Bu inceleme Legends of Tomorrow 2. Sezon 14. Bölüm hakkında SPOILER içermektedir.

Ben bu bölümü çok sevdim. Sevdim çünkü bir kere Mick’in konuşmasıyla başladı. Ayrıca uzun zamandır böyle güzel bir bölüm görmüyorduk. Oyunculuk konusunda da duygusal sahneler konusunda da bir CW dizisinden beklenmeyecek sahneler ve çok güzel göndermeler vardı. Bunlara tek tek değinmeden önce bölümün konusundan bahsederek başlayalım. Ekip Kader Mızrağı’nın son parçasının yerini öğrenir ve 1970’e, NASA’nın tesislerine giderler. Dizimizin bize alıştırdığı, sorgulamayı dahi bıraktırdığı şekilde, yani yine kılık değiştirerek ve sahte kimliklerle – her seferinde işe yarar – tesise sızan ekibimizin beklemediği, Thawne’ın mızrağın son parçasını ele geçirmek için Apollo 13 operasyonuna dahil olduğudur.Legends1Bu gibi sahneler artık sıradanlaşmış olsa da bu bölümde olduğu gibi güzel anların yaşanmasına neden oluyorlar. Jax’ı canlandıran oyuncu Franz Drameh’in İngiliz aksanını dizide kullanabilmiş olması, Mick’in orada takım elbiseli halde sürekli bir şeyler çalması ya da tıkınması bu güzel anlardandı. En güzellerinden biri ise insanların dikkatini çekmek için Profesör Stein’ın birden şarkı söylemesi ve Mick’in eşlik etmesiydi ki buna ayrı olarak yazının sonunda değineceğim. Ekibin mızrağın parçasını ele geçirmek için plan yapma süreci ise çok kısa ve etkiliydi. Rip’in lafı yarıda kesildi ve yeni kaptanımız Sara Lance konuştu. Apollo 13 görevine sızan Ray’in Thawne’a gözükmesi ve gözüktükten sonra süper hızı olmayan, elinde sadece bir bıçak olan Thawne’ı Atom giysisine rağmen bu kadar hasar alarak zor yenmesi mantık sınırlarımı zorladı. Ama bu gibi durumlarda ben kendime ”CW dizisi işte, zevk almaya bak diyorum” ve bu dizi bu zevki zaman zaman çok güzel verebiliyor. Bu o bölümlerden biriydi. Uzay sahneleri, çekici ışın muhabbeti, Waverider’a çarpan asteroitler ve Gideon’ın ”Oh, dear” repliği Star Wars severlerin yüzünü güldürmüştür eminim.legends2

Ray’in Ay’dan kurtulmak için Thawne ile işbirliği yapmayı kabul etmesi, Thawne’ı biraz da olsa onun açısından dinleyebilmiş olmak, benim için karakterle Flash dizisinin kurmamı sağlayamadığı empatiyi kurabilmeme sebep oldu. Ayrıca Thawne’ın Cisco ve Caitlin’den, Ray’in ise Barry’den bahsetmesi de her iki diziyi de izleyen izleyiciler için güzel detaylardı. Ray’in Matt Damon filmi olan Martian’a göndermesi hoştu. Akabinde kamerayı alıp ölecekmiş gibi konuşması Interstellar’ı hatırlatıyordu ki Thawne araya girdi ve Hayır, ben burada ölmüyorum” dedi. Kaptan Amerika’ya benzettiğim Yüzbaşı Steel’in dönüşü ve ayrılışı ise çok güzel işlenmişti bence. İşte CW dizisinden beklemem dediğim olay bu ayrılıştı. Steel’in NASA tesislerinde onu bekleyen bir oğlu olmasına rağmen kendini görev uğruna veda etmesi ve o ediş şekli çok duygusaldı, kaliteliydi. Captain America : First Avenger filminin sonunu andırdı. Nate karakterini canlandıran Nick Zano bu duygusal sahnede gayet iyi ve yeterli bir iş çıkarmış. Bölüm boyunca arka planda işleyen Rip & Sara kaptanlık yarışı kardeşçe son buluyor ve bölüm Amaya’nın Gideon’a geleceğini sorması ile bitiyor. Açıkçası böyle bilim kurgu filmlerine, işlerine göndermeler yapmalarına bayılıyorum. Dizi zaten konu olarak bilim kurgu kategorisine girer fakat bazen mantık aramamak gerekebiliyor. Siz bana bakmayın ben tam atmosfere girdiklerinde Black Flash’ın Thawne için geliyor olmasına ayar oldum, tesadüfe bakın! Siz ayar olmayın. Geçerken Ray’in boynunu kırıp geçmemesi ise 3 sezondur Flash dizisinde teker teker ölen Swat’lara üzülmemi sağladı. Şanslı adammışsın Ray.

Haftaya çıkacak olan yeni bölümü sabırsızlıkla bekliyorum çünkü bölümümüzün adı Fellowship of the Spear. Evet, daha önce George Lucas’da olduğu gibi bu sefer dizimize J.R.R Tolkien konuk oluyor.

Haftaya yeni bölüm incelemesinde görüşmek üzere!

Ek olarak;

Profesör Stein’in söylediği şarkının orijinali için:

Ve harika Türk versiyonu için:

Ve yeni bölümün fragmanı:

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER