Marvel’ın ilmek ilmek işlediği evrenini Dr. Strange ile genişletmeye devam ediyor. Öncelikle bu filmden ne beklediğiniz ve sonunda neyi bulduğunuz çok mühim. Çünkü her süper kahraman filminden bir Dark Knight daha çıkabilecek umuduyla gideceksiniz, hayal kırıklığı bol olur. Ancak her süper kahraman filmine yeni bir heyecan, hayallerinizin dünyasını izleme şansı olarak görüyorsanız görsel bir şölen izlemiş olacaksınız. Dr. Strange karşımıza Marvel evreninden kendince en bağımsız ancak o evrenin tam merkezinde bir dünya inşa etmiş halde geliyor. Zaten filmi izlerken tek bir ana tema var ; Avengers gibi güçler fiziksel dünyayı korurken, biz ruhani dünyayı koruruz. Filmin tek cümlelik özeti budur.

Iron Man ile 2008’de başlayan müthiş maraton neyse, sanki yeni bir maratonun başlangıcı gibiydi Doctor Strange. 2018’de gelecek Infinity War ile birçok karaktere veda edeceğimiz bilinmeyen bir olay değil. Bu yüzden Doctor Strange’i, yeni ve taze Marvel evreninin ilk filmi olarak koymakta sakınca görmüyorum. Spoiler incelememe fotoğraftan sonra hemen başlıyorum. Filmi henüz izlemeyenler için oldukça kapsamlı bir şekilde ele alacağım. Bu yüzden Dr. Strange’i izledikten sonra bu yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum. Benim incelemelerimi bilenler filmleri, olumlu/olumsuz yanları olarak ele aldığımı bilir. Yine bu şekilde bir inceleme ile karşınızdayım ve başlıyorum !

doctor-strange-pics

Olumlu yanları ;

Benedict Cumberbatch / Dr. Stephen Strange 

Marvel’ın muhteşem bir şekilde yaptığı konulardan biri şüphesiz cast seçimleridir. Bu filmin yine en büyük başarısı oyuncular ve bu oyuncuların başında gelen Benedict Cumberbatch. Filmle birlikte dünyaca ünlü cerrahlığını konuşturan Strange, herkesi kendisine hayran bırakan doktorluğunu bizim de görmemizi sağlıyor. Ancak burada minik bir eleştiri olarak, o ukala ve şişkin egolu doktoru izlerken karşımda beliren Sherlock oyunculuğu idi. BBC Sherlock’u canlandıran Kambırbeyb, doktor rolünde de aynı oyunculuğu sergilediğini hisseder gibi oldum. Tabi iki karakterin de birbirine benzeyen ukalalıkları ve detaylara takıntıları bunu görmemi sağlamış olabilir. Zaten kazayı geçirdikten sonra ki çaresizliği ve adım adım ruhani dünyanın korucuyuculuğuna yürüdüğü Nepal’in kutsal mekanı Kamar-Taj’a uzanan yol içinde tüm o mimiklerin değişip tam bir süper kahramana dönüşmesi uzun sürmedi. Zaten Dr. Strange’i kim oynamalı diye bir anket yapılsa 10 kişiden 10’u da Benedict’i önereceğini varsayarsak bir kez daha karakter, oyuncu eşleşmesi yüzde yüz uydu diyebiliriz. İleride gelecek filmlerden muhakkak bir tanesi Dr. Strange 2 olacağını öngörebiliriz. Çünkü Mordo, doğanın dengesini sürekli bozdukları düşüncesiyle çok fazla büyücü olduğunu ve bunları teker teker yok etme yoluna girdiğini düşünürsek 2. bir film mutlaka gelecektir.

Dormammu 

Dr. Strange denince aklımıza ilk gelen villain elbette Dormammu. İkinci filme saklayacakları düşüncesi hakimdi ancak ilk filme direk koyarak iyi bir tercih yaptıklarını düşünüyorum. Çünkü Marvel evreni, artık birbirinden ayrılamayacak şekilde bağlı. Iron Man, Spider-man’de görünecek. Öncesinde Black Widow, Iron Man’de görülmüştü. Böyle böyle bir çok karakter başkasının filminde yer alarak aynı evreni daha da güçlendirme yoluna giriyorlar. Bu yüzden Dr. Strange, Avengers’ın temas bile edemeyeceği düşmanları yenmekte inanılmaz güçlü bir müttefik olacak.

Dormammu’yu göstermelerinin bir diğer önemi, kökeni anlatılacak olan bir süper kahramanın izleyenin gözünde çok güçlü durması gerektiğiydi. Mads Mikkelsen’in canlandırdığı Kaecilius karakteri ilk film için bana göre biraz ZAYIF kalıyordu. Zayıf mıydı ? Tabiki hayır. Sadece tek başına bu filmi kaldıracağı ağırlıkta bir karakter değildi ki Strange, her şeyi daha yeni keşfettiği bir dönem de dahi hem takipçilerini hem onu yenmeyi başardı. Dormammu ise tehlikenin ne kadar büyük olabileceğini bize gösterdi. Dr. Strange ile girdiği sonsuz döngü de çıldırmak üzere olmasaydı dünyayı karanlık boyutuna çoktan almıştı. Ancient One’ın yıllardır koruduğu ve en çok aç olduğu evren olan dünyamızı almaktan vazgeçecek değil elbet. Ancak Marvel evreninin en tehlikelisi gözüken Thanos’tan bile daha tehlikeli varlıkları görmemiz açısından harika bir seçim oldu Dormammu.

Ancient One 

Tilda Swinton’ın oyunculuğuna aşık olan biri olarak, bir karakteri aldığı yer ile bitirdiği yere inanılmaz saygı duydum. Onu izlerken sanki filmin adı Dr. Strange değil Ancient One olduğunu düşünmeden edemedim. Ancient One’ı anlatan film de yer alan geleceğin kahramanı Stephen Strange tanıtıldı desem buna itirazı olacak olan yoktur bence. Varsa elbet yorumlara yazabilirsiniz. Yine de ben Ancient One’ın burada harikalar yarattığını ve filmin en önemli parçası olduğunu düşünüyorum. Bu hem Kadim Kişi’ye hayat veren Tilda Swinton’ın hem de evreni yüzyıllardır koruyan büyücünün sorumluluğunu bizlere çok güzel aktardığı için. Kaecilius ile filmin başında yaptığı dövüş MCU içerisinde izlediklerim arasında favorilerden biri oldu. Ölümü ise bir o kadar iç burktu. Öldüğü ana gidip o anı yüzlere, binlere bölerek yavaşlatmaya çalışması ne kadar kadim biri olsa bile, ölümlü olduğunu hatırlatması her birimizin içinde yer alan ölüm korkusunu çok güzel tarif ederek bizlere veda etti.

Görsel efektler 

Bu seçeneği buraya koymama gerek yok aslında. Sonuçta artık milyon dolarların 20 tl gibi görüldüğü film piyasasında bu denli güzel efektleri görmek hakkımız oluyor. Burada görsel efektten çok bahsetmek istediğim, Ancient One’ın Strange’e hiç görmediği dünyaları göstermek için yaptırdığı yolculukta gittiği bir mekanın Ant-Man filminde gördüğümüz hiçlik boyutuyla aynı olduğunu farkettim. Orada Scott, düşmanını yenmek için aşırı şekilde küçülmüş ve hiçbir şeyin olmadığı bir yerde sıkışmıştı. Aynı Hank Pym’in eşi Janet gibi.

Dövüş koreografileri ise fragmanlardan gördüğümüzden farklı bir şey görmediğim için çok şaşırtıcı olmadı ama sinema ekranında görünce etkilenmemek elde olmuyor. Inception dünyasının çok daha karmaşığı ve kontrol edilebileni diyerek özetleyebiliriz sanırım. Fragmanların dışında bir sürpriz ile karşılaşmayı bekledim ancak olmadı. O konu da bende kırgınım özetle.

Olumsuz yanlar ;

Christine Palmer / Rachel McAdams ;

Marvel evreninde süper kahramanların sevdiği insanlar bazen süper kahramanlardan bile daha önemli olabiliyor. Bunun bir sürü kanıtını gördük ve okuduk. Spider-man için Mary Jane’in önemini, Iron Man için Pepper Pots’un önemini burada göremiyoruz. Belki aşk işlerini çok karıştırmak istemediler ancak Christine karakteri çok yetersiz buldum. Oysa Rachel McAdams çok yetenekli bir oyuncudur. Yani o konuda sorunumuz yok. Sadece Christine’i filmden çıkarınca neler değişiyor diye bakınca çok fazla olmuyor. Stephen’ı ölümden kurtardı diyebilirsiniz ama onu herhangi bir doktor ile de yapabilirdi zaten. Kısacası Stephen’ın hayatında çok daha fazla önem arz etmesini bekledim ancak bunu göremediğim için biraz hayal kırıklığına uğradım. En sonunda kondurduğu sevimli öpücük bile olumlu kısma yazmamı sağlamadı maalesef. Büyü dünyasında kadın napsın yahu diye de düşünmemek lazım. Marvel bir çok film ve çizgi roman kurgusunda süper kahramanın sevdiceğini doğru noktalara yerleştirdiği oldu. Burada sınıfta kaldı diyebilirim.

Film Müzikleri ; 

Marvel’ın hala bir WONDER WOMAN/ Is She With You ? soundtrack’e sahip değil. Sorunu böyle özetlersem daha iyi olacak gibi. Çünkü film de bir çok müzik grubu ve şarkı ismi geçti ama Marvel’ın 2008 senesinden beri bir türlü düzeltmediği ve düzeltmekte istemediğini artık düşünmeye başladığım en büyük sorunlarından biri olan film müzikleri. Her MCU filmi incelemesinde olumsuz kısıma bunu koymaktan yoruldum ancak gaza getiren, filmle birlikte akan müzikler yapmayı beceremiyorlar. İnsan ister istemez vurucu anlar geldiğinde müziklerle kendinden geçmek istiyor. Hep söylerim, süper kahramanı kimin oynadığı nasıl önemliyse müzikleri de o kadar önemlidir. Umarım bu konuya ağırlık vermeye başlarlar. Böyle yaparak filmlerinde buruk bir tat bırakıyorlar.

Kaçak yazar notu: Ben yazarlardan Barış, buraya ne kadar müzik açısından yetersiz bir film olsa da ki zaten credits kısmında da müzik listesinin kısacık olduğunu görmüşsünüzdür, bir müzik var ki bence MCU tarihindeki en iyi müzik. Aşağıya iliştirip tekrar sözü Anıl’a bırakıyorum.

Kaecilius / Mads Mikkelsen 

Mads Mikkelsen’ı olumsuz yere koymak pek haddim değil. Zaten oyunculuğu yine ona özel ve güzeldi. Benim sorunum canlandırdığı öğretmenine inancı kalmayan ve ölümsüzlüğü arayan Ancient One’ın eski öğrencisi Kaecilius karakteri. Çizgi romanlarda Baron Mordo’nun öğrencisi olan ve Mordo’nun tüm yetenekleriyle kuşanan bu karakter, Marvel Sinematik Evreninde Ancient One’ın öğrencisi olarak karşımıza çıkıyor. Dormammu ile ilişkileri bakımından çizgi roman ile bir diyebiliriz. Film’de ise gereksiz bir mizah anlayışı ve Dr. Strange gibi büyü işlerine yeni girmiş birine çok çabuk kaybetmesi beni üzdü. Bu yüzden Dormammu’yu işlemeleri filmi güçlendirdi demiştim. Tek başına bir Kaecilius’u ciddiye alamazdım ve alamadım da. Maalesef Iron Man 2’den sonra ki en yetersiz villain olarak kaldı.

Çizgi roman referansları ;

The Living Tribunal

5175844-5175558-adamlt2

Marvel evreninin en güçlü kozmik güçlerinden biri olan The Living Tribunal’dır. Mordo, bazı silahların, insanların tek başına kullanabileceğinden çok daha güçlü olduğundan bahsederken The Staff of the Living Tribunal’ı söyledi. Bu kozmik varlık, multi-evren ciddi bir tehlikeye maruz kaldığında müdahale eden bir karakter. Yakın zamanda Thanos ile çok büyük mücadeleye başlayacak olan Avengers’ın yanında, kozmik varlıkların müdahale etme şansını oldukça fazla görüyorum.

Astral ameliyat 

Hemşire Palmer’a yaralı bir halde gelen Strange’in, astral boyuta geçerek ameliyata yardım ettiği sahne aslında çizgi romandan birebir kullanılmış bir an oldu.

the-oath-final-720x1122

Çizgi romanda gördüğünüz sahne, film içerisinde aynen kullanarak güzel bir referans olmuş oldu. Tek fark orada ameliyatı yapan Night Nurse iken burada Palmer yapmıştır.

Cagliostro kitabı ;

Çizgi romanlarda zamanı kontrol edebilmek ve Ancient One’ı yenebilmek için çalan kişi Baron Mordo’dur. Filmde ise bu olay Kaecilius’a aktarılmış.

Master Hamir ;

Çizgi romanlardan aktarıldığına göre Ancient One’ın kişisel yardımcısı olan tek elli büyücü Hamir the Hermit olarak geçiyormuş. Ayrıca bir süre sonra Wong, onun öz babası olduğunu öğrenmiş. Bu hikaye ise Strange Tales 133. sayısında geçiyor. Bende yabancı sitelerin yabancısıyım valla ama bu şekilde aktarılmış.

Infinity Stone ;

Aslında filmin en önemli noktası bunu öğrenmemiz oldu. Strange’in tüm film boyunca kullandığı Eye of Agamotto’nun zaman taşı (Time Stone) olduğunu Wong’ten öğrenmiş olduk. Geriye açıklanmayan sadece ruh taşı kaldı o da eli kulağındadır. Bu şekilde Thanos’un taşları toplaması için her şey yerli yerine oturuyor. Thanos’u son görüşümüzde işleri kendi halletmeye başlıyordu. Bakalım zaman taşını Strange’ten nasıl koparacak.

Dormammu’yu oynayan kişi Benedict Cumberbatch 

Şaşılacak bir şey ancak durum cidden böyle. Yönetmen Derrickson prodüksiyon aşamasında bir gün Benedict’in yanına geldiğini ve “Bu işi benim yapmam hakkında ne düşünürdünüz ?” diye geldiğini ve bu fikri çok ilginç bulduğunu söylemiş. CGI olarak yaratılacak Dormammu için Benedict’in sadece yüzünü ve mimiklerini kullandıklarını ve Dormammu gibi evren fatihi bir karakteri en iyi anlayabilecek kişinin yine Benedict olduğunu aktarmış. Dormammu’nun sesini ise bir başka İngiliz aktör seslendirmiş. Çok ilginç değil mi ? Büyük adamsın Kambırbeyb !

Avengers Kulesi ;

ed859700-81cb-0134-18d4-060e3e89e053

Benim film sırasında iki kere gördüğüm Avengers kulesi, güzel hissettirdi. Düşünsenize, dünya ve evren tehlike altında ve hiçbir Avengers’ın haberi dahi yok. İşte bu yüzden Doctor Strange’in önemi çok daha fazla oldu.

Thor ek sahnesi ;

Thor, kardeşi Loki ile New York’ta Odin’i aramaya çıktıklarını öğreniyoruz. Thor : Ragnarok’tan gelen set fotoğrafları da bunu gösteriyordu zaten. Loki ile Thor New York sokaklarında evsiz gibi giyinen babalarını arıyorlardı. Bu hale nasıl geldiler bilmiyoruz tabi ama Thor’u uzun zaman sonra görmek güzel oldu.

Brother Voodoo ;

New York Semptumunun koruyucusu Daniel Drumm’dı hatırlıyorsanız ? Heh işte o Drumm, Kaecilius tarafından öldürülmüştü. Çizgi romanlarda Drumm’ın ruhu ile kardeşi Jericho’nun bedeni birleşerek Brother Voodoo adlı süper kahramanı oluşturuyorlar. Şu sıralar Doctor Voodoo adını kullanıyorlar ve Sorcerer Supreme’liği Strange’ten devraldılar. İleri filmler için bunu kullanabileceklerini düşünüyorum.

Stan Lee cameosu söylememe gerek yok sanırım ve Strange’in kaza sırasında Billy’den 35 yaşlarında bir albayın omurilik felci geçirdiğini söylemesiyle War Machine’e gönderme yapıldığı da söyleniyor. Rhodes 35’ten daha büyük gözüktüğü için onun olup olmadığını bilmiyoruz elbet.

Benim gördüklerim, okuduklarım ve sizlere aktarabileceklerim bu kadar Kara Büyücüler. Doctor Strange, Marvel evreni içerisinde çok büyük etkileri olacak olan ancak bunun etkilerini henüz göremediğimiz bir yapıt. Netflix dizileri gibi süper kahramanın yaratılış sürecini izledik ve son derece memnun bir şekilde salondan ayrıldım. Tabi bu Marvel’ın birazcık daha risk alması gerektiğini düşünmediğim anlamına gelmiyor. Görüşlerinizi mutlaka yorumlara belirtin, birlikte tartışalım !

3 YORUMLAR

  1. Filmi beğendim. Suicide Squadtan daha derli toplu bir filmdi fakat tahmini çok kolay bir filmdi. Senaryo biraz daha derin olabilirmiş. Artık iyiden iyiye Infinity Wara yaklaşıyoruz. Kaldı bir sonsuzluk taşı. Yalnız benim artık tek beklentim Marveldan şu Infinity War filmini Epik-Destansı yapsın lütfen. Diğer filmler neyse de o film her yönden muazzam olmalı. Adamları zengin ettik, buna hakkımız var…

  2. beyler filmin sonunda dormammuyu sonsuz döngüye sokup pazarlık yapmaya geldim diyip duruyor sonra istiladan kurtarıyor dünyayı. ha bide creditsten sonra thorla karşılıklı oturup doktor çay içermisin diye soruyor thorda ben çay içmem diyip birayı gösteriyor içiyor bira bidaha doluyor falan goy goy oluyo orda

CEVAP VER