Ve final bölüm incelemesiyle karşınızdayız. Aşağıda her zamanki gibi önce inceleme, daha sonra easter eggler olacak. Önceki incelemelerden farklı olarak ise en sonda benim ve diğer yazarların tüm sezon hakkındaki yorumları yer alacak. İlk bölümden son bölüme kadar incelediğimiz Iron Fist içeriklerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Iron Fist 1. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 2. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 3. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 4. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 5. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 6. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 7. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 8. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 9. Bölüm İncelemesi

Iron Fist 10-11-12. Bölüm İncelemeleri

Buradan sonrası Iron Fist 1.Sezon 13.Bölüm Dragon Plays with Fire hakkında SPOILER içerir.

Doğancan’ın incelemesi ve görüşleri:

Bölüm, sezon finali olduğu için beklentilerim çok yüksekti. Peki bölüm beklentilerimi karşıladı mı? Bunun cevabı çok tatmin edici olmasa da, bölüm için hiç yoktan iyiydi diyebilirim. Bölüm Harold’ın şirkete dönmesi ile başladı. Bölümün Danny’nin adını temize çıkarma çabasına odaklanması Luke Cage ile benzerdi. Araya giren intromuzdan sonra soluğu Hogarth’ın yanında aldık. Karakterin sezon finali için dönmüş olması güzeldi. Gözlerimiz artık onun için çalışan Foggy’i aramadı değil. Hand meselesi önceki bölüm büyük çoğunlukla Bakuto’nun da ölüp daha sonra cesedinin kaybolması ile kapanmıştı. Tahmin ettiğimiz gibi bölümün de dizinin de ana kötüsü konumunda Harold Meachum yer aldı. Ölümü ve ölümden dönmesi Nabu karakterini saymazsak diğer Netflix dizilerinde olmayan bir şey oldu ve bu Nabu gibi yan karakter değil de ana kötüye yapıldığı için karakterin deliliğe doğru yol alışı ile birlikte etkileyici oldu. Danny’nin Gao ile yüzleşmesi ve ailesinin ölümünden Harold’ın sorumlu olduğunu öğrenmesi ise hem Danny adına hem de dizinin bu bölümle Harold meselesini kapatmak adına önemli bir adımdı. Daha sonra karakterlerimiz Hogarth’ın da yardımı ile bir plan yaptılar. Bu planda Ward’ın da Danny’nin yanında, müttefikleri arasında yer alması çok hoştu. Özellikle dizinin sonlarında şirkette eskiden babalarının tablolarının olduğu yerde Danny ile Ward’un tablolarının olması çok güzel bir sahneydi. Planlamadan sonra ise uygulama vaktiydi. Dizinin en iyi aksiyon sahnelerinin bu bölümde olmasını bekliyordum fakat dövüş koreografileri bakımında benim gözümde hala en iyi bölüm 6.bölüm. Fakat bu bölümdeki son aksiyon da son derece tatmin ediciydi ve Danny’nin ilk kez gücünü bu kadar güzel kullandığı gördük. Daha önce varsa yoksa yaptığı kapı duvar kırmaktı. Fist’i yere vurduğu sahne tek kelimeyle harikaydı. Bu gibi sahneleri umarım Defenders’ta ve olursa dizimizin 2.sezonunda daha sık görürüz. Karakterin Harold ile olan son karşılaşması ise çok kaliteliydi. ıron fist1Fist ile kurşundan korunması da yine Iron Fist gücünün yaratıcı kullanımlarındandı. Bu sahnelerde ejder Shou-Lao’nun gözlerinin gözükmesi ise çok güzeldi ve çizgi romanlara saygı duruşu niteliğindeydi. Fakat ejderi tamamen görmek isterdim. Netflix’in bütçesi buna nasıl yetmiyor anlamıyorum. Dizi bu boss fight diyebileceğimiz dövüş bittiğinden sonra kalan 10-15 dakikasını potansiyel gelecek sezona ve Defenders’a yol yapmaya ayırdı. Bu sahnelerde gördüklerimiz bende hep bu da nereden çıktı tepkisi yarattı. Aşırı aceleye getirilmiş hissettim. Davos’un Joy ile konuşması, ona Danny’i öldürme planından bahsetmesi ve bölüm içinde babasına ”Danny’e nasıl iftira atarsın” diyen Joy’un pis sırıtışı sinirlerimi hoplattı. Önceki incelemelerde de bahsettiğim gibi dizi bu gibi tutarsızlıklarla doluydu. Gao’nun orada olması ve bu planı dinlemesi ise yine gelecek yapımlar için önemliydi fakat Gao Davos ile bir ittifak mı oluşturdu? Yoksa Davos Gao’nun oradaki varlığından habersiz mi? Bundan emin olamadım fakat bir ittifak var ise, bu da bir tutarsızlıktır benim gözümde çünkü Davos körü körüne Hand’den nefret ediyordu. Gelenekçiydi. Iron Fist Doctor Strange ise Davos karakteri de tam olarak Baron Mordo. En sondaki K’un L’un’un yok olmuş görüntüsü ise merak uyandırsa da o sahne de bende pek bir etki yaratmadı. Son düşüncelerime geçersem final bölümünü ne kadar beğenmiş olsam da hikaye adına pek bir şey yoktu. Evet Harold meselesi çözüldü. Fakat bir sürü cevapsız soru kaldı. Son 10 15 dakika çok aceleye getirilmişti. Ve en önemlisi, ben final bölümde bir kostüm bekliyordum. 1948 yılına ait Iron Fist’in kostümü gibi bir şey, ya da Daredevil’ın ilk sezon giydiği tarz bir şey yapılabilirdi. Bu kesinlikle büyük bir eksi. Umarım Defenders dizisinde karakteri klasik sarı yeşil kostümü ile görürüz.

defenders
Bir Jessica Jones eksik!

Ben bu üstteki görseli çok seviyorum. Umarım Defenders dizisinde Spider-Man de olur. Iron Fist de bu kostümünü giyer. Biz de zevkten mest oluruz.

Easter Eggler:

  • Stan Lee posteri!ironfist1
  • Claire tanıştığı diğer güçlü kişilerin ne kadar da karanlık ve sorunlu olduğundan bahsediyor.
  • Shou-Lao’nun gözlerinin gözükmesi.

Dizinin tüm sezonu hakkındaki görüşlerim ise şunlar: Dizi kesinlikle abartıldığı kadar kötü değil. Bir kere tüm CW kanalı süper kahraman dizilerinden iyi. Fakat Marvel-Netflix dizileri arasında son sırada olduğuna katılıyorum. Bunun sebeplerine gelirsek şahsi fikrim dizinin genel itibariyle hikayesi yavaş ilerliyor. Ana karakter dahil birçok karakter tutarsızlık gösteriyor. Dizi Claire’in Madam Gao ile aynı odada bulunup da neden Matt’i aramadığına mantıklı bir açıklama getiremiyor. Aksiyon sahneleri kısmına katılmıyorum çünkü ben beğendim. Şiirseller ve Danny’nin dövüş stilini yansıtıyorlar. Bir Daredevil kalitesine ulaşılamamasının nedeni, Daredevil’da olduğu gibi dizimizin başrol oyuncusu kostüm, maske giymiyor. Bu durum dublör kullanımını zor kılıyor ve aktör Finn Jones ise kendi oynadığı sahnelerde bu kadarını yapabilmiş durumda. Dizinin tamamında karakterin kostümüne kavuşmamış olması ise bence büyük bir eksi. Son olarak Marvel Netflix dizilerini puanlamam gerekirse;

Daredevil 1.Sezon: 9, Jessica Jones: 7, Luke Cage: 8, Iron Fist: 6 şeklinde olur.

Kutluhan’ın görüşleri:

Ün, şöhret, para her kategoride farklar yaratır. Müzik, dizi, film, spor vs. her sektör yaralı. Sinema sektörü efektler ve parayla ölürken, dizi sektörü de uçuruma doğru gidiyor. Kaliteli dizilerin iptaline o kadar çok şahit oldum ki dizilere bağlanmamayı öğrendim. Bu hafta Into the Badlans 2.Sezon yeni bölüm geldi. Onay alma konusunda sıkıntı çekmişti. Ama gelen bölüm, o kadar üst düzeydi ki her şeyi ve tüm dandik dizileri unutturdu. Ve onlardan biri de Iron Fist. Netflix’in direkt yayınlamasının çekiciliğiyle izlemeye başladığım Marvel dizisi, hızlı bir şekilde geçerek izlediğim diziler arasına girdi. Vasat bir finalle de beni yanıltmadı. Çizgi romanlarını bilmiyorum ama easter eggler umrumda değil. Daredevil ya da Jessica Jones ile bağlantıları hele hiç umrumda değil. Gereksiz bulduğum karakterler diğer dizilerden çıkıyor, zayıf dövüş koreografileri karakterin tarzı oluyor, şirket entrikaları Kanal D’den çizgi roman senaryosuna dönüşüyor bla bla bla. O kadar çok dizi, film izledim ki kalitesiz bir yapımı gözünden anlayabiliyorum. Gerilim yaratamayan, dram hissettirmeyen, heyecanlandırmayan, gelecek sezonu merak ettirmeyen dizinin ne gibi bir çekiciliği var? Dizi film izlemenin boşa zaman geçirildiği söylenen bu dönemde, böyle diziler izlemek bazı boş insanları haklı duruma getiriyor. Gerçek hayatta öğrendiklerimden çok, kitap dizi filmlerle bir yere gelmiş biri olarak, size hiçbir şey katmayacak yapımlardan uzak durmanızı öneriyorum. Iron Fist’te bunu yaptık artık çok geç. Ama eğer bunu okuyorsanız, popüler yapımlara ön yargılı davranmanızı isterim. Seçici izleyiciler olursak, zenginleri daha çok zengin yapmak yerine, hak edene para kazandırıp daha iyi yapımlar görmeye başlayabiliriz. İzleyicilere yol göstermek için eleştirmen olmak istedim ve yazılar yazdım. Ulaşabildiğim insanlar olduysa ne mutlu bana. Iron Fist zaman kaybından başka bir şey değildir.  Aksiyon istiyorsanız sizlere Black Sails, Into the Badlands, Person of Interest önerebilirim. Rezil CGI, vasat karakter yapısı, zayıf kurgusu olan Iron Fist, benden geçemedi arkadaşlar.

Tuna’nın görüşleri:

Iron Fist: Netflix’in en kötü Marvel dizisi mi, en çok hakkı yenen mi?

Malumunuz, Daredevil ve Jessica Jones’un art arda yakaladığı başarılar, eleştirmenlerin mutluluk gözyaşları, zirveden inmeyen dizi puanları derken Marvel-Netflix ortaklığından çıkacak her şeye şaheser potansiyeli biçildi. Ancak bu ne kadar gerçekçi bir hayaldi, suçun ne kadarını ardından gelen dizilerde aramak gerekir? Belki tartışılır bir yorum olacak ancak bana kalırsa eldeki hiçbir yapımı görmeden önce sadece dizi isimlerinden olası bir kalite sıralaması yap deseler cevabım şu olurdu: Daredevil>Jessica Jones>Luke Cage>Iron Fist.

Nitekim de sonuç olarak elimizde buna benzer bir sıralama var ki ben iki diziyi de gördükten sonra Luke Cage’in hiç de Iron Fist’ten öte bir dizi olduğunu düşünmüyorum. Yer yer fazlası yer yer eksiği olan bir diziydi. Ancak daha hiç birini görmeden böyle kolay bir tahminde bulunabilmenin de bir sebebi var? Nedir? Çizgi roman. Elimizdeki karakterleri sıraladığımızda en çok üzerine düşülmüş en yoğun drama hikayesi olan hep en çok ön planda olmuş karakter tabii ki de Daredevil bu dörtlü arasında. Bunu geçelim. Bana çizgi romana gelişi dahil ilk X-Men filmlerinden bile sonraya tekabül eden Jessica Jones’u Luke Cage’den öte bir noktaya iten nedir? Şu kısacık tarihine marjinal bir çizgide kendine özgü ancak kesinlikle basit olmayan bir anti-kahramanın, Netflix’in genel çizgisini renklerini de hesaba katarsak harikalar yaratmaması imkansıza yakındı. Luke Cage’den başından beri çok ciddi bir beklentim yoktu çünkü her ne kadar çizgi roman tarihinin en popüler karakterlerinden olsa da, her ne kadar Netflix çizgisinde de olsa ele bir TV dizisi olarak çok parlak bir şey çıkaracak, bu elementleri elinde barındıracak bir dizi değildi. Luke Cage hikayeleri öyle ya da böyle etrafındaki dünyayla şekillenir. Ki diziyi başarılı kılan unsurları da yine tek başına başrol de değil, zaman zaman rol çalan zaman zaman Cage’i sivrilten karakterlerdi bana kalırsa.

Peki bu resimde Iron Fist nereye düşecekti? Öncelikle Netflix’in çekeceği, Uzakdoğu öğeleri yüksek bir diziden beklentinizin yüksek olması doğal. Ancak buna bir de Arrow’a benzer mi endişeleri etrafında çekilmiş bir seneler sonra New York’a dönen genç zengin hikayesi ekleyin. Öyle ya da böyle bir dizi-sinema evreni içinde olduğu için bu zamana kadar nerelerdeydi soruları sordurtmamak ve karakteri iyi oturtmak için bir orijin hikayesi yaptığınızı ve dolayısıyla bol bol iş dünyası, koltuk kapmaca hikayeleri , aile dramı sokmak zorunda olduğunuzu ekleyin. Ki Iron Fist, Green Arrow’un aksine tüm dünyası öyle ya da böyle bu şirket ilişkileriyle gelişen bir karakter de değil ancak ne yaparsınız, bu bir orijin hikayesi. Elde başka ne var, fantastik bir K’un L’un, mistik bir manastır, ejderhalar, bambaşka bir hayat ve felsefe var. Bana kalırsa bu diziyi alıp iki üç seviye yukarı çekebilecek, şu an bambaşka şeyler konuşmamıza sebep olabilecek öğeler bunlardı. Belki 13 bölümlük bir Netflix yapımı için çok daha ciddi bir bütçe ve kendini bu kurgusal dünyaya çok daha fazla verebilecek bir senarist-yönetmen ikilisi lazımdı, ancak kısmen de olsa daha çok bu öğeleri görebilirdik. Bu belki hem bize hem de aslında dizinin arkasındaki ekibe “Kimdir bu Danny Rand-Iron Fist?” sorusunun cevabını daha bütünlüklü verebilirdi. Ancak böyle dev bir külliyatı da işin içine katamayınca elde ne kaldı? Bol bol şirket-aile dramı, arkadan iş çevirme, çizgi romanda dahi çok yavan olan –iyi ki karakterli davranıp ikinci bir Olicity vakası yaratmadılar, bütün dizi sekreter kıza kötü kötü baktım elimde olmaksızın- bir aşk hayatı, bence çizgi romanda komple yavan olan bir Colleen Wing, çocukluk travmaları, bir de ciddi bir sürprizi zaten Daredevil’da kaçmış bir Hand.

Kaldı ki Iron Fist çizgi romanda her zaman bütün olarak okumak istediğiniz br karakter değildir. Her ne kadar solo hikayeleri olsa da Iron Fist’i popüler kılan Luke Cage’in eküriliğini yaptığı Heroes For Hire serisidir, ki o serinin bir başka rengi de çıktığı dönemdir- bu yüzden yakın zamanda yeniden çıksa da tutmadı- o da başka bir hikaye. Sözün özü, her ne kadar mistik güçleri olan, bütün gençliği ağır bir uzak doğu disipliniyle geçmiş ve tarihsel bir sorumluluğu omuzlarında taşıyan bir karakter olsa da, Iron Fist en sonunda sokak seviyesi kahramanların Johnny Storm’u, Bobby Drake’idir. Her ikisinin de karakterizasyonu, bolca boş boğazlık, kötü şakalar yapar ve Luke Cage ile birbirlerini bu şekilde dengeleyerek gelişmiştir . Iron Fist’in ciddileşmesi yüzünü Uzak doğuya döndüğünde olur genelde, New York’un arka sokaklarında değil. Ancak biz Defenders’ten önceki son durak olmasına rağmen Marvel logosu gibi her yerde belirmesi gına getirmiş bir Claire Temple dışında tek bir şey görmedik. Karen Page’in adı geçti, Devil of Hell’s Kitchen dendi, Jessica Jones’dan ismini zikretmeden Joy bahsetti ve Claire üzerinden bol bol Luke Cage uyarlaması yapıldı. Bu belki bütünlüklü bir dizi evreni için yeterli gözükebilir ancak; birincisi, elinizde Jessica Jones gibi tesadüfen ya da kendi kişisel sorunları yüzünden kendini maceraların içinde bulan bir anti-kahraman ya da sezon finalinde sırra kadem basan bir Luke Cage olabilir, ancak bize Hand’i ilk elden tanıtan, eski kız arkadaşını onlara kaybetmiş, yeni kız arkadaşı gazeteci kendisi de avukat olduğu için şehirde skandalın kokusunu üç yüz metreden alan bir Daredevil var. Luke Cage’in eksikliğinde Iron Fist’in ciddi yarısını oluşturabilirdi bir iki bölümlük de olsa. Hadi bu çok fazla olurdu diyelim, yine de dizi evreninin bütünlüğü açısından hiç değilse bir Karen Page görebilirdik Ward ile röportaj yapan çakmasının yerinde. Ya da polislik ile süper kahramanlık arasında kafası karışmış bir Misty Knight için yönlendirici de olabilirdi. Yani küçüğünden büyüğüne görebileceğimiz bir çok cameo vardı ve bunların hepsi, Iron Fist’in solo hikayesini çekme ızdırabından birkaç saniyelik de olsa bizi kurtarabilir, devamında izlerken aklımızda daha bütünlüklü bir Danny Rand izlenimi bırakabilirdi. Ki yaptığı her şakada, hafife aldığı her olayda böyle bir Iron Fist’in izlerini aradım. E durum böyle olunca, K’un L’un’u ve o mitolojik şehri, öğeleri kullanmadığınız zaman, Iron Fist, merkezinde sadece kendisinin olduğu dram dolu orijin hikayesini anlatmak isteyeceğiniz son karakterdir. Elinizdeki diziye yavan diye bakarken bir de aslında bunu oluşturan malzemeleri ve şartları da görmek gerek. Yani ortada çok şaşırtıcı bir şey yok, Netflix’in K’un L’un ve diğer kahramanların kullanımı konusundaki tasarrufunu da düşününce. Peki tek mesele bu muydu, eldeki malzemeyle daha iyi bir dizi çekilebilir miydi ya da aslında bütün bu eleştiriler arasında kaçan soru, Iron Fist gerçekten kötü bir dizi miydi?

Öncelikle, sezon finaline doğru gittikçe yavanlaşan bir öldürülmüş anne-baba dramı bu kadar çok göze sokulmayabilir, izleyici açısından da daha heyecanlı bir hikaye yaratabilirdi. Yer yer artık izlerken içim daraldı. İkinci olarak, ortada birbiriyle zar zor örtüşen iki hikaye izledik. Biri Harold-Ward-Joy üçlüsü üzerinden geçendi, diğeri de Danny-Colleen-Gao diye başlayan ve sonrasında Claire, Bakuto ve Davos’a genişleyen. Bu iki hikaye özellikle sezon sonuna doğru iyi bir bağlantı kurdu evet kabul. Ancak Danny’nin çok göze batan bir şekilde dizinin şirket ayağıyla birkaç radikal-klişe atar dışında hiçbir şekilde ilgilenmemesi, yoldan geçerken şirketten atıldıklarını öğrenip üzerine iki saniye bile düşünmeyip şirkete dürüstlük iksiri malzemesi bulmaya gidişi, bu absürtlüğün en sembol anıydı bana kalırsa. Evet, karakter gelişimi açısından belki çok tutarsız değildi, dizide yansıtılan Danny’nin hiçbir şekilde şirketi önceliğine almaması, hatta New York’a niye geldiğinin bile uzun süre belirsiz kalması düşünüldüğünde anlamlandırılabilirdi. Ancak biz diziyi Danny Rand’in gözünden değil, üçüncü kişiler olarak izledik, böyle bir anlatım vardı dolayısıyla bir yerden sonra çokça birbirinden bağımsız gelişen ve biri ortak paydaları olması gereken Danny’nin hiçbir şekilde iplemediği iki hikaye ve aralarındaki geçişler bir yerden sonra yorucu olmaya başladı. Bunlar dizinin benim nazarımda en negatif taraflarıydı.

Genel olarak dövüş sahneleri abartıldığı kadar kötü değildi ve her bölüm gittikçe daha iyi dövüşler izlemeye başladık ki bu da teknik bir meseleden çok dizinin arkasındaki ekibin kararı gibiydi. Zaten hikayeyi de düşündüğünüz zaman ilk üç bölüm elde ucuz kiralık korumalar varken gitgide daha çok Hand mensubuyla karşılaşan bir Iron Fist’in kendini dizi ilerledikçe açması da makuldü. Finn Jones’in oyunculuğu ise bana batmadı, çünkü eldeki malzeme Matt Murdock ya da Jessica Jones değil, çok daha basit, ne istediği belli, direkt bir karakter Danny Rand. Hatta bence bu halini daha iyi yansıttığı için de aile dramının daha çok baydığını söyleyebilirim. Hakeza Colleen ve Davos da pek öyle köşeli karakterler değil genel anlamda. Ki dizinin genel olarak oyunculuk sorunu olmadığı da özellikle Harold ve Ward karakterleri kanıtlar nitelikteydi, her bölüm ses tonlarından mimiklerine hayranlıkla izledim. Bunun dışında da dizinin yukarıda bahsettiğim iki hikayenin Danny üzerinden kopuşu hariç bir akış sorunu da yoktu bence. Özellikle Luke Cage’de olmayan, her bölüm bir diğerinde olacakları merak ederek bitirmemi sağladı Iron Fist. Aksiyon sekansları da hikayenin anlatım sırası, akışı tansiyonu hiçbir şekilde sorunlu değildi kannımca. Belki Claire’in sahnelerini istisna sayabilirim, bu kadar çok hikayenin içinde olmasına, Defenders’a giden yolu açması bir yana, dizinin kendi bağlamında gerek yoktu.

Sonuç olarak, şahsi görüşüm Iron Fist’in ne en çok hakkı yenen ne de en kötü Marvel dizisi olduğu. Evet, elimizde Daredevil ve Jessica Jones ile karşılaştırılabilecek bir dizi yoktu. Evet, Netflix diğer kahramanların kullanımı ve K’un L’un konusunda cimri davranmıştı. Ancak eldeki kaynak materyali ve dizinin bütünlüklü olmayan ve aslında dramla çok da iç içe olmayan bir karakterin, acı ve sansasyon dolu solo orijinini anlatma amacında olduğunu düşündüğümüzde, elimizde potansiyelinin çok üstünde bir dizi kaldı, keza akıcılığı öncülü Luke Cage’in üzerinde idi. Şahsi görüşlerim bunlardır efendim, farklı görüşleriniz varsa da yorumlarda buluşalım.

Barış’ın görüşleri:

Ben aslında çok uzun tutmayacağım, herkes uzunca anlatmış derdini ama ben daha kısa birkaç kelam edip genel bir şeyler söyleyeceğim. Dizi kesinlikle aldığı ağır eleştirileri hak etmiyor ama bu çok iyi bir dizi olduğu anlamına gelmez. Mesela ben dövüş koreografisini oldukça sevdim, en çok eleştirilen yanı buydu mesela dizinin ama bence gayet başarılıydı. Beğenilmemesinin iki sebebi olduğunu düşünüyorum.

1- Beklentinin Daredevil olması

2- Kung Fu’nun genel yapısı ve felsefesi

Dizi ile ilgili beğenmediğim şeyler de var elbet, öncelikle Defenders öncesi son dizi olduğu için biraz Defenders yolu yapılsaydı ve Claire’in çıkıp benim de yetenekli arkadaşlarım var demesinin ötesine geçilseydi çok güzel olacaktı. Ayrıca bütçemiz azdı diye ejder koymadık diyorsunuz anlıyorum da azıcık K’un L’un görseydik bari tamamen CGI kuş bakışı bir görüntüye bile razıydım. Son olarak da finalin olmayışı, bence dizinin 7-8 bölümlük güzel bir hikayesi vardı ve 13 bölüm yapma uğruna güzelim hikaye uzadı ve final bir türlü bağlanamadı. Ayrıca final dövüşü olarak sunulan Danny vs Harold dövüşü 12. bölümdeki Coleen vs Bakuto dövüşünden daha sönük kaldı. Bu dizinin adı Iron Fist, Coleen Wing değil!

Son olarak değinmek istediğim bir konu var o da dizinin talihsizliği. Önceki Netflix-Marvel işlerine bakınca işlenen temalar şöyle, Daredevil görme engelli, Jessica Jones kadın, Luke Cage siyahi ve bunların yanında Iron Fist zengin, erkek ve beyaz bir iş adamı. Bu çeşitlilik içinde anlattığı karakter ve işlediği konular bakımından nasıl bir yerde konumlandığını fark ettiniz mi? Üstelik Amerika’da seçimleri Trump kazanmışken. Bunu da ben söylemiyorum bu arada bizzat Finn Jones söylüyor.

Anıl’ın görüşleri ise direk Youtube kanalında video halinde bulunuyor. İzlemek için videoya tıklamanız yeterlidir.

 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER