Bu yazıyı, IvX’in son sayısını henüz bir saat önce okumuş, hala karışık duygular içerisinde olan bir okur, fan olarak yazıyorum. Başından itibaren aşağı yukarı bütün sayılarını haftalık incelemelerde yazmıştım. Malumunuz, Death Of X sonunda Terrigen bulutlarından birinin Cyclops –görünümlü Emma- tarafından yok edilmesi, aslında Terrigen zehirlenmesinden ölen Scott’ın mirasını yerine getirmek için bütün dünyanın zihninde yarattığı Cyclops’un Black Bolt tarafından öldürülmesinden sonra bu savaş bekleniyordu. Açıkçası Death of X’deki o muhteşem tvistten sonra aynı ekibin yapacağı bir savaş serisinden beklentim yüksekti. Hiç değilse çok tepki çeken Avengers vs X-Men’den daha iyi olacağına inanıyordum. Nitekim öyle de oldu. Motivasyon hatası olmayan bir savaş izledik altı sayıda. Yaşlı Hank McCoy’un Mutant komitesine hali hazırda geçtiği her yerde türlerini zehirleyen Terrigen bulutunun genişlemeye başladığını ve iki hafta içerisinde tüm atmosferi kaplayarak dünyadaki bütün Mutant nüfusunu yok edeceğini söylemesi üzerine ta Cyclops’un ölümünden beri elinde bir savaş planı olan ve başını Emma Frost, Storm, Magneto, genç Hank Mccoy ve Rogue’un, yani halihazırdaki bütün Mutant liderlerinin çektiği ekip herhangi bir pazarlık çabasıyla vakit kaybetmeden Inhumanlara savaş açarlar.

harbiden de hikaye boyu zihnini kontrol etmediği bir lockjaw kaldı neredeyse
harbiden de hikaye boyu zihnini kontrol etmediği bir lockjaw kaldı neredeyse

Plan özünde basit, ama detayları dahiyanedir. Magneto tek başına Crystal-Gorgon ekibinin gemisini indirir, Magik limboya hapseder. Emma, Dazzler’ın yardımıyla Black Bolt’u indirir –çünkü Black Bolt’un panzehiri Dazzler’dir , sesi emip geri uygunca iade eder- Magik onu da Limbo’da bir cihaza yerleştirir, Jean Grey, Cuckoos ile beraber Karnak’ın zihnini sonsuz kapsamlı bir mental labirente yerleştirir ve Fantomex hepsini birden kendi yarattığı sanal dünyanın içine saklar. Lockjaw’ı da E.V.A’nın içinde uyutur, geri kalan Mutantlar da New Atillan’a saldırır. Magik tuttuğu Inhumanı limboya atar. Magik Turizmin sayın yolcuları, hikayenin bu giriş, yani taarruz kısmı bence muhteşemdi. Üzerine çok uğraşılmış, çok iyi detaylandırılmış, karakterlerin güçleri ve davranışları çok güzel özetlenmişti. Bütün bunların sonundaki plan ise Forge’in yaptığı bir makine ile bulutu çekip kristalize etmek, yani yeni Inhumanların (nuhuman) sonu. Ancak plan ilk aşamada çok başarılı ilerleyip, bütün büyük aktörler yavaş yavaş devre dışı kalsa da hesaba katılmayan nuhumanlar Iso ve Inferno oyunu bozar. New Atillan’daki işgalden kaçmayı başarırlar. Inferno kendini Logan’ın önüne atarken Iso Forge’un yaptığı makineyi imha eder. Bu kısmı bence hikayedeki ilk zayıf noktaydı. Bu kadar detaylandırılmış bir saldırı planından sonra Forge’in Iso’yu ilk gördüğünde vurmaması hatta üzerine cihazın havalandırmasının nerede olduğunu ağzından kaçırması, Iso’nun gözgöre göre makinayı imha etmesi filan. Meh. Ama kredisi yüksek bir seriydi benim için ve ucuz bir hamleyle de olsa hikayeyi nispeten iyi bir yere bağladı.

Neden iyi, çünkü eğer biri makineyi de durdurmasa IvX Mohaç meydan muharebesi gibi daha ikinci sayıdan bitecekti –ki bence olması gereken de oydu denk güçler değiller de neyse- Bu noktadan sonra hamle yapma sırası Inhumanlara geçer, maç uzar, önce Karnak kurtulur sonra Inhumanlar Limbo’daki kafesten çıkarak Black Bolt’u bulurlar. Başında Havok’un beklediği bir makinaya bağlanmıştır uzun süredir taçsız kalan kral ve Havok istediği zaman öldürebilecek noktadadır. Ancak öldürmez, her halükarda Limbo’dan çıkamayacaklarını varsayar ve çıksalar bile bağlı olduğu makine sebebiyle sesini kaybetmiştir Blackagar. Ve kardeşinin intikamı, Alex Summers için bir kişinin ölümüyle alınabilecek kadar basit değildir. Burada dikkat çeken başka bir detay, Havok’un ilk Medusa ile karşılaşmasında söyledikleridir:

“Mesele Terrigen meselesi değil, mesele Mutant-Inhuman meselesi de değil, her şey aslında Scott ve Emma ile alakalı.”

Bu sözler beşinci sayıdandı ve bugün yayınlanan final sayısı öncesi müthiş bir soru işaretiyle bırakmıştı bizi. Belli ki Emma’nın diğer Mutantlardan farklı bir planı vardı ve Death Of X’in sonunda gördüğümüz deliliği buraya da taşmıştı. Bütün bunlar olurken bir ilginç gelişme daha yaşandı. Mosaic, Magneto ve Cyclops’un kafasındayken mutantların neden saldırdığını, meselenin ne denli ölüm kalım meselesi olduğunu anlar ve Forge’i esir tutan genç nuhumanlara anlatır. Savaşın moral tartışması bu noktada Khamala’nın sözleriyle zirveye çıkar: ”Bu savaşta iyiler kim?” Ancak genç nuhumalar daha hızlı bir şekilde sonuca gider ve Mutantlara hak vererek Forge ile beraber baştan daha portatif bir makine yaparlar ve sonuç olarak Mutantların yaşamları için yeni Inhumanlardan vazgeçerler. İki tane kahraman grubunun savaşı açısından daha güzel bir özet. Karşılıklı siyah ve beyaz noktaların daha saf, günahsız bir toplam tarafından gri bir alanda buluşması ve sonuç alınması. Ancak bir Disney animasyonu izlemiyoruz, dolayısıyla her şeyin toz pembe çözülemeyeceği belliydi, ancak ne derece sertleşeceğini kimse tahmin edemiyordu. Ve hakikaten de Lemire ve Soule, belki üzerine çokça konuşulacak ve elbet herkesi tatmin etmeyecek bir final yazdılar.

Peşinen söylemek gerekirse, ilk beş sayıdakini belki onla çarpacak kadar çok iyi bir savaş izledik final sayısında. Her şeyin çok hızlı geliştiği, bütün askeri hamlelerin, beklenen karşı karşıya gelişlerin sonuçlandığı soluksuz bir çarpışmaydı. Limbo’dan kurtulan Inhumanlar, New Atillan’ı X-Men kuşatmasından kurtarmak için döner ve çarpışma başlar. Emma, Johnny Storm’un zihnini ele geçirip Medusa’ya, Cuckoos da nuhumanların zihnini ele geçirip mental savunması olan Inhumanlara saldırtır. Bu olurken Emma ve Cuckoos’un siz nesiniz diye sorması ve zihin kontrolündeki Johnny Storm ve Nuhumanların “BİZ, SİZİZ!” deyişi tüyler ürperticiydi. Savaş büyük ölçüde Mutantların üstünlüğünde gider, hatta bunun farkına varan Reader, Medusa’ya çekilmelerini söyler ancak Medusa intikam ateşiyle yanmaktadır. Psylocke, Logan ve Laura’nın Medusa, Mcgee ve Reader’i sıkıştırdığı sahne muhteşemdi ancak kısa sürdü. Ahura Ennilux ile gelerek savaşı dengeledi ancak tam o sırada Moon Girl Medusa’yı bulup Mutantların neden saldırdığını anlatıp Terrigen bulutunu yok edecek cihazın kumandasını verdi. Iso herkesin beklediği eğer pazarlığa gelseler kabul edecek miydin sorusunu sorarak savaşın meşruiyetini sağladı ve Medusa belki Inhuman tarihinin en büyük fedakarlıklarından birinde bulunarak cihazı aktive etti. Bulut yok oldu ve tam savaş bitti dediğimiz anda hikayenin en çok tartışılacak kısmı başladı.

sekiz aylık çile bitti
sekiz aylık çile bitti

Emma sonuçtan tatmin olmamıştı ve Inhumanlardan Cyclops’un intikamını almak istiyordu. Ancak tam o sırada genç Cyclops aslında yaşlı versiyonunu Black Bolt’un değil, Terrigen zehirlenmesinin öldürdüğünü söyledi ve Emma, X-Men üyelerinden gelebilecek tüm desteğini kaybetti. Bu noktada yaptığı hamleler de söyledikleri de kendisiyle ne kadar uygun tartışılır. Evet, sıyırmış bir Emma’dan bahsediyoruz, yani bir stratejik dehanın, müthiş bir zekanın mantık çerçevesinden çıktıktan sonra yapabileceği korkunç şeyler olabilir. Ama Inhumanlara Mutantlara edilenleri hatırlatan türden hakaretler etmesi ve hepsinden de öte… GÖKTEN INHUMANLARI ÖLDÜRMEYE PROGRAMLANMIŞ SENTİNELLER İNDİ! Evet burası artık ne derseniz diyin mantık çerçevesinin sınırlarını biraz aşan bir noktadaydı, Emma Forge’un zihinini kontrol ederek bu makineleri yaptırmış Forge farkında olmadan. Yani nasıl’ı okey de, nedeni biraz bulanık sanki. Evet, Emma’nın mutlaka bir acil durum planı olacaktı, evet tabii ki barışçıl bir çözümden tatmin olmayacaktı ancak bu kadarı biraz abartılı gibiydi.

Tüyler diken
Tüyler diken

Ki unutmadan, henüz daha Ennilux gelmeden önce süren savaşta Emma Elmas halinde Black Boltun göğsünden kolunu geçirdi (arkasından insan üstü hızıyla yaklaşan Bolt’u fark edip saniyesinde elmas haline dönmesi, daha sıfırıncı sayıda uçurumdan atlayarak yaptığı antrenmanları açıklıyor, teşekkürler her detayı birbirine bağlayan Lemire-Soule ikilisi) yani zaten eyvallahı olmayacağını biliyorduk ama bu biraz Avengers vs X-Men’den kalma herkes barışsın tüm günahı bir kişiye yükleyelim herkes sıyrılsın mantığının çok abartılmış haliydi ki bu noktada artık hikayenin asıl anlatıcıları olan Lemire ve Soule’in elinden çıkıp editörlerin gelecek tasarruflarıyla şekillendiğini düşünüyorum. Yani Mutantların temiz bir başlangıca ihtiyacı vardı dolayısıyla aralarındaki tabiri caizse koyu gri karakterlerden komple sıyrılmaları yan yana duramayacak bir hale gelmeleri gerekiyordu ve bunu da Emma üzerinden yaptılar. Ancak dediğim gibi bu noktada Emma’nın davranışları deliliğin ya da hiçbir zaman kaybetmediği kötülüğün ve rövanş duygusunun dışında bir çizgiye geldi. Sentineller geldikten sonra Medusa’ya dönüp, “Sentineller Mutantları öldürmek için tasarlanmış cihazlardır ancak birkaç değişiklikle hedeflerine Inhumanları alabilirler ve sonuçta ikimizin türleri arasında çok da bir fark yok” dediği zaman, üzerine düşünülecek çok fazla şey çıkıyor. Yani evet bir yanıyla Terrigen dünyaya yayıldıktan sonra yeni yeni ortaya çıkan nuhumanlar da Mutantların çektiklerini çekebiliyor. Ve baskı altındaki bir türün çektiği işkenceyi tehlike anında başka bir türe uygulaması da çirkin de olsa imkansız değil. En basitinden şiddet gören bir çocuğun şiddete meyilli olması ya da toplama kamplarına büyüyen bir Magneto’nun Genosha’da insanları toplama kamplarına alması gibi. Ancak Emma Frost ne o dayak yiyen çocuk ne de toplama kamplarındaki Magneto. Evet birçok Mutantın katliamını en son da aşkı Cyclops’un kollarında ölümü bütün bunlar bir şey biriktirmiş olabillir ancak bütün sorunlar çözüldükten sonra kalkıp Sentineller ile gelmek, Mutantların tarihindeki en kötü simgelerden birini alıp başka bir türe yöneltmek, biraz fazla gibi. Ki, Mutant-Inhuman karşılaşmasının aksine savaşı başka bir boyuta taşıyor ve Sentineller Ennilux’a saldırıp içindeki yüzlerce Inhumanı öldürüyor. Bütün bunlar olurken Magneto’nun da Emma’nın yanında olduğunu görüyoruz ve hatta “Emma was right” cümlesini de duyuyoruz ancak hemen akabinde Magneto’nun da Emma’nın kontrolünde olduğunu öğreniyoruz o sırada. Bütün bunların üzerine Mutantlar ve Inhumanlar birleşip Sentinellere karşı savaşıyor, Logan Inferno’yu kurtarıyor ve biz bu aksiyonlarla beraber Resurrectiona giden yolda X-Men’in temellerindeki “iyi” faktörünü tekrar hatırlıyoruz.

hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye mesajı da verildiğine göre ben çıkıyorum
hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye mesajı da verildiğine göre ben çıkıyorum

Çözüm ise Medusa’nın, yanında sadece Sentineller olan Emma’ya saldırışıyla geliyor. Elmas halindeki Emma’yı öldürecek mi diye beklerken son anda Havok Medusa’ya saldırıyor, nasıl olduğunu bilmediğimiz bir şekilde Emma ile beraber ışınlanıyor ve savaş sonlanıyor. Açıkçası Sentinellerin savaş alanına girişinden finale kadarki kısım her ne kadar her şey ihtimal dahilinde de olsa biraz fazla uçuk ve kısır. Kısır diyorum çünkü bir yerden sonra her şey zihin kontrolü ya da makinelerle gerçekleşiyor ve hepsinin sorumlusu tek bir kişi.

Emma’nın hakkı yendi diyemeyeceğim, neticede yapabileceklerinin sonu olmayan bir karakter ve bunca Sentineli karşılayacak kadar da parası da var (inşaat seyreden yurdum insanı mode off). Ancak bir karaktere bunca rol yüklenmesi, tuttu diye karanlık ve sıyırmış yanları bu kadar fazla ve adeta Batmanvari her şeye korkutucu şekilde hazırlıklı bir Emma, bir noktadan sonra karakter gelişiminden kopabiliyor. Dediğim gibi, X-Men’in geleceği açısından stratejik bir hamle çünkü bahardan itibaren artık klasik süper kahraman motivasyonları ve metodları olan Mutantlar göreceğiz dolayısıyla içlerindeki şeytandan tamamen sıyrılmaları lazımdı. Ama bu hikayenin akışını bozmayacak, uçuklaşmayacak şekilde olamaz mıydı? Belki de olamazdı. Belki de son on seneki Mutant hikayelerinin kaderi budur. Ticari kaygılar hiçbir zaman hikaye anlatımının kalitesiyle tamamen uyuşmaz genellemesinde bulunabiliriz artık içinde X geçen hikayeler için. House of M, Avengers vs X-Men Mutantları geri plana ve sorgulanan bir pozisyona itme kaygısıyla yönlendirilmiş, ticari kaygıların gölgesinde hikayelerdi. Bu yüzden birçok açıdan sorunlu bir akış ve moral altyapı vardı. Inhumans vs X-Men ise bunun tersi kaygılarla, X-Men hikayelerini tekrar düze çıkarmak için yazılmıştı ve olumlu da olsa yine ticari kaygılar vardı, bu da hikayeyi finalde bence baltalayan bir etken oldu. Ancak bütün bunlara rağmen soluksuz bir hikayeydi, bu açıdan asla AvX ile bir tutulamaz. Bunun yanında Emma Frost ölmedi, X-Men editörleri son röportajlarında kendisi için önemli planları olduğunu söyledi, dolayısıyla diğer X-Men karakterleri savaş baltalarıyla beraber bu altı sayıda olan biteni gömse dahil, her şeyden önce bir hatırlatıcı olarak devam edecek Emma, bu bir X-Force serisiyle olur, yeni bir Brotherhood Of Evil Mutants serisiyle olur, tahmin etmediğimiz kadar zekice bir pozisyonda olur. Ancak bu hikaye, finalindeki uçukluklarıyla beraber X-Men’in yeni döneminde de etkisini sürdürecek, Mutantlar biz artık tertemiziz mesajı verse de gökten inen Sentineller hatırlanacak ve belki de tekrar yeryüzüne uğrayacak. Bunları bilmiyoruz henüz. Tek bildiğimiz Medusa ve Black Bolt’un dünyayı terk ettiği, New Atillan’ın yüzyıllar sonra demokrasi ile yönetileceği ve başka bir uçuk nokta olan, Emma Frost’un saklandığı yerde kendine Cyclops’un son X maskesinin bir başka uyarlamasını yaptığı..

bu maske oldu mu şimdi, hiç emin olamıyorum (bkz. Judge Dredd)
bu maske oldu mu şimdi, hiç emin olamıyorum (bkz. Judge Dredd)

Evet, belli ki Bendis’in AvX sonrası yarattığı ve çok tutan devrimci Cyclops figürü, Emma üzerinden ve daha tehlikeli, daha siyah tonlarla sürecek. Ancak nereye varacak bilmiyoruz. Dolayısıyla Inhumans vs X-Men serisi, başlıkta da vurgulamaya çalıştığım gibi tüm Mutantlar için arınma ve cehennemin dibinden (evet Limbo şakası, vurmayın) gün ışığına çıktığı, Emma’nın ise daha da karanlıkta, daha da perde gerisinde bütün Marvel evrenini yeni sürprizlere hazırladığı bir dünyanın kapılarını açtı bize, uçuk bir finalle de olsa, güzel günlerin ipucunu verdi.

Siz de hikaye hakkındaki görüşlerinizi yazın, yorumlarda buluşalım, çizgi romanla kalın!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER