Doctor Who sadece onuncu sezonunun değil tüm modern serinin en klas bölümlerinden biriyle karşımıza çıktı. Mummy on Orient Express isimli çok tatlı bölümde de parmağı olan Jamie Mathieson tarafından yazılan bölümün her bir noktası ayrı güzel, hikayenin her dönemeci ayrı tatlıydı.

Bölümü henüz izlemeyen seyicilerimize en kısa zamanda izlemelerini tavsiye ederek bol spoilerlı incelememize başlayalım dilerseniz.

Öncelikle şunu söylemek gerek ki sezonun başından beri gördüğümüz birtakım sebeplerden dolayı maceraya atılamayan o yüzden hiperaktif çocuklar gibi oradan oraya saran Doctor fikri tek sezon boyunca işlemek için harika bir fikir. Bir sezon daha devam etse emin olun ziyadesiyle bayar fakat şu an için gerçekten çok tatlı şekilde seyrediyor durum. Nardole da bütün o huysuzluğu, bütün o şapşikliği ile çok güzel frenleme çabalarına giriyor ve ne mutlu ki başaramıyor. Ayrıca Doctor’un ders veren halleri, kara tahta önünde gençlere bir şeyler anlatışı falan gerçekten çok güzel. Lütfen daha çok yapılsın.

Bölüm fragmanı her şey çok klişe bir uzay gemisi gerilimi şeklinde geçecek izlenimi yaratmıştı ki bölümün büyük kısmı hakikaten bu minvalde ilerledi. Gördüğü yardım çağrısına koşa koşa giden Doctor içerisinde tuhaf şeyler dönen uzay gemisi falan derken gayet klasik bir Doctor Who bölümüyle karşı karşıya kaldık ki bu tip bölümler için çoğu izleyicinin kafasında bir yargı vardır. Bana göre Doctor’un bu uzayda panik temalı bölümleri genelde ortalama düzeyde seyreder. Yani geçtiğimiz bölüm kadar aptalca olmaz ama Madam Pompadour kadar etkileyici olanına da az rastlanır.

Bölüm oksijenin sınırlılığı gibi çok klişe fakat bir o kadar da gerginlik verici bir tema üzerinde aldı yürüdü. Oksijenin parayla satılması teması ile inceden kapitalizme geçirerek çaktırmadan bölüm sonundaki büyük eleştiriye zemin hazırladı. Benim bölüm boyunca eleştirebileceğim tek nokta var o da muhtemelen benim cinsliğimle alakalı bir durum olacak açık konuşayım. Oksijenin alınan nefes başına hesaplanması kısmı pozitif bilimlerden pek anlamayan biri olarak benim kafamı karıştırdı. Yani bildiğim kadarıyla her insanın akciğerinin büyüklüğü, bir nefeste vücuduna depoladığı hava miktarı falan değişken şeyler bu yüzden “X nefesiniz kaldı” yerine “X metreküp oksijeniniz kaldı” dense mesela çok daha tatlı olmaz mıydı?

Uzay gemisi personeli beklediğimizden pek de farklı değildi. “Sen ne ayaksın arkadaşım sana kim yetki verdi?” sorgulamalarına giren eleman, Doctor’un hiç bir lafına güvenmeyen o cins abla, Mavimsi abimiz falan gayet anlatının isteklerini karşılayan bir ekip ile çıktı Doctor Who sahaya. Mavimsi abimiz ile Billy’nin toplumsal dışlanmışlık konulu muhabbeti pek bir tatlıydı. Billy’nin cinsel kimliğini böyle üstüne basa basa vurgulamadan ince ince dokumaları gerçekten çok hoş. İnsana Avrupa dizilerinin neden bu kadar tatlı olduğunu anımsatır nitelikte.

Bölümün sonlarına doğru artan tansiyon, Billy’nin çalışmayan kostümü falan derken gerçekten bölüm yarattığı atmosferin üzerine koya koya gitti. Billy’nin oksijensiz kalıp ölmeyeceğini bilsek de sahnenin yazılışı olsun, çekimi olsun germeyi, diken üzerinde tutmayı başardı. Sonrasında gelen Doctor’un körlüğü hadisesi ise gerçekten hikayeyi başka bir noktaya götürdü. Sonic tornavidası kırılmış, gözleri görmeyen neredeyse sadece o çok övündüğü zekasıyla baş başa kalmış bir Doctor ile karşılaştık ve Doctor muhteşem zekası ile olayı harika toparladı. O ana kadar alttan alta giden kapitalizm karşıtı söylem zirvelere çıktı Doctor adını Marx, Engels ve Lenin üçlüsünün yanına altın harflerle yazdırdı. Uzay gemisi personelinin sendikal bir arayış içine girmesi ve bunun bir isyana zemin hazırlaması ise devrimci bünyelere umut ışığı oldu fakat modern serinin en gerçekçi Doctor’u bu umudu da pek yaşatmadı ve insanın başına başka başka belalar açmak konusundaki muhteşem başarısını tekrar tekrar vurguladı sağolsun.

Bölüm sonundaki o müthiş sürpriz konusunda da yapılacak yorumlar çok. Bildiğimiz kadarıyla Doctor, Tardis’te Nardole’un yüzünü gayet net bir şekilde gördü. Acaba Nardole’u mu kandırmaya çalışıyor? Yoksa o Nardole’un fevkalade dudaklarına bakma anı basit bir kamera oyunu muydu bilemiyoruz. Şahsen bu körlük mevzusunun bir sonraki bölümün senaryosuna büyük etkileri olacağını düşünüyorum

Peki sen neler düşünüyorsun sevgili Doctor Who seyircisi? Yorumlarını merakla bekliyoruz.

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER