Bugün sizlerle son zamanların ve hatta tüm zamanların en iyi çizgi romandan aktarılma filmi olan Galaksinin Koruyucuları Vol. 2’yi bu kadar güzel yapan detaylardan bahsedeceğim. Bu konuyu yazmak için çok düşündüm ve aslına bakarsanız size bir itirafta bulunmak istiyorum. Ben böyle uzay, ışın kılıçları, gelecek, galaksiler vs. tarzında şeyleri hayatımın hiçbir alanında sevmeyen bir adamım. Gerçekten. En ufak bir zevk almıyordum ta ki… Galaksinin Koruyucuları Vol.2’yi izleyene kadar. Baştan söyleyeyim ilk filmi yüzümde hafif bir gülümseme oluşturmuş, ama tabularımı yıkamamıştı. Bu yüzden beni sinemadan çıktıktan sonra yüzümde bebek Groot gülümsemesi bırakan bu filmi ve en iyi yapan sebepleri sizlerle paylaşmak istedim. Küçük bir itiraf. Filme iki kere gittim. Sizlere küçük ama hayat kurtaran bir tavsiyem var;

Chris Pratt, erkeklerin görebileceği en büyük villaindır.

Aman dikkat. Yazı SPOILER içerir. Baştan söyleyeyim, izlemeyen bir koşu gidip izlesin. Bu macerayı kaçırmayın!

Vol. 2 mükemmel bir devam filmi. Bir de özgün bir film gibi taze, komik ve heyecanlı olunca, eksik aramak zor oluyor. Elimize geçen ön incelemeler gözümüzü korkutmuştu. Hatta eyvah demiştim. Yine uçuk kaçık bir uzay filmi geliyor. Gönül rahatlığı ile söylüyorum; uçuk kaçık ama içimizden biri gibi samimi. Yönetmen James Gunn’a zorlama iki sahne dışında sonsuz teşekkürler. Ayrıca belirtmek isterim filmin müzikleri ilkinden daha süper. Zaten biz o ipucunu almıştık. Muhteşem Karışık-2 denilen kaset, o kadar güzel harmanlanmış ki seksenlerin uzay çağını modern zamanlara oturtmuşlar.
1. Özgün Bir Devam Filmi ama Aynı Tarz Filmlere Taş Çıkartıyor


Dediğimiz gibi, devam filmi yapmak çok zor bir iş. Sıkmamalı ve yeni olduğunu hissettirmeli. Vol. 2 bana göre sadece Star Wars ile kıyaslanabilir. Efsanevi seriyi gömemem ama Vol. 2’nin tazeliği ve oturmuşluğu Star Wars’a göre daha sağlam gibi. Kızmayın ama öyle! George Lucas’ın üçlemesinin en büyük eksikliği, Lucas’ın CGI parçalarını göstermek istediği ve orijinal filmlerin senaristlerine güvenmediği için, orijinal üçlemeden bu kadar çok şey yapmaya çalışmasıydı. Tadı kaçmıştı. Geride bıraktığımız, orijinallerden tamamen farklı hissettim üçlü bir filmdi. Sadece pacing ile ilgili bir sorun değil, Jar Jar Binks ve benzeri. Sanki tüm Star Wars evreni temelde değişmiş gibiydi. Yeni Star Wars filmlerinde Disney, orijinal üçlemeye benzeyen, ancak daha güzel etkileri olan filmler katarak, nostalji üzerine beton çekti. Hayranların istediği buydu. Öte yandan, The Force Awakens’in en karanlık eleştirilerinden biri de, aslında A New Hope’un yeniden yapımına, başka bir Death Star’ın ve Kahramanın Yolculuğu’nda bir başka tomurcuklanma yaratan Jedi’nin kaynaşması neden olmasıydı. Bu film bize tanıdık geldi, ancak tartışmanın yapıldığını fark etsek de, bazı açılardan yeni filmlerden yeterince bilgi vermedi (Force Awakens’i şahsen sevdim, fakat büyük bir fan olarak New Hope’a çok yakından baktığını düşünüyorum).
Vol. 2, orijinalin görünümünü ve tınısını koruyor, yarı ham mizah, içten anlar ve hareket-aksiyon parçaları ile dolu. Aynı zamanda, ilk filmin anlatım formülünü kullanmadan bize tamamen yeni bir hikaye veriyor.

2. Karakterlerin Derinleştirilmesi


The Empire Strikes Back, sadece yeni ve güzel Cloud City gezegeni Hoth’da perdeli savaşlarla gerçekten harika bir film izledik ve A New Hope karakterleri hakkında daha fazla şey öğrendik.

Darth Vader’in gerçek kimliğini öğrendik. Luke Skywalker’ın ilk filmdeki genç ergen yerine zımba gibi olduğunu gördük. Prenses Leia ile Han Solo arasında romantizm çiçeğini kokladık
Oyuncak Hikayesi 2’de Woody’nin popüler bir gösteri ve başka bir oyuncak ailesi de dahil olmak üzere hiç bilmediği bir arka planın olduğunu keşfettik ve dostluk bağları bir kez daha kuruldu.
Aynı şekilde, Vol. 2 kahramanlarının hakkında çok şey keşfettik. Hem de hiç sıkılmadan! Star-Lord’un ailesi ve arka planıyla ilgili şoklar yaşamamız da bu yüzden. Koruyucular arasındaki ilişkiler eminim ki devam filminde daha da derinleşir ve genişletilir, anlatıma daha fazla boyut kazandırır. Bu şekilde, devam filmi olmaktan daha çok her yeni film tek başına orijin oluşturur. Üstüne yıkmadan devirmeden koymasını bilmişler. Aynı zamanda bu yükü taşıyacak karakterleri çok iyi oturtmuşlar. Örneğin Gamora ile Nebula ikili ilişkisinin bir türlü sonuca ulaşamayan yönleri ortak bir payda da birleşerek sonuçlandı. Aynı şekilde Roket Rakun’un ekip ile bağ kurmak istememesini Yondu’nun ona ne kadar benzediğini anlatarak izledik. Kısacası her sahne, birer empati fırtınasıydı!
3. Villain Gelişmesi


DC hayranları alınmasın. Amacım kıyas değil. Amacım Marvel’in neyi fazladan yaptığı. Uzun yıllardır villain sıkıntısı çeken Marvel, evrenin uzaya doğru akmasıyla rahatladı. Bunu Dr. Strange’ de Dormammu ile hissetmiştik. Vol. 2 ise Dormammu’dan aldığı özgürlüğünü Ego ile çok iyi pekiştirdi. Yaşayan Gezegen Ego, Kurt Russell’in coolluğu ile bize Godfather imajından dönüşen bir villain ile açlığımızı yatıştırdı. Üstelik Star-Lord’un öz babası ile karşı karşıya gelmesi, bize benzerine zor rastlanan etkiyi enjekte etti. Şımarık çocuk, gezegen babasına karşı! Üstelik Ego vs Galaksinin Koruyucuları derken bizim ekip üstün güç ile veya bir anlık patlama ile rahatça işi bitiriyor tarzı umursanmamış. Gayet sağlam bir savaş gerçekleştirilmiş ve iyiler her zaman kazanır büyüsü, Yondu’nun kaybı ile buruk bir mutluluk bıraktı. Allah var, duygusallık da olmuştu bol bol.
4. Marvel Bu İşi Biliyor!

tumblr_okzjryP2UX1sgkbnmo1_400
Marvel bu sektörün kralı diye girmişken, Marvel en sevdiğim yönlerinden biri olan yan evrenlerden alıntıları sınırsız yapıyor. Yanlış anlamayın Sony, Samsung ya da Turkish Airlines gibi ürün yerleştirmeler değil. Hatırlarsınız, gezegenin kalbinde Ego ile Star-Lord çarpışırken nostalji bir karşılaşma sahnesi ile ikisi de birbirine doğru uçuyordu. Star-Lord tüm muzipliği ile Pacman formuna giriyordu. Korkuları yok. Yondu’nun bağıra bağıra Disney evreninden karakter ismi söylemesi. ‘I’m Marry Poppins ya all!’ Marvel bunları yaparken aslında biz ayrı bir dünyayız imajı ile kendini soyutlamıyor, tam aksine bakın hepinizin bildiği şeyler bizde de var diyerek bizimle daha yakın bir bağ kuruyor. Yani bizi uçururken ayaklarımızı yere bastırmasını da biliyor.
5. Müzikler

Yazının başında da belirtmiştim. Çoğu filmi müzikleri ile hatırlarız ama bu filmi olur olmadık yerde güzel bir biçimde giren Muhteşem Karışık Mix-2 ile hatırlayacağız. En heyecanlı savaş sahneleri olurken size 88’den bir Glenn Campbell çalıyor. İster istemez Bebek Groot gibi dans ediyorsunuz. Emin olun elinize silah verilse ritmik bir biçimde ateş edersiniz. Ben filme ikinci gidişimde 9 seansına girmiştim. Kimseler yoktu. Müziklerin tadını çıkardım. After Credits’te son sahneyi beklerken sıkılmıyorsunuz. Onca aksiyondan sonra size sıcak bir duş etkisi yaratıyor. Müzikler ile güldürmeyi ve duygulandırmayı çok iyi tutturmuşlar. Gerçekten en iyi Marvel filmi olabilir. Galaksinin en iyi işlendiği film de olabilir.
Benim yazım, daha çok Vol. 2 neden bu kadar iyi ve tutuldu tarzındaydı, detaylı ve tadında bir Anıl’ın incelemesi zaten hazırdı:

Guardians of the Galaxy Vol. 2 Detaylı İncelemesi: Ayakları En Yere Basan Marvel Filmi! -SPOILER İÇERİR-

Düşüncelerim bu şekilde, sizlerde etkileyen yönleri bizlere yazarak belirtebilirsiniz. Groot gibi gülmeniz dileğiyle.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER