Yazımız olabilecek en spoilersız şekilde yazılmış henüz Black Mirror izlemeyenleri izlemeye sevk etmek, izleyenlerin de tekrar kafasını kurcalamak amacıyla kaleme alınmıştır.

Bilimkurgu türü, vizyonsuz Hollywood yapımcılarının ve sığ fikirli bestseller yazarlarının elinde olmadığı sürece insanı şaşırtan, dimağını açan, evrene ve varoluşa dair yeni ufuklara yönlendiren bir tür. Türün kurucusu kabul edilen Jules Verne’den beri bilimkurgu bir taraftan geleceğe dair kehanetler sıralamış bir taraftan insanın anlam arayışına cevaplar vermekle uğraşmıştır.

İşte bilimkurgu tüm bunları yaparken, içerisinde bulunduğu çağın algısını, sorunlarını ve elbette teknolojik donanımını göz önünde bulundurarak ilerlemiş bu minvalde şekil değişiklikleri göstermiştir. Öyle ki bilimkurgu türü soğuk savaş döneminde kültürel bir silah olarak kullanılmış, Andrey Tarkovski’nin yönettiği, Stanislaw Lem’in kitabından uyarlama Stalker ile Kubrick tarafından yönetilen Arthur C. Clarke’ın kitabından uyarlama 2001: A Space Odyssey filmleri ABD ve SSCB arasındaki soğuk savaşın bilimkurgu edebiyatına ve sinemasına yansıya yüzleri olmuştur.

Velhasıl bilimkurgu türü Jules Verne’den Asimov’a oradan William Gibson’a evrilmiş onlarca alt dal oluşturmuşken 2010 neslinin bilimkurgusu olarak da efsane dizi Black Mirror karşımıza çıktı.

1

Şüphesiz ki Black Mirror içerisinde bulunduğumuz çağın damarlarından beslenen ve bu çağı anlatan bir yapım. “Peki niçin çağımızın bilimkurgusu olarak Black Mirror’u tanımlıyorsun?” sorusuna gelirsek; her şeyden evvel dizi teknik olanakları ve akımları çok düzgün bir şekilde takip edip uyguluyor. Dizi sektörünün yeni keşfetmişcesine sarıldığı True Detective, American Horror Story, American Crime Story gibi antoloji dizi konseptiyle kökenleri doğu edebiyatlarında Tutinamelere, Mesnevilere Batı Edebiyatlarında Decameronlara dek uzanan TV yayıncılığında “Alacakaranlık Kuşağı” gibi bir fenomeni yaratan “aynı konsept etrafında gelişen, mesaj ve ton birliği bulunan hikayeler anlatma” tekniğini çok güzel, çok yerinde kullanan dizi her bölümde farklı hikayeler anlatsa da hikayeler muhattabını benzer hisler içerisine sokup, benzer duygular yaratmayı çok güzel başarıyor.

black-mirror-7
Tabi yapımı bu derece efsanevi kılan şey sadece bu değil. Dizi şu ana dek yayınlanan 7 bölümünde de değişik hikayeler, değişik durumlar içerisinde bizi hep aynı konu etrafında döndürüyor : teknoloji güdümündeki insan. Bu konuyu aktarırken değindiği noktalarla, anlatış tarzı ve hikayelerin yapısıyla “eskiden ucu yakılmış mektuplar vardı hisli hisli. Şimdi her şey elektronik. Duygu kalmadı hiç ” sığlığına zerrece sapmadan bizi mutsuz etmeyi, her birimize birtakım şeyleri sorgulatmaya beceren yapım elini hiç korkak alıştırmıyor, seyircisine zerre kadar acımıyor. Bazen sevilen insanının ölümünü, bazen televizyon şovlarının çürümüş dünyasını, bazen ise ilişkilerdeki paranoyayı fon olarak kullanarak içinde bulunduğumuz bilgi çağına gayet uygun bir şekilde tekno-bireysel hikayeler anlatıyor.

black-mirror-brbDizi bilimkurgu türünün devamlı saptığı tüm dünyayı ilgilendiren şeyler anlatma yoluna hiç sapmıyor. Gökdelenlerin üzerinde uzay gemileri, devletlerin kaderine dair komplolar, akıllanıp insanlara savaş açan robotlar görmüyoruz. Yapım sık sık toplumsal eleştiri, zaman zaman hikayelerini politik düzleme çekse de, hep tekil insanların üzerinde durup tekil insanların hikayelerini anlatıyor ve izleyiciye de içerisinde bulunduğu çürümüşlükteki bireysel rolünü sorgulatıyor. Mesleği edebiyatla alakalı olan ve kendisini yazmakla tanımlayan biri olarak yıllardır kendime sorduğum; “Kafka, Oğuz Atay, Dostoyevski yahut Tanpınar bu çağda eser veriyor olsa nasıl hikayeler yazarlardı.” sorusunu çok şık hareketlerle ve bu çağın anlatı imkanlarını tam kararında kullanarak cevaplıyor Black Mirror. Sağolsun, var olsun.

Dizi hakkında yazılabilecek yüzlerce cümleden tasarruf edip yazıyı nihayete bağlamak gerekirse; dizinin yeni sezonu Netflix ekranlarında olacak. Vakit geçirmekten başka hiç bir işlevi olmayan yüzlerce diziden sıkıldıysanız bu teknolojik Alacakaranlık Kuşağı dizisini izleyin. Memnun kalmayacaksınız fakat memnun kalmadığınıza memnun olacaksınız.

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER