8 Mart, Türkiye’de maalesef cinsiyet eşitliğine yönelik adımların konuşulduğu değil, kadına yönelik cinayet, taciz, tecavüz istatistiklerinin, hükümet yetkililerinin gaflarının, niyet belli eden cinsiyetçi görüşlerinin hatırlandığı bir gün oluyor. Çünkü elde ilki yok, ikincisi var. Cinsiyet eşitsizliği aslında sadece Türkiye’de değil bir çok ülkede halen daha ciddi bir sorun ve Arabistan’daki gibi kadının insan olup olmadığını tartışmasak da, gündelik hayat pek de iç açıcı değil. Halihazırda bugün için sitede birçok yazı hazırlanıyor, gün içinde hepsine erişme şansınız olacaktır.

Ben de, 80 senesinin altmışı erkek egemen bir kurguyla gelişmiş çizgi roman dünyasında damga vurmuş, kadın okurlarına rol modeli olmuş süper kahramanlardan kendimce bir liste hazırlayayım dedim. Bunu yaparken özellikle son iki üç senede üstü kapalı bir politik kampanyayla üretilmiş Khamala Khan, Riri Williams gibi isimleri dışarıda bıraktım. Çünkü derdim aslen her köşe başında bir erkek kahramanın türediği bir dönemde çıkıp damga vurmuş kadınları yazmak. Çünkü dışarıdaki dünyanın, maalesef bütün eşitsizliğiyle yansıdığı bir dönemin eserleri hepsi ve sırf bu yüzden de daha çok değer kazanan, kimisi gerçekten rol modeli olsun diye yazılmış kimisi oluşan ilgiyle doğalından bu yola girmiş ve bu yolda kimi zaman yazarlar tarafından çokça ayıp edilmiş karakterler. Öyle ya da böyle, özellikle 2000’ler ortalarına kadar çok erkek merkezli gitmiş bir dünyadan bahsediyoruz, dolayısıyla bu yazıda anlatacağımız isimleri sadece iyi yanlarıyla değil, kendilerine yapılan ayıplarla beraber anlatmak daha hakkaniyetli olur diye düşündüm. Sıralamayı yaparken de belli bir derecelendirmeden çok, biraz sübjektif bir şekilde değerlendirdim. Atladığımı düşündüğünüz, bu nasıl olmaz dediğiniz bir karakter var ise de yorumlarda buluşalım.
czd85mkjwsatzalimcxm
10. Jessica Jones
Listemize onuncu sıradan giren alkolik dedektifimiz aslında süper kahraman da değil, rol modeli de değil. Yani hiç değilse görünürde öyle. Duysa küfür etmişiz sayar, kendi de küfreder. Ancak Jessica Jones, Amerikan çizgi romanının en enteresan, zor ve cesaret isteyen karakterlerinden. Geçirdiği kaza sonrasında komadayken üzerinde yapılan deneyle süper güçlerini kazanan liseli Jessica, koşa koşa kendine bir süper kahraman kostümü bulur ve Jewel ismiyle maceralara atılır. Ancak kahramanlık macerası çok uzun süremez ve etrafındakilere salgıladığı hormonlar sayesinde istediğini yaptıran Kilgrave’in kontrolüne girer. Bilinci açık olmasına rağmen istemsiz olarak Kilgrave’in zihin kontrolünde zaman zaman bodyguardlığını yapan, zaman zaman iğrenç fantezilerinin kurbanı olan ve en son Scarlet Witch’i öldürmesi istendiğinde Avengers’in kendisini bulmasıyla kurtulan, uzun bir rehabilitasyon döneminden sonra ancak kendine gelebilen ve süper kahramanlığa lanet eden bir karakter var elimizde. Dizide farklı olarak tecavüz mağduru olarak da uyarlandı, ki yaşadığı psikolojik işkencenin herhangi bir limiti olmadığını düşündüğümüzde herhangi bir uyumsuzluk oluşturmuyor. Peki neden Jessica Jones? Yaşadıklarından sonra süper kahramanlığın yakınından geçmeyen, Carol Danvers ile arkadaşlığı ve Luke Cage ile yaşadığı aşk sebebiyle Avengers ile hep yakın mesafede olsa dahil hiçbir zaman ben süper kahramanım dememiş bir kadından bahsediyoruz. Çizgi roman sayfalarında kendine yer bulmuş diğer birçok kahramanın aksine dünyadaki gerçek kötülüklerle ve kendi bunalımlarıyla baş etmeye çalışan, müşterileri üzerinden insanların en kirli yönlerini gösteren, kimsenin masum olmadığı bir dünya, alkolik dedektifimizin dünyası. Ve tek derdi Thanos ya da Kingpin olmayan, her şey ile tüm açıklığıyla mücadele eden ve ayakta kalan bir kahramanın, bu listeye girmesi gerektiğini düşünmekteyim, süper kahraman olmasa da, kendisini rol modeli olarak göstereceklere bir tarafıyla gülecek de olsa. Ki kendisine de kısa dönem bir ayıp edilmiş ve sadece çocuğunu büyütmekle uğraşan, evde süper kahraman eşini endişeyle bekleyen kadın rolü yaratmaya çalıştılar, neyse ki hızlı döndüler hatalarından, şu an solo serisinde eski halinde okuyabilirsiniz.
Original_Sin_Vol_1_5_Dell'Otto_Variant_Textless
9. Emma Frost
Yine görünürde yazı başlığını trolleyen bir isimle devam edelim. Emma Frost’a olan saygımı bilen bilir. Zaman içindeki karakter gelişimi, bütün dünyayı Cyclops’un varlığına inandırışı, tüm dünyayı onlarca kez karşısına alışı ve kimse farkına varamadan kelimenin tam anlamıyla bir fikri kanlı canlı yaşatışıyla şu an Marvel’in en tehlikeli karakterlerinden birisidir kendisi. Ve öyle sonsuz kozmik güçleri olduğundan falan değil. Her beş mutanttan biri gibi bir telepat aslen. Ama şu an yaşayanlar arasında en güçlüsü demek yanlış olmaz. Fakat White Queen’in gücü ne telepati yeteneğinden ne de elmasa dönüşebilen derisinden kaynaklanıyor. Gücü, stratejik dehasından, yaşadığı acılardan, tanık olduğu katliamlardan, kaybettiği herkesi bir şekilde yaşatarak, omuzlarında taşıyarak ayakta kalabilmiş bir karakter. Çizgi roman dünyasına striptiz kıyafetiyle adım atmış, uzun bir dönem femme fatale kötü karakter olarak kalmış olmasına rağmen doksanlardan itibaren daha gri bir noktaya yönelmiş, görünüşünden öte bir noktada karakter gelişimi ilerlemiş bir isimden bahsediyoruz. Halihazırda, sıradan bir striptizci olarak girdiği Hellfire Club’ın içerisinde güç dengelerini zekice kontrol etmiş, oradan çıkıp farklı dönemlerde mutantlara hocalık yapmış, birden fazla kez öğrencilerinin gözlerinin önünde öldüğünü görmüş (ki bunlardan biri altı milyon Mutantın öldürüldüğü Genosha soykırımıdır), ve en sonunda özellikle M gününden sonra daha çok tehlike altına giren Mutantlara Cyclops ile beraber liderlik etmiş, hem Avengers’a hem Inhumanlara karşı savaşmış ve en son Slim’in de ölümüyle beraber deliliğinin sınırlarında dolaşan bir kadından bahsediyoruz. Ve tam da bu yüzden Khamala Khan ile aynı listeye koymamamın sebebidir, başlarda çok klasik bir vamp antagonist olarak yaratılmış bir karakterin, zamanla, hikayelerin içerisinde derinleşerek, çizgi roman tarihinin en tehlikeli kahramanlarından biri olması öyküsü, planlanmamış bir rol modeli. Ve kendisini de en iyi yine kendi sözleri anlatıyor:

”That’s how I survived. Time and time again. That’s my secret. I survived because I willed it to be. … How did I survive apocalyptic fire? I simply refused to feel the flames.”
3888489-0629911287-Batgi
8. Barbara Gordon
Anıl’ın yazısıyla pişti olduğumuz karakterlerden biri Barbara Gordon. Yine çok sorunlu bir geçmişe sahip olan ancak yaşadığı bütün acıları bir şekilde bal eylemiş, şimdilerde DC’nin de özellikle ön plana çıkardığı, rol modeli olarak işaret ettiği bir isim. Ve gerçekten de özellikle 10-18 yaş grubunda ciddi bir hayran kitlesi var. Batman ailesinin popüler figürlerinden. Sadece Batgirl maskesiyle değil, Oracle olarak da bir dönem Birds Of Prey ve Detective Comics sayfalarında kendini soluksuz okutan bir isimsiz kahraman. Peki Barbara Gordon’u bu listeye sokan diğer özellikleri neler. Öncelikle çizgi romanla öyle ya da böyle ilgisi olan herkesin bildiği Killing Joke hikayesi, belki Batman ve Joker’den çok Barbara’nın hayatını etkileyen hikayelerden. Bir yandan komiser olan babasına bir yandan Kara Şövalye’ye olan hayranlığıyla kendine bir kostüm dikip Gotham gecelerinde suçlu kovalayan Babs, bir gün Joker’in, Jim Gordon’a ve Batman’a, kendi deyimiyle “bir kötü gün” yaşatmak için kapısını çalıp belinden vurarak felç bırakmasıyla kahramanlık yöntemlerini değiştirmek zorunda kalır. Ancak daha da önemlisi, Joker Barbara’yı sadece sakat bırakmakla kalmaz, yaralı halde çıplak fotoğraflarını çeker ve bunları terk edilmiş bir lunaparkta Batman ve yine soyarak işkence ettiği Jim Gordon’a gösterir. Bu kısmı neden önemli? Çünkü çizgi roman sayfalarında pek görülmediği üzere artık bir cinsel saldırı, PTSD mağduru bir karakterin yolculuğuna tanıklık ederiz. Bütün bu yaşananlardan ve tekerlekli sandalyeye mahkum olmasından sonra kendini en baştan nasıl inşa ettiğini, Oracle ismiyle bir çok suçu ve gizemi bilgisayar başından nasıl çözdüğünü uzun yıllar okuyacağızdır artık. Ta ki New 52 ile beraber Barbara Gordon iyileşip tekrar Batgirl kostümünü giyene kadar. Artık daha az dramlı ve daha çok yüzü gülen ve hatta New 52 öncesine göre daha renkli bir Barbara Gordon portresiyle karşı karşıyayız. Bu serüvende dc2nin anlayamadığı noktalardan biri, kendi bastığı çizgi romanda olanları çok da anlayamadığı noktada gerçekleşti. Death Of The Family için çizilen bir kapakta, Joker’in aynı Killing Joke’de saldırırken giydiği Hawai gömleğiyle Barbara’nın boynuna bıçak dayadığı bir kapak yapma talihsizliğinde bulundular. Neyse ki gelen tepkilerle beraber hatalarını erkenden fark edip bu kapakların hepsini çektirdiler. Bu da bir not olarak düşülsün. Evet her yazar olan biteni aynı şekilde yorumlamak zorunda değil ancak şiddetin bir suistimal noktasına getirilmesi, yorum farkı olarak adlandırılabilecek bir şey değil. Rebirthle beraber hem kendi solo serisi devam eden hem de Batgirl and the Birds Of Prey serisinde de okuyabilirsiniz süren maceralarını diyor listeye kaldığımız yerden devam ediyoruz.
58445b9febd8350fcce2bcc1a15d254a
7. Catwoman
Yavaş yavaş artık daha az tartışmalı isimlerle ilerletelim listemizi. Gotham’ın ünlü hırsızı Selina Kyle’ı bir rol modeli haline getiren elbette ki hırsızlık yetenekleri değil. Çizgi romanda yüzlerce kez Batman ile yaşadığı aşk sebebiyle gündeme gelse de son otuz senedir bir çok kere kendi solo serisinde okurlarla buluşan Catwoman’ın en önemli özelliklerinden biri, bağımsız, korkusuz kadın figürünü, kendi meşrebince yanstıyor oluşu. Bir çok benzerinin –HARLEY QUINN- aksine hiçbir zaman kendini Batman’a ya da başka bir erkeğe bağımlı hale getirmemiş, Black Mask’den Penguin’e Gotham’ın en tehlikeli suçlarına dünyayı dar etmiş bir kadın. Hatta bundan iki üç sene önce ülkemizde de bir 8 Mart afişine konu olmuştu, “Geceler Bizim” temalı. Daha ne diyebilirim ki. Elbette farklı ve belki belli açılardan eleştirilen yorumlamaları da oldu, örneğin kadın karakterlere bakışı hep problemli olmuş Frank Miller, Zero Year’da orijinini dominant pozisyonda bir fahişe olarak değiştirdi, ki hala hangi orijinin doğru olduğu belirsizdir ancak yine de yukarıda saydığım ve sayacağım karakterlere yapılan ayıplar yapılmadı neyse ki, şu anda kendi solo serisi yok ama çıkar mı çıkar.
Detective_Comics_Vol_2-14_Cover-1_Teaser
6. Poison Ivy
Catwoman’dan çok uzağa gitmeden, şehirlisi, Gotham City Sirens’den kankası Poison Ivy’e geçelim. Zaman zaman Wonder Woman’da da kendini belli eden, erkek düşmanlarına karşı toplumdaki eşitsizliğin intikamını da alan, çevre aktivisti, feminist ve kafadan kötü diye adladırılamayacak kadar derinlikli bir karakter Pamela Lillian Isley. Onu bu düzene “düşman” eden insan doğaya saldırısıysa, az biraz mutlu eden de erkeklerden aldığı intikamdır diyelim, sıralamamıza devam edelim.
She-Hulk_Vol_1_7_Textless (1) (1)
5. She-Hulk
İsmi dahil senelerce mesele olmuş, en sonunda kendine ait Hulk serisiyle bu ayıbın az biraz kapatılmaya çalışıldığı karakter, Jennifer. Tutan erkek karakterin farklı versiyonu olarak pazarlanmasının en büyük mağdurlarındandır kendisi. Bununla da kalmayıp, bir dönem “ya Hulk dönüşünce kıyafeti yırtılıyor bunun da yırtılsa ya” erotizminden bir adım ileri gidemese de bütün bunlar aşacak kadar güçlü bir karakter. Sabah avukat akşam Hulk, hem kahramanlığımı yaparım hem kariyerimi diyen, Banner’in aksine dönüşümünü kontrol edebildiği için de her iki kimliğiyle barışık ve her ikisini de dünyaya kanıtlayan, Marvel’in bastıra bastıra rol modeli olarak yansıttığı bunu da sonuna kadar hak eden bir karakter Jennifer Walters.
tumblr_static_tumblr_static__640
4. Carol Danvers
Marvel’in bastıra bastıra ön plana çıkardığı, bu açıdan da çok da iyi yaptığı bir başka karakter Carol Danvers. Captain Marvel yazmadım çünkü daha Hava Kuvvetlerine katıldığı günden beri kadını toplumda kısıtlı bir alanda gören ve bu alandan dışarı çıkmasını anlamlandıramayan erkek egemen topluma diss atmış bir karakterdir kendisi. Çocukluğundan beri yıldızlara olan merakı önce ailesinin ön yargılarına rağmen kendisini Hava Kuvvetlerine taşımış, oradan da sırasıyla Ms. Marvel ve Captain Marvel rütbelerine getirmiştir. Ms. Marvel dönemi, özellikle seksenlerde bütün kadın karakterleri objeleştirme saçmalığından geçmiştir ancak yine de her zaman Avengers ekibinin en atarlı, en otoriter ve diğer kadın kahramanlar için bile öncü olmuş karakterlerindendir. Bugün de Colonel Danvers, Marvel’in da hiç yorulmadan altını çizdiği şekilde güçlü rol modelinin diğer adıdır.
wonder-woman-75th-anniversary
3. Wonder Woman
Bu yazının daha başlığını okurken ilk akla gelecek isimlerdendir. Ben şimdi buradan uzun uzun Wonder Woman’ın nasıl güçlü bir karakter olduğunu anlatsam, herhalde cümlesi cümlesine bile yüzüncü tekrara düşerim bütün çizgi roman külliyatı içinde. Hepsini geçtim, daha bu sene Birleşmiş Milletler’de elçi olmuş tek kurgusal karakterdir. O yüzden 3 numaraya Wonder Woman’ı bırakıp, neden birinci ya da ikinci olmadığını yazarak devam edeyim.
Batwoman-Gay-Marriage-Proposal
2. Batwoman
Evet, X woman X girl meselesinin ne kadar can sıkıcı olduğu hepimizin malumu. Ancak inadım 2010’lar sonrası karakterleri katmamak üzerine bu yüzden yazarların günahıyla sevabıyla anlatmaya devam edeceğim. Neden Batwoman? Kate Kane, Bruce Wayne’in yine varlıklı ve yine ailesinden erken yaşta iki kişiyi kaybetmiş kuzeni olarak çok orijinal bir başlangıç hikayesine sahip değil. Ancak Batman gibi çizgi roman tarihinin temel taşlarından biriyle rekabet edecek üne ve havaya kavuşturan bir karakter olmasının sebepleri olmalı. Öncelikle, çıktığı dönemde çok yaygın olmamasına ve kamuoyundaki geri algıya rağmen eşcinsel karakterler arasında öncü olmasa da, bu kadar ön planda bir karakter olarak çizgi roman tarihi için önemli bir mihenk taşıdır. Bunun yanında Rebirthle beraber babasıyla girdiği savaş, kendisine çizileni hiçbir şekilde kabul etmemesi, yarasa kostümüyle birleşince elimizde eyvallahsız bir süper kahraman kalıyor. Ki durduğu noktada çizgi roman şirketi de zaman zaman saçmalamış, evleneceği sırada yazarı değiştirilmiş ama tüm bu törpülenmelere rağmen güçlü, korkutucu, listedeki diğer karakterlerin de ötesinde gerçek bir rol modeli diyor ve bir numaraya geçiyoruz.
_thumb_81cacfc9-e313-4679-ad21-84ba124644df
1. Storm
Afrikalı, kadın, Mutant. Kraliçe, tanrı, X-Men lideri. Söylenebilecek şeyler tek başına bir yazı dizisi oluşturabilir. Ben olabildiğince kısa şekilde meramımı dile getireceğim. Afrikalı yoksul bir kız çocuğu olarak doğmuş, hırsızlık yaparken Xavier tarafından bulunarak X-Men’e katılmış, güçlerini yoksul kıtasının yararına kullanmış, tanrı gözüyle bakılmış, güçlü kelimesinin hiç bir şekilde nitelemeye yetmediği bir karakter Ororo Munroe. Dünyanın Mutantlara bakışına atarlanıp, geleneksel kıyafetlerini bir yana bırakarak mohikan saçıyla, punk kıyafetiyle X-Men liderliğini bileğinin hakkıyla almış bir karakterden bahsediyoruz. Bugün artık çizilen her yeni karakter bir sosyal mesaj verecekse, bütün yazarların dönüp dönüp bir kadın kahramanın seksenlerde, hiç güç kullanmadan sadece bileğinin hakkıyla bir erkek kahramandan alışının hikayesine bakmaları gerekiyor. Evet, lider olarak doğmuş ve yetiştirilmiş Scott Summers’ı –ki kendisine hayranlığımı bilen bilir- adeta mal ederek, bileğinin hakkıyla o dönemin en popüler süper kahraman takımının liderliğini almış, bir daha hiçbir zaman da geri plana düşmemiş bir karakter. Bir numaraya koymamın milyon sebebinden bir kaçı bunlar. Eğer eksik olduğunu düşündüğünüz şeyler varsa yoruma beklerim. Buradan da artık saat geç de olsa tüm kadınların 8 Mart Kadınlar Gününü kutlarım. Tüm kadınlar ve kimliği sebebiyle adaletsizliğe eşitsizliğe uğrayan herkes için aydınlık yarınlar dileğiyle, çizgi romanla kalın!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER