“Because the world is shit right now, and we all know it.”

Vigilante olan kişiyi motive eden şeyler nedir? Kötülerle savaşmak? Adaleti yerine getirmek mi? Polislere yardımcı olmak mı? Kötülerle savaşmak mı? Kendi gerçeklerini takip etmek mi? Peki vigilante, sadece yaşamak için kötü adamlarla mücadele etmek zorunda kalsaydı?

Fatale, Criminal ve Fade Out gibi klasiklerde beraber çalışan Ed Brukaber, Sean Philips ve Elizabeth Breitweiser’ın yeni serisi “Kill or be Killed” diğer işlerine yaraşır bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Ed Brubaker, sadece çizgi roman janrası üzerinde son yılların en başarılı “crime” ve “crime-noir” yazarlarından biri. Özellikle Fade Out gibi 50-60’ların Hollywood’un da geçen bir cinayeti anlatan eseri okuduğunuzda bu gerçek daha açık bir hal alıyor. Bunun yanında, bu üçlünün girdiği bir projeyi, çizgi roman takip edenler için kaçırılmaz bir eser olarak tanımlamak çok da fazla yanlış olmaz. Bu sefer bu ekip vitesi daha da yükseltmiş gibi görünüyor.

KILL-OR-BE-KILLED-1-02-previewHikaye basit bir adam olan Dylan’ın hayatının gittiği noktayı anlatması olarak tanımlayabiliriz. Dylan, lisedeyken intihar ettiği için okulu uzatan, bu sebeple 28 yaşında hala üniversite okuyan bir lisans öğrencisi. Hayatındaki hiçbir şey doğru gitmeyen bir adam. Hoşlandığı kız, oda arkadaşı ile sevgili ve her gün seviştiklerini yan odadan duyuyor. Bunun yanında, hoşlandığı kız Kira, Dylan’a da boş değil ve Dylan’ın oda arkadaşı olmadığı zamanlarda sevişiyorlar. Kısacası bombok bir hayata sahip bir birey Dylan. Buna son vermek için bir gün intihar etmeye karar verip bir çatıya çıkıyor ve atlıyor. Ancak, müthiş mucizeler sayesinde intihar sadece teşebbüs olarak kalıyor ve yaşamaya devam ediyor. Bu yaşamasının ancak bir bedeli var, öldürdüğü her kötü adam için bir ay daha uzun yaşayacak ve öldürmediği taktirde kendisine verilen şans sona erecek.

İlk 4 sayı, hikayeyi hazırlayan sayılar olduğu için çok fazla aksiyon göremedik ancak ortaya çok güzel soruların atılması ortaya çıkacak hikayenin lezzetli olacağı hakkında bize küçük bir öngösterim oldu.

killorbekilled01-review5

Eserin asıl ilgi çekici kısmı dediğim gibi bu sorular. Dylan gibi hepimize benzeyen bir gencin zorla vigilante’ye dönüşmesi süreci ve bunu yaşamı için yapması hikayenin çok ilginç noktalara gidebileceğini gösteriyor. “Hangi insan öldürülecek kadar kötülük yapmış olabilir?” sorusunun eserlerde sorulması benim okuma keyfimi çok yükselten bir şey. Dylan da öldürmeye giderken aynı soruları soruyor ve bunu size de sorgulatıyor. Bunun yanında, mesela evden geç saatlerde sürekli çıkmasının Dylan’ın oda arkadaşının dikkatini çekmesi de aslında gerçek dünyada kötü adamlarla savaşan biri için çok güzel bir gerçekçilik kattığını da söylemeden geçemeyeceğim.

Yaratılan dünyaya baktığımız zaman, aslında bizim dünyamıza çok benziyor. Karşılaştığımız her karakterin üstesinden gelemediği farklı problemleri var ve bunlar hayatlarını etkiliyor. Hikayede kimse siyah veya beyaz değil, buna kahramanımız Dylan da dahil. Brubaker, şu ana kadar müthiş bir hikaye yaratmış, boşa giden hiçbir cümle yok gibi duruyor. Her ne kadar çizgi romanlarda yoğun konuşmayı sevmesem de bu güzel kurgulandığında ve hiçbir cümle boşa gitmediğinde, bu çok keyifli bir deneyime dönüşüyor. Bunun yanında, Sean Phillips’in her geçen gün güzelleşen sinematik çizimleri ve Elizabeth Breitweise müthiş noir’a yakınsayan renklendirmesiyle elimizde takip etmeye değer bir seri bulunuyor.

Sonuç olarak, çizgi roman sevenlerin kaçırmayacağı bir seri var karşımızda. Bu üçlünün diğer eserlerine yetişebilen bir eser olup olmayacağını zaman bize gösterecekse de şu anda emin adımlarla ilerlediğini söylemek yanlış olmaz.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER