibi duruyor.

The Eye karakteri ise gizemli tavırlarıyla merak duygumuzu okşamaya devam ediyor. Kendisinin de bir mutant olduğunu fakat devlet için çalıştığını öğrensek sanıyorum çok şaşırmayız. Hatta özel mutant gücü diğer mutantları fark etmek de olabilir mesela bu da Eye ismini güzel açıklar.

Özetle: Legion “süper kahraman şeyleri” içerisinde muhteşem bir detay olarak kalmaya devam ediyor. Dizi görece ağır ilerlese de sıkmadan, kendine özgü dilini ve temposunu bozmadan tatlı tatlı hikayesini anlatıyor.

Benim söyleyeceklerim bu kadar sevgili okuyucu sen Legion’ın yeni bölümü hakkında ne düşünüyorsun? Gelecek bölümlerle ilgili tahminlerin neler? Yorumlarını bekliyoruz.

 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER