İşten güçten kafamı kaldıramadığım, yetmezmiş gibi çalıştığım yerine on beş yirmi dakika ilerisinde olan patlamalarla sarsıldığım şu günlerde beni mutlu edebilecek az sayıda şeyden biri oldu ve Man Seeking Woman yeni sezonunuyla merhaba dedi.

Bizim bu taraflarda pek bilinmeyen, hatta Amerika da dahi belli bir izleyici kitlesine hitap eden dizi tam bir komedi şöleni. Her bölümü komedi adı altında izlediğimiz sit-comları tokatlayacak ölçüde güzel.

Man Seeking Woman’ın odak noktası ilişkiler. Dizi ilişkiler içerisinde karşılaştığımız durumları alıp kendi tuhaf mizah diliyle harmanlayarak bize sunuyor. İzlerken en az bir bölümde muhakkak “aaa ben de böyle bir şey yaşamıştım” diyeceğiniz şeyler bunlar. Eski sevgilinin yeni sevgilisi sorunsalı, kanka ile aynı kadından hoşlanma olma problemi, eski sevgilinin bir türlü mazide kalamaması, hoşlanılan kadının sevgilisinin çok kral bir adam olması gibi hemen herkesin başından geçen şeyler konu ediliyor dizide. Dizinin adının Man Seeking Woman olmasına bakmayın. Arada Woman Seeking Man haline dönüşüp kadın dünyasının içinden hikayeler anlatmaya başlıyor bunlarla da mest ediyor.

man-seeking-woman-review

Dizi tüm bu hikayeleri anlatırken farkını ortaya koyuyor işte. Eski sevgilinin yeni sevgilisi mevzusunu eski sevgilinin Hitler ile sevgili olması şeklinde anlatıyor mesela yahut bir kadının olgun erkek arayışını kadının Noel Baba ile ilişkiye başlaması vasıtasıyla yansıtıyor. Daha fazla spoiler vermeden son birkez örneklemek gerekirse dizide hoşlanılan kızın sevgilisi İsa Mesih çıkıyor arkadaşlar.

Hal böyle olunca gündeme, tarihe, hatta edebiyata ve sanata dair göndermeler havada uçuşuyor. Sürreal güzellikler hayatımıza doluşuyor, kendi deneyimlerimizin bir şaka aynasındaki aksi gibi izliyoruz diziyi.

Dizi temelde üç karakter üzerinden dönüyor. Ana karakterimiz Joshua Greenberg’e Jay Baruchel can veriyor. Çok da iyi yapıyor. Yüz yapısından tutun oyunculuğuyla cuk oturuyor karakterin üzerine. Şapşal halleri, hafif ezikliği, inceden saf bir adam oluşu falan dört dörtlük yansıyor ekrana. Dizinin absürt yapısını hiç teklemeden vermeyi başarıyor. En olmayacak durumları öyle kaliteli oynuyor ki gerçek olduğundan şüphe etmeye takatiniz kalmıyor.

Joshua’nın muhteşem kankası Mike rolünde ise kendine ait bir şovu olan ve Two Broke Girls izleyicilerinin Max’in zengin ama çöp konteynırında yaşayan eski sevgilisi olarak hatırlayacağı Eric Andre bulunuyor. Açık söylüyorum televizyon yapımlarında izlediğim en iyi komedi performanslarından birini sergiliyor Eric Andre kendisinin gözükmediği her saniye gözleriniz ekranda onu arıyor. Muhteşem enerjisiyle hem çok sinir bozucu hem çok komik bir karakter olmayı başaran Andre, komedi oynarken ciddiyetiyle göz dolduruyor. Kendisinin yeni performanslarını görmek için sabırsızlıkla bekliyorum.

mv5bmtc4ody2ntc5of5bml5banbnxkftztgwnji5nzkyode-_v1_
Hayır yanlışlık yapmadım dizide böyle sahneler var.

Dizinin kadınsal kısımlarını ise neredeyse tek başına Britt Lower üstleniyor. Senaristler yönetmenler sağolsun dizide yapabilecekleri her role sokmuşlar kendisini. Esas konumu Josh’ın ablası olmakla beraber kendisini dizi içerisinde güzel, yalnız, endişeli, evde kalmış, anaç, yanlış ilişkiler yaşayan, çöpçatan ruhlu gibi rollerde görüyoruz. Ulu Tanrı kendisinden razı olsun tüm bu birbirinden farklı rolleri kendisinde çok güzel eritip toparlayıp karşımıza koyuyor Lower. Kendisi üzerinden dönen bölümler dizinin erkek dilini çok güzel kırıyor, oyuncu da kadınlık hallerini yansıtmak konusunda başarılı olunca güzel güzel izliyoruz.

Özetlemek gerekirse; Man Seeking Woman’ın üçüncü sezonu birkaç gün önce başladı. Zaten izlemeniz gereken onlarca bölüm yok alt tarafı yirmişer dakikalık otuz bölüm var elimizde. South Park’ın uçuk kaçık mizahından haz ediyor, ilişkilerle ilgili orijinal yapımları seviyorsanız Man Seeking Woman’a en kısa sürede bakmanızı tavsiye ediyoruz.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER