Yeni sezonuna pek güzel başlayan Doctor Who çizgisini bozmadan pek güzel devam ediyor arkadaşlar. Aman dilimizi ısıralım, kaba etlerimizi kaşıyalım, tahtalara falan vuralım da nazar değmesin Moffat da kendine daha fazla sövdürmeden ufak ufak uzaklaşsın artık diziden.

İncelememizin geri kalan kısmı spoilerlı olacaktır. Spoiler konusunda hassas bünyeleri şimdiden uyarıp bölümü baştan sona bir incelemeye geçebiliriz. 

İzlediğimiz ilk iki bölüme bakarsak Moffat’ın diğer sezonlarından daha farklı bir hikaye işleyişi sürecek gibi bu sezonda. Önceki sezonlarda bölümler ana hikayeyi ince ince destekler, ana hikaye ile en alakasız bölümde bile bizi bekleyen büyük gizeme dair birkaç oltalar atılırdı. Bu sezonda ise ana hikayemiz, büyük gizemimiz üniversitenin altında öylece yatıyor ve Doctor ile yeni Companion’ı Bill oradan oraya koşuşturuyor. Belki böylesi daha iyidir bilemeyeceğim.

Bill Companion görevini müthiş bir tatlışlıkla idame ettiriyor sağolsun. Çok doğru yerlerde çok doğru sorular soruyor, güzel tespitler yapıp bir Companionın yapması gereken her şeyi kendisi için tanımlanmış alanın dışına çıkmadan yapıyor. Doctor ile aralarındaki bağlılık da duygusal irtibat da tam olarak gerektiği kadar. Sezonun ilk bölümüne dair incelememde de belirttiğim gibi karakterin eşcinsel oluşunu da gayet normal bir şekilde işliyorlar. İngiliz dizisi izlediğime şükrediyorum her an. Doctor Who’nun şu bölümünü Amerikalı bir yönetmene versen bir insan evladı olmayan o tesiste çok güzel bir kadın çıkardı biz de saatlerce Bill’in kadına yürümelerini falan izlerdik.

Bill ve Doctor’un “Tardis Kullanma Teknikleri 101” dersi harikaydı. Tardis’ten bahsedilince içimi bir heyecan sarıyor, mutlu oluyorum gözlerimden tatlı tatlı emojiler çıkıyor adeta.

Hazır emoji demişken güzel bir bağlayışla konuyu bölümün esas mevzusuna getirelim müsaadenizle. Frank Cottrell Boyce tarafından kaleme alınan bölüm dünya dışı kolonileşme üzerine ve içerisinde emojiler vasıtasıyla anlaşan robotlar var. İlk bakışta Doctor Who’nun meşhur, aşırı tatlılıktan ölecek Christmas Bölümleri gibi geliyor farkındayım fakat yazarımız sağolsun böyle bir mevzudan aslanlar gibi bir bölüm meydana getirmeyi başarmış. Bill’in yola çıkmadan evvel “Gelecekte insanlar mutlu mu görmek istiyorum” deyişi ile bölümün senaryosu muhteşem örtüşmüş.

IMG_2257

Vardyler ve Vardylerin ara yüzü olan emoji robotlarının tasarımını çok sevdiğimi baştan söylemem gerek. Koloninin kurulacağı binanın tasarımı da muhteşemdi açıkçası. Moffat döneminde iyiye gittiği kesin olan tek şey görsellik. Abimiz artık kimlerle çalışıyorsa estetik açıdan her sezon biraz daha iddialı biraz daha göze hitap eden şeyler izliyoruz. İnsanların modlarını gösteren emoji rozetleri fikri bana çok Black Mirror geldi sanıyorum fikri bu yüzden çok sevdim. Bölümde sevmediğim tek nokta Doctor ile Bill ortama gelmeden önce gösterdikleri ve bölümün bütün sırrını açık açık gösteren malum sahneydi. Dizilerde bunun neden yapıldığına bir türlü anlam veremiyorum. Arkadaşım bırakın biz de merak edelim, biz de akıl yürütelim değil mi? Belki Doctor’dan daha zeki olduğunu düşünmeyi seven izleyiciler vardır pek bir şey söylemeyeyim.

İlk sahnenin de etkisiyle bizi merakta bırakacak pek de bir şey olmadı bölüm boyunca fakat Vardylerin düzenleniş şekli hakikaten çok iyiydi. Moffat’ın yarattığı en iyi kötü karakter olan Weeping Angels’a benzettim karakterleri. Her iki düşmana karşı da insan psikolojik ve fiziksel olarak kendisini zorlayan şeyler yapmak zorunda kalıyor. Hikayenin bu damarı üzerinden baya giderler Doctor’un aklına River Song, Clara falan gelir Bill gerçek annesini anımsar ikisi de üzülür yas tutar ama çaktırmamaya çalışıp içleri kan ağlarken yüzleri güler diye bekledim fakat ne yazık ki bu kısmı çabuk atlattılar.

Doctor her zaman olduğu gibi gayet diplomatik bir dille, tatlılıkla, konuşa konuşa sorunu çözdü. İnsanların her haltı vura kıra halletmeye çalışan dangalak bir tür olduğu bir kez daha gösterildi, izleyiciye “Ulan ben Doctor olsam hiç uğraşmam bu salaklarla yesinler birbirlerini” dedirtildi ve bölüm yeni bölüme kapı açar şekilde bitti.

Yeni bölüm buz tutmuş bir Thames Nehri üzerinde geçecek gibi duruyor. Merakla bekliyor, hasretle özlüyoruz.

Peki senin yorumun nedir sayın okuyucu? Bölümü beğendin mi? eklemek istediğin bir şeyler var mı?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER