Filme girmeden önce yabancı basının yaptığı NÖTR yorumlar beklentimi bir nebze düşürmüştü aslına bakarsanız. Genel olarak Baby Groot övülmüş ve ilk filmin neredeyse aynısına benzer bir filmle karşı karşıya kaldığımız yazılmış, söylenmişti. Benim sözlerime ne kadar itibar ediyorsunuz inanın bilmiyorum ancak yazılarımı okuyanların buna önem verdiğini düşünüyorum ve öncelikle bunun için teşekkür ederim.

Bana inanın; Galaksinin Korucuyuları 2, Marvel filmlerinin bugüne kadar vermediği her şeyi size karşılıksız veriyor.

Bunların neler olduğunu SPOILER kısmında dibine kadar konuşacağım. Oraya gelmeden önce ise James Gunn’ı birazcık övmek istiyorum. Devam filmleri genelde selefini geçemez ve film ömürleri azalarak biter. Çok nadir olarak devam filmleri ilk filmi geçer. İşte bunlardan biri kesinlikle Galaksinin Koruyucuları 2 oldu. James Gunn, ilk filmi birazcık değiştirip önümüze sunabilir ya da tamamen bağımsız yeni bir film izletebilirdi ancak bunların hiçbirine uymayarak Marvel kozmik evrenine mükemmel mantıklı yollar ile bağlantılar kurarak bizi 3 saat boyunca mest ediyor. İlk filmin mizah seviyesi daha üst seviyelere çıkarılmış. Örneğin Peter’ın Ronan’ın karşısında şaşırtmak amaçlı yaptığı dansı hala saçma bulan biri olarak burada böyle sahnelerin olmaması beni mutlu etti. Mizahı, gösterişi ve hikaye örgüsünü sahnelere çok güzel yedirmiş film. En iyisi spoilerlı incelemeye geçip rahat rahat konuşalım.

Başlamadan önce not: Mantis ve Ayesha’nın kim olduğu hakkında daha derin bilgi sahibi olmak isteyenler için önceden yazdığımız içeriklere aşağıdan ulaşabilirsiniz:

Mantis Kimdir?

Ayesha Kimdir?

Görselin devamı SPOILER içerir.

babygroot-guardiansofthegalaxy2-217041

Tüm olayların başlangıcı, Ayesha liderliğindeki Sovereign’in Koruyucuları kiralayarak bir yaratığı öldürmeyi istemesiyle başlıyor. Hatırlıyorsanız ilk film Baby Groot’un dansı ile bitmişti. İkinci film ise bıraktığı yerden devam ediyor ve şahane bir intro ile filme gülümseyerek başlıyoruz zaten. Deadpool’un girişinden sonraki en güzel açılış sahnesine sahip çizgi roman filmi oldu. Baby Groot’un tüm filmin ana teması olarak işleneceğinden çok korkuyordum ki korkularım yersiz çıktı. Hatta bunu başrol Peter Quill için dahi söyleyebilirim. James Gunn’ın yaptığı en ince işçilik işte buydu. Bütün karakterlerin hakkını verdiği gibi zamana çok güzel yaymış. Ne eksik, ne fazla. Herkes rolünü tam ve yerinde oynadı. Hiç kimseden sıkılmıyorsunuz aksine her sahnede gözükmeyen kahramanların neler yaptığını bir an önce görmeyi istiyorsunuz. Bu sefer de öbür kahramana geçince geride kalan kahramanın ne yaptığını yarıda bıraktığı için aklınızda orada kalıyor. Tüm bunları düşündürebilmek çok iyi bir yönetmenlik ister.

Ayesha’nın isteğini yerine getiren Koruyucular, karşılık olarak Nebula’yı alırlar. Rakun’un rahat durmaması sonucu Sovereign halkı, Koruyucuları ölüm listesinin başına yazarlar ve bu sırada çıkan çatışma sonucu gemileri ağır hasar alır. Burada bir es vermek istiyorum çünkü gemiyi kaza yapmalarının sebebi Rocket ile Peter’ın girdiği saçma bir muhabbetti. Filmi sevdim gerçekten ancak denilen olumsuz yorumlardan birine katılmak zorundayım. Çok zorlama sahnelerin olduğu gerçeği… Burada yaptıkları muhabbetin geminin çakılması için bir sorun oluşturulmak adına yapıldığını gözümüze sokmaları MEH dedirtti. Bu meh tepkisi, Nebula’nın ıssız Ego gezegeninde tek başına oturan Gamora’yı uzay gemisiyle saldırmasına rağmen bir türlü vuramamasında iyiden iyiye arttı. Dağ yok taş yok ıssız dümdüz arazi ve Nebula bir türlü Gamora’yı vuramadı. Flash mı yahu Gamora? Dümdüz koşuyor ve yanlarına ateş etmesi bu kadar büyük bütçeli filme hiç yakışmadı. He tabii Nebula kız kardeşine kıyamadığı için sağına soluna ateş etti derseniz onu bilemem ama yine içi boş bir sahne izlediğimiz gerçeğini değiştirmiyor. Bu film, karakter gelişimi olarak 2 büyük yıldız verdi bize. Biri Nebula diğeri Yondu. Nebula’nın orijin solo filmini izliyor olsak ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Her anı Thanos’un ona yaptıklarını anlatmasıyla daha da derinleşti ve değer kazandı. Ancak o sahne… Beni çok üzdü.

Bir diğer BABA karakter Yondu’ya değinmek istiyorum. The Walking Dead’in Merle karakteriyle kendini enfes sevdiren Michael Rooker, ne denli büyük bir oyuncu olduğunu kanıtladığını düşünüyorum. Yondu karakteri hem görünüş olarak çizgi romana birebir benzedi hem de yaptıkları ile. Yondu’nun Peter için yaptıkları en sonunda kendini feda etmesiyle son buldu. Ve insan dünyasında yaşayan biri olarak izlediğim en güzel cenaze sahnesine sahip karakterlerden biri oldu. Tüm Yağmacıların bir araya gelip onun tek hayali olan aralarına kabulünün ölümünden daha doğrusu fedakarlığından sonra gerçekleşmiş olması benim yüreğimi burktu. Harika bir veda oldu ve filmin asıl kahramanını çok duygusal bir şekilde uğurladık. Yondu’yu uğurlarken herkesin ortak görüşü MCU içerisinde sonunda birinin öldüğü yönünde oldu. Quicksilver’ın ölümünü ben dahil çok fazla kişi umursamadı. Bu yüzden Yondu’nun ölümünü MCU için cesur bir adım olarak nitelendirebiliriz.

jsc3020-cmp-v3781007-jsc3050-cmp-v2631009-comp-r-1486345142271_1280w

Sylvester Stallone’nin rolü uzunca süredir merak ediliyordu ve karşımıza orijinal koruyuculardan olan Stakar Ogord rolüyle karşımıza çıktı. Böylesi ünlü bir oyuncuyu Marvel evreninde görmek inanılmaz hoşuma gitti çünkü ben bir Rocky aşığıyım ve o filmlerle büyüyen biriyim. Bu yüzden Sylverster Stallone’yi ağırbaşlı ve formunda bir Yağmacı lideri olarak görmek harika hissettirdi.

Yaşayan gezegen Ego’ya gelecek olursak filmin başlangıcından sonuna kadar hakkını veren bir villain oldu. MCU bünyesinde gördüğümüz villainlar arasında hem zorluk seviyesi hem görünüş itibariyle en güçlülerin listesinin başlarında yer almayı hakediyor. Belki Dormammu sonrasında gördüğümüz en güçlü villain oldu. Dragon Ball izleyenlerin bolca duyduğu GOKU GEZEGEN YOK EDİYOR YEA cümlesini Ego’ya uyarlarsak ADAM GEZEGEN VE GEZEGEN YARATIYOR YEA diyebiliriz sanırım. Gezegen olan birinin nasıl baba olacağı yönündeki soruları ise Drax’ın da merak etmesiyle öğrenebiliyoruz. Nasıl doğduğunu bilmeyen ve milyonlarca yıldır yaşayan Ego, molekülleri yaratma ve kontrol edebilmesi sayesinde kendini gezegen haline getirebilen kutsal bir varlık. Bu kadar sakin ve sessizliğin elbette hayra yol açmayacağı malumken şok gerçeği öğreniyoruz: Peter’ın annesine tümörü yerleştiren kişi Ego imiş. Duyunca inanın süper güçlerim yoksa da ortaya çıkacağını hissettim öylesine sinirlendim. En sevdiğim insanı kanserden kaybetmiş biri olarak bunu duyunca ayak serçe parmağımdaki kanın beynime ulaşması çok çabuk oldu. Film ulan bu ne çok etkileniyorsun diye düşünmeyin. Zaten hayal dünyamızı bu denli genişlettiği ve kendi hayatımızdan kaçmamızı sağladıkları için çizgi romanları seviyor ve filmlerini izliyoruz. Bunu duyan Star-Lord ise o acıları yaşayan biri olarak ve anında babasına sıkmaya başladı. Ego’nun tek derdi her evrende bir çocuk yapıp gezegenine kaynak ve çocuk yaptığı gezegenleri kendi gezegeni haline getirmek olduğunu anlıyoruz. En azından ben öyle anladım. Böyle sonsuz bir varlık için ne kadar bencilce bir düşünce. Peter’ın Rasenganvari yaptığı top dışında ölümlü yanının ne kadar ağır bastığını görmüş olduk. Ölümsüz yanı ise Ego’yu dayak manyağı yaptı. Her ne kadar ölümsüz dahi olsa gezegenin beynini Groot sayesinde yok etmeleriyle Ego’da ölmüş oldu. Burada övmemiz gereken bir başka kişi yaşlı kurt Kurt Russell. Ego karakterini ve baba gibi davranmasını bize oyunculuğu ile gayet iyi yedirdiğini düşünüyorum. Marvel’in sık sık başvurduğu gençleştirme operasyonunu Kurt Russell’a da uyguladı. Resmen 1997 yapımı Tuzak yani Breakdown filminden Kurt Russell’ı izliyor gibi hissettim. Civil War sırasında genç Tony Stark’ı nasıl başarılı yaptılarsa genç Kurt Russell’ı da aynı şekilde başarılı yapmışlar. Tek sorun BEN SENİN BABANIM klişesine çok çabuk girmeleri oldu. Böylesi güçlü bir adamın Peter’ı veya Yondu’yu bu evrende bulması eminim daha kolay olmalıydı.

MV5BZDdkMTc4N2UtODNhMy00ZWQ2LWJhYmYtNDg1YTFlNTFiYzQwXkEyXkFqcGdeQXVyNjczOTE0MzM_._V1_

İkinci filmin en büyük eksiği diyebileceğimiz olayların başında Awesome Mix 2’nin ilkine göre daha az bilinen şarkılardan oluşması ve Galaksinin Koruyucuları denildiği an akla gelen ekibin ikişerli veya üçerli gruplara ayrılmasıydı. Tüm ekibi filmin başında ve sonunda tam olarak izleme şansımız oldu. Burada oluşturulan momentumu ikinci filmde ne yazık ki kaybetmiş gibi hissediyorsunuz ancak ekip ayrı ayrı dahi olsa gayet güzel bir şekilde işleniyorlar.

Filmi izlerken aklıma gelen düşünce evrenin ne kadar büyük ve sonsuz olabileceği oldu. Kendimi dünyada ninja tokatlamakla meşgul Daredevil gibi hissettim. Rocket ve Yondu Looney Tunes karakterleri gibi eşikleri atlarken sağda Uatu yani WATCHER karşımıza çıkıverdi. Uatu, bizim dünyamızın yer aldığı yıldız sistemine gözetmenlik yapan Watcher. Büyük olaylar olmadığı sürece etliye sütlüye karışmaz ancak çizgi romanların evrenler arasında yaşanan birçok savaşta ortaya çıkmıştır ve evrenin dengesini korumaya çalışmıştır. Burada ise Stan Lee’yi yine görüyoruz ve Stan Lee’nin de artık MCU evreninde bir Watcher olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Zaten bunu doğrulayan kişi ise MCU’nun başı Kevin Feige olmuştu.

Easter Eggler:

  • Filmin sonunda izlediğimiz 5 sahneden biri olan orijinal Galaksilerin Koruyucuları şu şekildeydi: Stakar (Sylvester Stallone), Aleta (Michelle Yeoh), Charlie-27 (Ving Rhames), Mainframe (Miley Cyrus evet doğru okudunuz bizim Wrecking Ball Mainframe’i seslendirdi) ve Krugarr.
  • Ayesha’nın Koruyucuları yok etmesi için yaratmış olduğu kişi elbette ki Adam Warlock’tan başkası değil. Thanos ile Infinity Gauntlet hikayesinin önemli bir üyesi ancak onu MCU Infinity War’da görmemiz oldukça zor. Ancak bu savaştan sonra gelecek olan Galaksinin Koruyucuları 3 filminden sonra MCU için önemli bir karakter haline gelecek.
  • Howard the Duck’ı birden fazla gördük. Seviliyosun koca ördek!
  • Stan Lee’nin bir Watcher olması şu anlama geliyor. Fox, Marvel ve Sony tarafından bugüne dek çıkarılan tüm süper kahramanları bu sayede izlemiş olması. Boyutlar arası tüm evrene hakim bir Watcher olan Stan Lee… Madem öyle artık bu evrenler bir çarpışsın. Neden olmasın?
  • Kara Şimşek dizisinin yıldızı David Hasselhoff filmin her yerindeydi zaten. Peter’ın baba figürü olarak onu hayal etmesi ve bunu Yondu’nun vedasında ona bağlaması sağlam anlardan biriydi.
  • İnanır mısınız bilmem ama filmden önce kendi içimden Baby Groot’un ergenliğe gelerek filmi bitirceğine inandığım bir fikrim vardı. Bunu benden başka kimseye söylemedim elbet ama gerçekleştiğini görmek beni çok mutlu etti. Üçüncü filmde bizleri müthiş ergen bir Groot bekliyor ve şimdiden heyecanla bekliyorum. Bir de Groot’u seslendiren Vin Diesel’ın Groot’un harika formunu hala görmediğimizi söylemiş. İlk filmden daha devasa ve güçlü bir Groot’a ben evet diyeceğim. 

İncelememi bitirmeden söyleyeceğim son söz, ne benim ne başkasının incelemesinin görüşlerinizi engellemesine izin vermeyin. Alın biletinizi 3 saat boyunca eğlenmenize bakın ve süper kahraman filmlerinin çağında yaşıyor olduğumuz için ne kadar şanslı bir nesil olduğumuzu düşünerek filmden çıkın.

İnceleme hakkında eksik gördüğünüz noktaları bizlere yorum olarak yazın. Teorilerinizi ekleyin yine birlikte bir tartışalım. 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER