Game of Thrones 7. Sezonu ile yazımızı kışa çevirdi ve karşımıza bütün zerafetiyle çıktı. Çok özlediğimiz ve bölüm hakkında konuşulacak çok detay olduğundan şu anektodu paylaşarak incelemeye girişelim. Game of Thrones incelemelerini geçtiğimiz sezonlarda bendeniz Anıl yapıyordu. Bu sezon ise 2 farklı görüş okuyabilmeniz açısından Kutluhan ile birlikte inceleyeceğiz. Kutluhan’ın incelemesi ile başlıyor, benim incelememe ise Kutluhan’ın sinematik gözle incelemesinin hemen bitişiyle başlayabilirsiniz. 

Kutluhan’ın İlk bölüm Gözlemleri:

Bir Yüzüklerin Efendisi sayfasında, Boromir’in dizisi Game of Thrones başlayacak, deyişimin üzerinden 7 yıl geçti. İnsanlar, yalnızca insanı arkadaş görmezler. Bir oyuncakla büyüyebilirler. Bir hayalle, bir kitapla ya da bir diziyle. Harry, Ron ve Hermione üçlüsüyle beraber büyüdüğümüzü unutup, ne kadar da büyüdü bunlar diye yorumlar yaptık. Game of Thrones da bizimle birlikte büyüyen unutulmaz diziler arasına girdi. Dragonstone bölümünü izlediğimizde, Arya (Maisie Williams)Bran (Isaac Hempstead Wright)Sansa (Sophie Turner) için ne kadar da büyüdü diyebiliyoruz. Ve şimdi bizimle büyüyen bu dizinin yayınladığı her bölüm, bizi sadece sevindirmeyecek, aynı zaman da kahredecek. Çünkü her yeni bölüm, Game of Thrones’un bitişine bizi yaklaştıracak. Breaking Bad, Spartacus, Scrubs, Friends, Dexter, Hannibal gibi dizilerin de vedası kolay olmamıştı. Bunun da zor olacak. Ama bu sonu tanımlayacak bir kelime biliyorum: “GÖRKEMLİ!”

Sinemayı, televizyona taşımayı başaran en büyük işlerden biri Game of Thrones. Şüphesiz. Westworld, Taboo, Mr. Robot, The Sopranos, True Detective, Fargo, Sherlock ve Breaking Bad bunu başarmıştı. Bu yorumu yapmamın sebebi, televizyonda gereksiz entrikayı, abartılmış dramı, bizden çok gülen sit-com dizilerini, birbirinin kopyası polisiyeleri fazlasıyla izlemiş olmamız. Hala sinemaya koşarak gittiğimiz filmler vizyona giriyor ama eskisi gibi değil. Evlerimizde geri sayım yaptığımız dizilerin yeni bölümleri çok daha fazlalaştı.

Gelelim uzun zamandır beklediğimiz 7. Sezon 1. Bölüm “Dragonstone” incelemesine.

Buradan sonrasına Spoiler ile devam edeceğiz.

Yepyeni bir dünya oluşturan G.R.R. Martin, bu dünyayla bağını koparmayıp, sürekli benzerlikler üzerinden gitmekte. Temelde dünyaya hükmetmeyi konu aldığını düşünürsek, en sağlam örneği vermiş oluruz. Diğer diziler gibi yeni sezona yepyeni bir başlangıç yapmak yerine, sezon finaliyle bağlı, adeta 6. sezon 11. Bölüm gibi gelen Dragonstone Arya ile başlar. Evet, Arya’nın listesinin kalabalık olduğunu biliyorduk. Walter Frey’in üstünü geçen sezon çizmişti. Kökünü kazıması ise bu sezona uygun görülmüş. 150.966 kişinin öldüğü 6 sezonu geride bıraksak da bu ölümlerin durmayacağını, bu başlangıçla öğrenmiş olduk. Arya Stark’ın suikastçı karakteri deneyimlerle gelişmekte ve bir ordunun yapabileceğini tek başına yapabilmektedir.

Bu bölümün temelinde yatan mesaj “Asıl düşman Akgezenler” olduğudur. Arya “North Remembers” mesajıyla Red Wedding intikamını almış ve ciğerlerimize su serpmiştir. Ancak yolda karşılaştığı Lannister askerleri çok daha önemli bir sahneyi teşkil ediyor. Bir insanın amacı uğruna ölen masum askerleri, bir Lannister askerinin ağzından duymak bizi bambaşka düşüncelere gark ediyor. Her ailenin yaşadığı acılar neredeyse eşdeğer, intikam duyguları yüksek.

game-of-thrones-season-7-episode-1-3

İçindeki düşmanı yakıp kül eden Cersei, kaybettikleri ve kazandıklarıyla tahtı hak ettiğini göstermiştir. Aileden gelen hak, adalet duygusu ve kusursuza yakın yönetimiyle Daenerys de tahtı hak etmiştir. Saf düşünceleriyle, tarihin en korkunç ordusuyla yüz yüze gelmiş, ölümden dönmüş Jon Snow da tahtı hak etmiştir. Keşke hepsi birleşse, Ak Gezenleri yok etse ve mutlu huzurlu yaşasa diye düşünebiliriz. Ama buradan geriye dönüş olmayacağı da aşikar. Cersei asla affetmez. Ve bu bölümde işbirliği yaptığı Euron Greyjoy da son dönemeç olmuştur. Savaş resmiyete kavuşmuş ancak müttefikler tam olarak belli olmamıştır. Apaçık bir düşmanlık mevcut. Lannister ve Greyjoy aileleri, Stark, Targaryen, Tyrell, Tully ve Martell aileleri ile savaşacak. Bu savaşın güzellikler, Targaryen’in yanında bir Lannister ve sadık Greyjoy ordusunun bulunması. Bir iki bölüm sonra karşılaşacak Daenerys ve Jon savaşın gidişatını belirleyecek kararı verecektir. Toplanıp savaşsınlar işte diyemeyeceğimiz durum, Daenerys’in taht kavgası ve Jon’un Ak Gezen savaşı. Bu iki gücün ayrılması, Lannister ve Greyjoy’a bir şans verecek. Denizde bir savaş, karada bir savaş olacak. Cephe tek değil, düşman tek değil.

Euron’un, Kraliçe’nin huzurunda Jaime’yi aşağılaması can alıcı bir sahneydi. Her ne kadar Cersei tarafından terslense de, Lannister’ların Greyjoy’un armadasına ihtiyacı olduğunu bilen Euron, Jaime’yi saf dışı bırakmak için elinden geleni yapacağı ortada. Her şeyini kaybetmiş Jaime, sevdiği iki insan arasında kalacak. Cersei’ye ihanet etmeyeceği düşünülse de Tyrion’ın Jaime’yi ikna etmesi içten bile değil. İki türlü de Jaime pişmanlık içinde savaşacaktır.

Sam Tarly’nin çıraklık mücadelesi, harika bir sinematografi eseriydi. Master olmak için orada bulunsa da aklı hala Ak Gezenler’de ve Jon Snow’da. Ejderha camının Dragonstone’da olduğunu öğrenen Samwell, bağlılık yemininden sonra orayı terk edebilecek mi? Yoksa haritayı Gilly ile mi ulaştıracak? Kuralları çiğneyip, Dragonstone’un haritasını ele geçiren Samwell’in bize bir sürprizi daha varmış. Bir karakterin silüetini görmek, bir izleyici bu kadar heyecanlandırabiliyorsa, bu gerçek bir başarıdır. Jorah Mormont, hastalığına çare arıyor aynı zamanda Khaleesi’sini bekliyor. Acı içinde… Sınırlar içinde hala en iyi savaşçılardan biri olan Jorah’ın büyük savaşta oynayacağı rolü merakla bekliyoruz.

game-of-thrones-season-7-premiere-lena-headey

Her sezon başlangıcından sonra vazgeçemediğim bir alışkanlığım vardır. Bugün bölümü izledim ve Game of Thrones soundtracklerine kendimi bıraktığım. Sezonun etkisi geçene kadar da dinleyeceğim. En başta bahsettiğim sinemayı televizyona taşıma öğelerinden biri de Ramin Djawadi sayesinde dinleyebildiğimiz eserler. Hans Zimmer, Howerd Shore gibi üstadlar sinemayı kasıp kavururken, Ramin Djawadi’de HBO’da boy gösteriyor. Bu sezonun orijinal parçalarını dinlemek için sabırsızlanıyorum. İlk bölümde geçen sezonun müziklerini tekrar dinleyerek mest olsak da yeni ezgiler bekliyorum.

Karstark ve Umber hanelerini büyük savaş için kendine bağlayan Jon Snow, doğru kararı verdi. Sansa ile fikir ayrılığına düşmesi, lordlar önünde hoş bir şey olmasa da Jon’u haklı buluyorum. Sevdiği bir çocuğu (psikopat da olsa) ihanetten asan biri olarak, ölüm cezasını artık son seçenek olarak görecektir. Çünkü savaş artık erkeklerin değil. Bütün insanlığın. Çünkü Ak Gezenler, onurlu dev Wun Wun’u da ordusuna katmış bir şekilde, tüm insanlığın sonunu getirmeye geliyor. Bu savaş sadece geleceğin değil geçmişin de savaşı olacak. Çünkü ölülerin ordusunda birçok tanıdık isim yer alacak. Lady Stoneheart’ın bile intikam için geri gelmesini bekliyoruz, bekleyeceğiz!

Arya, Kings Landing’e doğru yola çıksa da varacağı yer Winterfell’dir. Bran’ın da Duvar’a varması bizi nihai buluşmaya yaklaştırıyor. Nasıl bir müzikle, nasıl bir sahneyle karşılaşacağımızı bilmiyorum. Ama Arya, Bran, Jon ve Sansa’nın buluşması epik bir sahne olacak.

The Hound ile Brienne mücadelesinden sonra yolları ayrılan ikili, önemli rol oynacyaak anı beklemektedir. Fuck the King repliğiyle ün salan Hound, Fuck the God diyecekken Işığın Tanrı’sının mucizesine tanık oluyor. Büyük bir kısmı yandığı için ateşten korkan Clegane, ateşe baktığında geleceği görür. Yeni bir duvar savaşı bekleyen bizleri şaşırtan bir durumu öğrenir. Ak Gezenler, Duvar’ın deniz kenarındaki kaleden geçiş yapacaklardır. Thoros ve Beric ile Ak Gezenlerle yüzleşecek olan Hound, dizide sağ kalmış en sağlam karakterlerden biri olmaya devam ediyor. Daha önceden tanıştığı, hoş karşılandığı ailenin öldüğünü görerek yıkılan, Tanrı’ya isyan eden Hound, cesetleri gömer. İyi insanları hayata döndürmek yerine Beric’i sürekli hayata döndüren Işığın Tanrısı, Ak Gezenler için savaşta rol oynaması için bunu yaptığını görebiliyoruz. Ölmeyen Beric’in, son ölümü kritik, aynı zamanda “Görkemli” olacaktır.

Görkemli kelimesi, son sahneden geliyor. Daenerys Targaryen’in evine dönmesiyle. En son Stannis’e yuva olan Dragonstone şehri, asıl sahibini kucaklıyor. Görsel bir şölenle bu sahneyi harmanlayan Game of Thrones ekibi harika bir iş çıkarmış. Mekan, kostüm dizaynı ilk bölümden beri muazzam olan dizi, çizgisini bozmuyor ve Ejderha heykelleriyle, Dragonstone kalesiyle, “Görkemli” çizimleriyle bizi büyülemeye devam ediyor. Iron Throne’u ne kadar sevsek, benimsesek de Dragonstone tahtı da bir o kadar kusursuz. Daenrys tahta yakışsa da olması gereken yer, savaş stratejilerinin yapıldığı salondur. Missandei, Grey Worm, Lord Varys ve Tyrion ile Dragonstone’a ulaşan Daenerys bölümün son ama savaşın ilk sözünü söyler “Shall we begin?”

Tormund ve Brienne’in tatlı muhabbeti, Littlefinger ve Sansa’nın sinir bozucu muhabbeti devam ediyor. Gelecek bölümde Daenerys ve Jon’un buluşmasına hazırlık olacaktır. Beklediğimiz buluşma 3. bölümde gerçekleşecek ve dananın kuyruğu kopacak. “Shall we begin?” den başka bir soru daha mevcut: “Are you ready?”

Anıl’ın İlk Bölüm Gözlemleri:

“Tell them the North remembers,

and that winter has come for House Frey.”

– ARYA STARK-

Kutluhan, bölüme olan sevgisini yeterince dile getirdiği için ve geneline katıldığım için çok fazla aynı sözleri tekrarlamayacağım, normalinden daha kısa tutacağım bir inceleme ile karşınızdayım.

Bölümü sevdim mi? Çok değil. Çünkü bölüm sayısının azaltılması benim beklentilerimi çok artırmıştı. Artık içi boş olaylar ve diyalogların iyiden iyiye azalacağını, sadece önemli olayları izleyeceğimizi düşünüyordum. Ancak GoT ekibi, geçtiğimiz sezonun tüyleri diken diken muhteşem bölümünden herkese olayları tekrar bir hatırlatarak başladı ve artık çok fazla karakteri kalmadığı için tek bir bölüme herkesin neler yaptığını bizlere gösterdi. Arya’nın The Red Wedding’in intikamını alış sahnesinde farkında olmadan kendimi bilmiş bilmiş kafa sallarken buldum. İşte ilahi adalet buydu! İçimin yağları eriyip gitmişti. Zaten ilerleyen dakikalar da Clegane’in Beric ile üzerinde tartıştığı ilahi adaletin nedir? nasıl olmalıdır? kime göre doğrudur, yanlıştır? sorularını Arya üzerinden cevapladıklarını düşünüyorum.

game-of-thrones-season-7-premiere-ed-sheeran-cameo-hbo-1-20006846

Bunun dışında şahsen benim de çok sevdiğim ve çok önceden oynayacağı bilinen şarkıcı Ed Sheeran’ı Lannister askeri olarak görmek hoşuma gitti.

Cersei ve Jaime’nin iyiden iyiye ilişkilerinin kopmaya başladığını, başlayacağını ön görmek zor değil. İşin kötüsü önceki sezon incelemelerim içerisinde bahsettiğim Jaime’nin ikinci kez bir kral-içe- katili olacağı görüşümü güçlendirdi. Cersei, oğlu Tommen’ın ölümünü dahi ona ve hanedana ihanet olarak görecek kadar karanlığa gömülmüş. Mad King’ten bir farkı kalmayacaksa Jaime yine görevini yapacaktır, bence.

Samwell ise hastalara bakmak ve bok temizlemek dışında Master çırağı olarak ölü insanların organlarını ölçmek ile meşgul. Kısacası Master olmanın çok uzağında. O da bunun farkına vararak Kısıtlı Bölge denen yerin anahtarlarını çalarak kendi kendine Master olmaya başladı. Bu sırada bulduğu önemli bir bilgi ise, Dragonstone’da yer alan Ejderhacamı madeni. Bunu Jon Snow’a bildirdikten hemen sonra sezon öncesi çekilen fotoğraflarda gördüğümüz Khaleesi ve Jon buluşmasının yolu açılmış oluyor. Sam, Jon’u Dragonstone’a gönderir. Jon, Khaleesi ile tanışır, Ortak düşmanlardan söz açılır. Başta anlaşamazlar ancak sonunda birleşirler ve SHALL WE BEGIN yaparlar. Bu arada şu söz cidden çok cool değil mi? Spartacus ile Crixus son savaş öncesi yol ayrımına girdiklerinde Crixus bu sözü söylemişti. Justice League fragmanında ise Wonder Woman öyle bir söylüyor ki, otomatikman her şey başlıyor. Şimdi ise Daenerys söyledi ve işler çok ama çok fazla karışacak.

Peki Euron Greyjoy’un yürek yiyerek Jaime’nin yanında Cersei’ye evlenme teklif etmesi? Adamlık dersi 101! Şaka şaka. Cersei cevabını net verdi ancak Euron ona en büyük hediyeyi getireceğini söyledi. Peki bu hediye ne olabilir? Basit bir mantıkla Tyrion Lannister olacağını öne sürebiliriz ama ben Euron olsam ve bu kadar mütevazi biri olmasam Khaleesi’nin ejderlerinden birini alır Cersei’nin önüne koyardım. Siz ne dersiniz?

game-of-thrones-credit-hbo

Clegane’in Brotherhood ile girdiği evde ölü bulunan baba kızını, 4. Sezon 3. Bölümden hatırlayabilirsiniz. Arya ile dolaşırlarken ismi Sally olan kız ve babaya misafir olmuşlardı. Hatta Clegane ertesi gün evdeki gümüşleri çalarak Arya ile oradan kaçmıştı. Arya’ya ise şu sözleri söylemişti:

“Her ikisi de kışın ölü olacak. O zayıf. Kendisini bile koruyamıyor. Ölülerin gümüşe ihtiyacı olmaz.”

Yani Beric’e bahsettiği ve kızgın olduğu ilahi adaletin temelinde, bugünü önceden görmesi ve tanrıların buna engel olmamasından kaynaklanıyor. Ancak ateşten korkan Tazı, ateşin içinde geleceği ve Ak Gezenlerle yapılacak savaşı görünce Işığın Tanrısına inancı bir anda artıyor. E, çok normal.

Bizim incelemeler bu haftalık bu kadar. Haftaya görüşmek üzere!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER