CIVIL WAR II’Yİ OKUMAYANLAR İÇİN AĞIR SPOILER İÇERMEKTEDİR. BEN ZATEN TÜRKÇE ÇIKMADIKÇA OKUMAM DİYORSANIZ EĞER BUYRUN BAŞLAYALIM

 

Geçen senenin en önemli filmlerinden biri kuşkusuz Civil War idi. Her ne kadar çizgi romandakinin aksine karakter sayısı bazında otopark kavgasını andırsa ya da spin-off ile tie-inlerle dolu bir eventle karşılaştırıldığında –iki buçuk saat de olsa- birer birer motivasyonlar açısından bir filmde verebilecek sınırlarda kalsa da benim açımdan keyifli bir eserdi. Kaldı ki öncesindeki filmlerde yaşanan yıkımlar düşünüldüğünde artık süper kahraman dediğimiz şeyin bu yeni dünyada daha sorgulanabilir hale gelmesi de gerekiyordu. Peki Civil War filminin bize zararı ne oldu? Biraz acımasızca olacak belki ama sebebini olabildiğince açıklamaya çalışacağım: Civil War 2.

Bir film yapıyorsunuz. Kahramanların birbirine girmesi çizgi romanda çok ola gelmiş bir şey neticede Kingdom Come’lerden Civil War’a, Injustice’den TDKR’ye. Ama sinemada hiç değilse kendi şirketiniz bunu ilk kez yapıyor. Buna da okey. E peki zaten ikonikleşmiş bir çizgi roman hikayesinden yaptığınız film için neden BİM promosyonu gibi yine çizgi roman evrenine başka event pazarlıyorsunuz? Bakın Marvel zaten Secret Wars’a kadar bunu bunaltıcı şekillerde çokça yaşadı. Civil War sonrası Secret Invasion dönemi, AvX ve devamında Cyclops ekibinin illegale çekilmesi, AXIS(???)… Yani zaten son on yıl bunun ekmeğini yiyip en güzel hikayesinin ekmeğini yemişsiniz. E daha ne? Tamam kimse Secret Wars’da ne olduğunu hatırlamıyor olabilir ama yani ikinci Marvel Now! Fazının başlangıcına koyacak daha güzel bir hikaye yok muydu? Sadece soruyorum (gözünüzde canlanan Ahmet Hakan’lardan sorumlu değilim). Neyse bu kadar uzun uzun hikayeye girmeden anlatmaya çalıştığım şey şu ki zaten son on senedir bir takım arkadaşına yumruk atmamış, karanlık yüzünü göstermemiş kahraman yokken, bunların öncülü olan hikayenin ikincisini yapmanın nasıl bir yararı ya da anlamı olabilirdi ki? Nitekim olmadı.

guerra-civil-2-vitrine-810x424

Peki ne oldu?

Her şeyin temeli, geleceği gördüğünü iddia eden Ullyses isimli bir Inhumanla başladı. Royal Family’nin kendisini bulmasından kısa süre sonra Celestiallerin dünyaya saldırısını görmesi, Medusa’nın haber vermesiyle kahramanların erkenden önlem alıp bu saldırıyı önlemesi kendisi açısından iyi bir başlangıç oldu. Aynı zamanda o saldırı, Scarlet Witch, Doctor Strange, Ghost Rider, Wiccan, Doctor Woodoo ve Magikten oluşan büyü ekibini görmek de keyifliydi. Keşke Justice League Dark tarzı ekip hikayelere geri dönseler komple. Neyse efendim, saldırıyı nispeten kolay bir şekilde önlemenin keyfiyle Stark Tower’da yapılan after party’de (marvel ünlülüğü), Medusa bu kolay zaferlerinin sebebi olan öngörünün bir Inhuman kardeşlerine ait olduğunu açıklar. Buradan sonra işler değişmeye taraflar çizilmeye başlar. Neredeyse ingilizceye fütürist kelimesi girdiğinden beri fütürizmin bayrak taşıyanı olan Stark, geleceğin kontrol edilemeyeceğini, değiştirilemeyeceğini, böyle bir öngörünün sadece ihtimaller arasından şans eseri seçilmiş bir şey olduğunu uzun uzadıya iddia eder. Evet evet, ilk Civil War hikayesinde bütün kahramanları kaydedelim olmayanları da Negative Zone’a atalım diyen Stark. He yanlış olmasın, hatasından uzun zaman önce dönmüş olması, karakter gelişimi vs derken ikna edici olmasının ötesinde beni hikayenin başında tarafımı seçmeye götürmüştü zaten. Hikayenin hata vermeye başladığı yanı karşısında kimin olacağıyla alakalıydı. Ve bana sorarsanız olabilecek en kötü ihtimallerden biri oldu, yeni Captain Marvel Carol Danvers, kendini ön kabulün temsilcisi yaptı.

Karakterizasyon Sorunu

Benim burada en çok sorun ettiğim şeylerden biri, kimisinin çok güzel olduğunu iddia etmesine rağmen, Carol Danvers’in daha öncede değindiğim gibi son beş senede çok tutarsız bir karakter gelişimi yaşamasıydı. Civil War dönemi Tony’nin yanında yer aldı, anlaşılabilir. Hava Kuvvetleri geçmişi olan kadından bahsediyoruz –ki güçlerinin kozmik bağlantısı, kozmiklerin çizgi romanda hep monarşik, empati yoksunu devletlerden oluşması gibi etkileşimleri filan da hesaba katalım hadi- zaten ardından Secret Invasion döneminde de yine resmi kanattaydı, çok gaddarlaşan karakterlerden olmadı. Ardından Osbourne geldi, Moonstone yeni resmi Ms. Marvel oldu ve aslında bu dönem özellikle Civil War’dan beri resmi kanatta olan kahramanlar için, aslında politikacıların yarattığı meşruiyetlerin ne derece suistimale açık olduğu, masum ya da yoruma kapalı herhangi bir kanun ya da taraflaşma olmadığını, ama devletimiz böyle istiyor meselesinin ne kadar boş olabileceğini, ruh hastası, kişilik sorunları yaşayan bir manyağın Amerika’nın en güçlü insanı haline gelmesiyle gördü. Yok Trump’ı demiyorum. Dolayısıyla o dönemde bunları görüp, yine de kalkıp Ulysses olmazsa ölürüz diye yırtınacak ilk insan değil Danvers. Hatta Doom falan gibi en iyi ihtimalle beyaz yanları da olan bir villain bekliyorsunuz bunu diyecek. He tabi bilmem kaç yıllık Marvel evreninde geleceği görme özelliğine sahip kimse olmadı mı da ilk kez bu kadar mesele çıkıyor o da ayrı bir sorun da, bütün bu şartlar içerisinde zaten bence Danvers’in Captain Marvel olması da biz bunun mayolu halde filmini yapamayız, hazır bütün bilinen karakterlerde çeşitliliğe gidiyoruz yeni Captain kadın olsun deriz kafası ona da okey ama buradan kadının bütün karakterinin dışına çıkacak kadar baskın, egoist ve agresif bir karakter yaratma, meselesi… Bayaa bayaa saçma oldu. Evet çizgi roman gibi henüz erken yaşlarda insana farklı toplumsal değerler addedebilme şansı olan bir kaynağın “güçlü kadın karakter” mesajını bir yerden verebilme imkanını kullanması güzel ama Carol ilk değil ve tüm bu dediğim sebeplerle değil, en iyi ortalarda bile değil. Dolayısıyla tavır-tarz olarak Hillary Clinton, ideoloji olarak Trump bir kozmik karakteri de açıkçası bu kadar ciddi bir hikayenin içerisinde görmek üzücü oldu der, hikayenin devamına geçerim.

Kırılma Anları (Tabii ki ölümler)

Peki Ulysses’in tanınmasından sonra başlayan yanlış anlaşmayı büyüten ne oldu, bu hikayenin Goliath’ı kimdi? Açıkçası ilk Civil War’dan daha vasat ve kısa bir hikaye olmasına rağmen dramı daha fazlaydı. Ulysses’in gördüğü başka bir kehanet üzerine Ultimates ekibi Thanos’un saldıracağını öğrenir ve erkenden hazırlık yaparak saldırır. Evet Ultimates ekibi “aa Thanos mu geliyor? ocağa bir yemek atsaydık” ve dünyada kalan son kahramanlarmış mantığıyla dalar  Sonunda yenseler de karşılığı acı olur. Rhodey, nam-ı diğer War Machine ölür, She-Hulk ağır yaralanır ve komaya girer. Şimdi yaşananları tekrar düşünelim. Stark –ki liderlik olarak da tecrübe olarak da daha ciddiye alınabilecek biri o noktada- bu Inhumanın tehlikeli olduğunu söylüyor. Danvers niyeyse ısrar ediyor ve bundan sonra Ultimates ile çalışacak diyor. Ve herifin daha gördüğü ikinci kehanette Stark’ın en yakın dostu ölüyor, bir başka popüler kahraman komaya giriyor. Aynı zamanda bu kişiler Danvers’in sevgilisi ve yakın arkadaşı. Peki Carol napıyor, ne yapacak bizim için değişen bir şey yok diyerek gidiyor. Bu noktada zaten Stark’ın artık daha da gerilmesini ve taraflaşmasını anlayabiliyoruz. Diğer tarafta ise aslında sadece garip bir şekilde kendi gücüne güvenerek hareket eden bir Danvers var. Peki Tony ne yapıyor? Atillan’a girip Ullyses’i kaçırıyor-zaten tie-inlerle birleştirince anlıyoruz ki Atillan’a elini kolunu sallaya sallaya girebiliyorsun-. Ortalığı karıştıran Inhuman üzerinde yaptığı deneyler sonucu Ulysess’in kehanetlerinin bilimsel açıklaması olmadığı dolayısıyla güvenilemeyeceği kanısına vardığı an, Carol ve Inhuman ailesi ortama giriyo. Tam ortam gerileceği an da Ulysses, bu kez herkesin yaşar gibi hissettiği bir başka kehanet görüyor: Donsuz bir Hulk’ın bütün kahramanlara saldırışı –çünkü biliyorsunuz dünyada Hulk’tan daha korkutucu bir şey varsa o da donsuz bir Hulk’tır-.

Bu kehanetin yarattığı şoktan sonra taraflar birbirine girmiyor, Tony Carol’ı, Medusa Tony’i tehdit ediyor herkes evlerine dağılıyor. He tabii New Atillan’a dalma işi sonuçsuz kalmıyor, Medusa ekibine Stark’ın değer verdiği her şeyi yıktırıyor kimsenin canına zarar vermeden ama bu kargaşayı fırsat bilen Maximus da Tony’nin bir binasını içindekilerle beraber yıktırıyor, Medusa’yı zan altında bırakıyor falan. Buralarda da çok ciddi bir şey yok. He bu arada her yeni haftada tie-in sayısı düşen, bir yerden sonra artık unutulacak herhalde denilen bir seri haline de gelmek üzere tam bu sıralar ki…

Gamalı bir ok patlar..

Bruce Banner ölür.

civil-war-ii-3__586627_

Açıkçası hikayede içimi ciddi anlamda burkan ama belki bir derinlik katar diye de çok kızamadığım anlardan biriydi Banner’in ölümü. Yani suçun önkabulünün, bir nevi kundaktaki Hitler’i bulsan öldürür müsün sorusunun binlerce kez sorulduğu bir hikayede, başından bu yana kahramanlığı hep gri noktada duran yeşil devimiz bu kontekse en uygun karakterdi. Kendi kontrolü dışında güç kazanmış, alter egosu olan aşırı güçlü yaratığı kontrol edebilmesi hep sorun olmuş, başka kahramanlar acaba soykırım yapan birini öldürebilir miyim sorusuyla yaşarken migreni tutsa koca bir şehri katledebilecek bir “şeyden” bahsediyoruz. Bruce Banner’den iyi kundaktaki Hitler mi var, hem de kendi hayatı boyunca hep iyi tarafta bulunmaya çalışmış yine de gezegenden şutlanmış orada da huzur bulamamış vs vs. Peki ama ölüm şekli? Eh, eğer öldüren Danvers tarafından biri olsaydı eğer hikaye daha kısa biterdi zaten bu yüzden onların etkisiyle, yani o kehanetin yönlendirmesiyle olmuş olması daha iyi bir kimya yaratmış.

İşin aslı, kehanetten sonra her iki taraf da koşa koşa Banner’in yanına gider, kendisi o sıralarda Hulk’ı kontrol edebilmekle uğraşmaktadır ve uzun süredir de insan formundan çıkmamıştır. Ancak önünde Tony ve Carol’in kavga etmesi, Banner’in da Hillary görünümlü Trump’a tepki vermesi esnasında bir şey olur. Otuz tane kahraman fark etmeden uzaklardan süzülen yeşil bir ok Banner’in kafasına saplanır. Ve ardından herkes kim nerede derken Clint Barton aka Hawkeye elleri arkasında gelip teslim olur. Barton’ın seçilmesi, sadece teknik anlamda değil, karakter anlamında da iyi bir seçim olmuş. Çünkü kötü adamlıktan başladığı karakterinde yine çoğu zaman gri noktalara sapmış bir karakterin, doğruculuk damarının tutup bir anlık gazla böyle bir işekalkışmasını beklemek saçma olurdu. O yüzden ilk başta okurken ne oluyor lan etkisi yarattıktan sonra, Banner’in aslında o oku kendi yapıp Barton’a vermesi ve bir daha Hulk’a dönüşmesi durumunda kendisini öldürmesini istemesi, Bruce’un çaresizliğinde beklenebilecek bir şey. Peki neden Hawkeye? Onu da kendisi, diğer insanlardan daha keskin gözlere ve hatta artık bir nevi telepatiye sahip olması, bu sayede aslında Banner’in o tartışma esnasında gözlerinin yeşilleşmesini herkesten önce görüp geç olmadan müdahale ettiğini anlatışından yakalıyoruz. Eh.. Buraya kadar da hala umut bağlanılabilecek bir hikaye için kabul edilebilir bir dram. Peki ölüm üzerine ölüm gözyaşı üzerine gözyaşı bize nasıl bir bağlantı sunuyor en sonunda?

Dananın Kuyruğu, Genç Spidey’in Ağı, Rogers’in Kaburgası???

Hawkeye’in Bruce Banner’i öldürmesi aslında beklenen ama çok da trajik bir sonucu bize gösterir. Halk, Clint Barton’ı kahraman ilan eder, Banner’in talebini video kaydı haline getirmiş olmasını da koyunca üzerine beraat eder, cenazeye çok az kahraman katılır, hemen yanında binler kutlama yapmaktadır. Bu noktada Danvers da Hawkeye’e sahip çıkacak değildir ama olan biten her şey kendi bakış açısının sonucudur. Bunun üzerine ne yapar? Ulysses’in kehanetlerini polis ihbar hattı gibi küçükten büyüğe tüm suçlar için kullanır hale getirir. Çok mantıklı değil mi? Taraflarda da önemli değişiklikler yaşanır, Captain Marvel’i idolü olarak gören Khamala Miles ve genç Nova ile beraber Stark’ın tarafına geçer, aynı şekilde Rogers ve Strange ve hatta en sonunda Black Panther de. Bu arada yetmedi mi zulmün diyen Stark, yanına topladığı onlarca süper güçlüyle Danvers’e dalıyor. Ama Danvers da boş değil, Inhumanlar, Storm’un X-Men takımı(??), Guardians Of Galaxy derken, bakın bu da Civil War dercesine yarım saatlik bir meydan savaşı yaşanıyor. Tabii ki kimin niye hangi tarafta olduğu belli değil, artık Bendis’in kendisinin de “uf napıyorum ben” tribine girdiği noktadayız. Her gerilim anında olduğu gibi burada da Ulysses herkesin görebileceği ve bir öncekinden daha şiddetli bir kehanet görüyor. Beyaz Saray önünde Miles Morales’in Steve Rogers’i öldürmesi. -Unutmadan, mesele Banner’in öldürülmesine gelmeden önce Stark, Black Panther, Strange, Beast ve Danvers’den oluşan bir ekibe Ulysess’in güçlerinin gerçeği tahmin etmediğini, sadece olası ihtimallerden birini gösterdiğini açıklamasına rağmen Danvers yine sallamıyordu-. Nitekim seri boyunca çomarlık dersleri veren Captain Danvers -ve ruh ikizi herhangi bir farklılık göremediğimiz- Maria Hill son olarak da önce Miles’i ardından da Stark’ın tüm ekibini gözaltına almaya çalışır(???). Ekip gider, Miles depresyona girer kehanet yüzünden.

Lost Gibi Biten Sonlar

Ve yarım umutlarla başlayan, ara ara heyecan yaptıran ama genelde küfrettiren hikayemiz nasıl sonlanır. Öncelikle Spider-Man tie-in’inde bir bait atılır, Stark’ın Miles’in kollarında ölüşü gösterilir -sanırım artık ölmek isteyen herkesin bir şekilde Miles’i bulması gerekiyor-. Sonra ne olduğunu final sayısında öğreniriz. Steve Rogers’i öldürmeyeceğini kanıtlamak için Miles Capitol Hill önüne gelir. Bunu gören Cap durur mu? O da gelir. Peki artık afedersiniz ama embesil gibi önüne geleni tutuklamaya çalışan Danvers durur mu? Hemen Miles’i alıp götürmeye çalışırken Stark sahnede belirir. Önce genç Spidey’imizi güç kalkanı içine aldıktan sonra “O ÇOCUĞA DOKUNMAYACAKSIN DEMEDİM MİİĞĞ!!!” diyerek, Rhodey’nin War Machine zırhlarının benzeri bir zırhla Danvers’e dalar(insert manidar). Burada durum biraz saçmalaşır. Onlarca süper güçlü iki tane kahramanın savaşında “ay napsak” diye birbirine bakarken bir tek delikanlı Cap araya girer o da bir işe yaramaz zaten. Birbirine öldüresiye dalan bu ikilidense savaşı kazanan tabii ki -niyeyse- Danvers olur. Allah ne verdiyse dalar, Stark ölüm riskiyle yığılır. İşte tam bu anda, hikayenin başından beri anlamlı bir yere evrilir diye beklediğimiz Ulysses’in güçleri etrafındaki dört beş kişiyi de alarak onlara olası gelecekler gösterir. Bunlar arasında IvX, Monsters Unleashed gibi başlamış olan ya da başlayacağını bildiğimiz hikayelerden, Unworthy Thor’un geleceğinden, paralel bir evrende geçen Days Of The Future Past’ten kesitler görürüz. Bunlar arasında Miles’in Cap’i öldürdüğü sahne de hala vardır ki bu da bizi hala Hydra ajanı olan Steve Rogers’in sonunun nereye bağlanacağını göstermiş olabilir.

Bütün bu sahneleri gösterdikten sonra da sıkıldım sizden diyerek evrenin yüce varlıklarının yanına katılır. Sonrasında Beast -Reed gitti, Hank Pym öldü, Stark malum, evrenin bir dahisi o kaldı- Stark’ın durumunu inceler ve Carol’a ölmediğini, ölme ihtimaline karşılık kendini henüz anlaşılamayan bir şekilde önceden garantiye aldığını anlatır. Buradan artık cidden Danvers’in Stark’ı son kavgada öldürmeye çalıştığını anlarız. Mutant ırkının haini Beast bey ardından ne olursa olsun sana güveniyormuş bu gücü kullanmayacağını biliyormuş belki de ondan yapmıştır gibi ancak kendi naifliğinde şeyler söyler, Danvers içi rahat bir şekilde başkanın yanına gider. Çoğu çizgi romanda olduğu gibi yüzünü tam aynısını yapmayalım kaygısıyla karanlık bir köşede duran başkan Danvers’i anlamsız bir şekilde tebrik eder, bundan sonra istediğini yapabilirsin her şey senin der. Danvers ne yapacağımı biliyorum der ve sonunda Bendis’in bize son kazığı da bu şekilde sonlanır.

Evet arkadaşlar, aşağı yukarı çoğu şeyin neden olduğunu bilmediğimiz, sabah akşam diversity diye ortalığı yıkan Marvel’in Danvers üzerinden açıktan önkabul/önyargı mesajı verdiği, ama bir yandan da Stark’tan başka tutulacak taraf bırakmayan, çok öldüren çok komaya sokan ve en nihayetinde Secret Wars gizemleri hakkında hiç bir şey açıklamayan, final bölümünü önümüzdeki dönem fragmanına ayırmış serimiz bu şekilde bitti. Benim görüşlerim bunlar. Umarım bir daha film promosyonu için event yapmazlar da böyle bir “şey” okumak zorunda kalmayız.

MERAK BONUSU : Donsuz Hulk

hulk_pants

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER