Güne benim gibi bomboş mu uyandınız? Akşamüstü oldu ve ne yapayım diye mi düşünüyorsunuz? Yoksa en ağırı saat gece on ikiyi geçti ve uyuyamıyor musunuz? Size akıllardan kolayca çıkmayacak, kafanızın hep bir köşesinde yaşayacak film önerileriyle geliyorum.

İlkiyle hemen başlayalım !

19840159

1 – Le Tableau, Mutluluğa Boya Beni;

Sinema dünyasının en yaratıcı filmlerinden biri olan Le Tableau, bitmemiş bir tabloyu konu alıyor. Animasyon filmlerinin sınırsız imkanı, bizi bu filmle buluşturuyor. Filmde, tamamen boyanmış Toupin’ler kontrolü ele almış ve çizimleri yarım kalan Pafini’leri şatodan ve bahçeden kovmuştu. Bu düzeni yıkmak için yola koyulan 3 arkadaşın macerası size sadece hayatı değil yaratıcıyı bile sorgulatacak. Spirited Away en başarılı animasyon filmi olarak görünse de bu film rakip tanımaz ve film olmaktan ötedir.

Dogville Photo: Framegrab

2-Dogville

 Söylemem gereken ilk şey, daha önce böyle bir film izlemediniz. Bu filmi izlemeye hazır olmayabilirsiniz. O yüzden önce fragman izlemenizi tavsiye ediyorum. Film, mafyadan kaçan güzeller güzeli Grace(Nicole Kidman)’in ufak bir kasabaya sığınma isteğinin sonuçlarını ele alıyor. Kadına acıyarak saklamak isteyen kasaba halkı, film boyunca çatlak verecek ve Grace’i sınayacaktır. Kasaba’nın gerçek yüzünü görmeye dayanabilecek misiniz? Bir sahnesinde bile Grace olmayı kaldırabilecek misiniz? Ve son olarak bir “Lars Von Trier” filmidir, ona göre. Ve bu film size insanlara ne kadar güvenmeniz gerektiğini sorgulatacak.

639c29ed99dc4e69ff0dd53651e57c35

3 – Sakasama No Patema, Tepetaklak Patema;

Evet, bu sefer bir anime yapımıyla karşınızdayım. Japonya çizim sanatına özgü hatlarla çizilince animasyon değil anime oluyor beyler bayanlar. Bilmeyen duymayan kalmasın. Kıyıda köşede kalmış bir film Patema Inverted (bu da ingiliçcesi). Ünlü olması için illa Disney’in çekmesi gerekiyor sanırım. Gelelim filmimizin konusuna, koruyucu kıyafetler giyerek karanlık ve kapalı alanlarda yaşayan bir grup insan, sakin ve keyifli bir yaşam sürer. Patema, yeraltı tünellerini keşfetmeyi çok seviyordur. En sevdiği yer ise “tehlikeli bölge” denilen ve köyünün insanların girmesini yasakladığı yerdir. Azarlanmasına rağmen Patema merakını bastıramaz ve hiç kimse tehlikenin ne olduğunu açıklayamıyordur. “Tehlikeli Bölge”ye olan yolculuklarından birinde Patema beklenmedik bir şey ile karşılaşır. Saklı sırlar açığa çıkar. Konuyu biraz açıklamak bile spoiler olabilir film için. Son saniyesine kadar keşif yapacak ve film bitince kendinizle başbaşa kalacaksınız. Ve bu film size dünyanın değerini ne kadar bildiğimizi sorgulatacak.

thefountain

4 – The Fountain, Kaynak;

Aslında benim listemde zirvededir ve hiç sarsılmaz yeri. Ama objektif düşündüğüm için 4. sırayı uygun gördüm. Yoksa filmlerin hası benim için bu değeri bilinmeyen yapımdır. Gişede zarar etmiş, Brad Pitt yüzünden aksaklıklara uğramış, bütçesi kısılmıştır. Ona rağmen Aronofsky bu kusursuz eseri hayatımıza eklemiştir. Konusunu hiç anlatmak istemiyorum aslında. Direkt filme girip, akışına kapılmanız gerek. Clint Mansell sizi zaten ağlatacak. Hugh Jackman ile Rachel Weisz sizi zaten aşık edecek. Kabataslak olarak konusu, 3 farklı zamanda sevdiği kadını kurtarmaya çalışan bir adamın mücadelesidir. Filmin akışıyla hissettiklerimiz, kabul ettiğimiz ve ya etmediğimiz şeyler sizi filme bağlayacak. Daha önce birini sevdiniz mi? İşte bu film size “O’nu gerçekten sevdiniz mi?” sorusunu soracak ve sizi “The Last Man” soundtrack’ı ile başbaşa bırakacak. Etkisinden uzun süre çıkamayacağınız bu serüven, size ölümü ve sevgiyi sorgulatacak.

red-like-the-sky-rosso-come-il-cielo-26682

5 – Rosso come il cielo, Gökyüzü kadar kırmızı;

Bu filmin sinema dünyasındaki yeri ne kadar önemli biliyor musunuz? Çok. Red Like The Sky(Bu da ingiliçcesi), ünlü İtalyan ses teknisyeni Mirco Mencacci’nin hayat hikayesinden esinlendiği için her sinemaseverin izlemesi gerekir. Konusu da, sinema aşığı bir çocuğun, talihsiz bir kaza sonucunda görme yeteneğini kaybetmesini içeriyor. Empati yapma ihtimaliniz var mı? Hem de filmi izlemeden. Ki dönem İtalya’sında görme engellilerin devlet okula gitmesi yasaklanıyor ve özel bir okula gitmek zorunda kalınıyor. Ordaki zor şartlarda sinema aşkını devam ettirmeye çalışan Mirco, hepinizi ağlatacak, ağlatmalı. Ve bu film “ay bu film çok sıkıcı” diyen sizlere, sinemaya ve hayallerinize ne kadar bağlı olduğunuzu sorgulatacak.

taxi-driver1

Taxi Driver, Taksi Şoförü;

Ben kimim ki bu filmi sıralamada 6. sıraya koyacağım. O yüzden numara vermek istemedim. Hatta böyle sıralamalar tamamen gereksizdir. Ama adet yerini bulsun ve de sizlere izleme önceliği sunması için sıralıyorum. Ama bu film çok ağırdır. Scorsese gözünden New York’u gezip, Robert De Niro ile yalnızlıkla savaşıyorsunuz. Paul Shreider ile de yozlaşmış, kirlenmiş her şeye lanet okuyorsunuz. Replikleri, sahneleri yıllarca unutulmayacak bu yapım, Travis adında bir taksi şoförünün kendisiyle ve dış dünyayla olan savaşını konu alıyor. Travis gibi düşünmek tehlikelidir. Sıradan empatiler gibi olmayacak. Ve bu film size nefes aldığınız her anı, adım attığınız her yeri sorgulatacak.

2991224

6 – Mandariinid, Mandalinalar;

Daha önce de savaş filmi izlediniz biliyorum. Er Ryan filminde Normandiya Çıkarması, Platoon’da Vietnam‘ın yanışı sizi etkiliyor biliyorum. Ama derin bir film çekmek için bunlardan fazlası gerekiyor. Ha bu demek değildir ki o efsane yapımlar tırt. Tabikide değil ama Mandalinalar filmi, tüm savaş filmlerini ezip geçecektir. Belki onları gölgede bırakmayacak ama anlamsızlaştıracaktır. Soundtrack’ını hala dinliyorum. Filmi izlerken aman diyeyim es geçmeyin. Her neyse Abhazya Savaşı sırasında Mandalina bahçesi olan bir adam ve ona palet yapan komşusunu konu alıyor filmimiz. Savaşın buraya sıçraması da an meselesidir. Ve olayların gelişimi sizi o kaçınılmaz finale sürükleyecek. Savaşlar hiçbir zaman zaferle sonuçlanmaz. Kayıplardan başka bir şey kalacaksa eğer, o da bazı insanların temiz kalbidir. Bu film size uğruna savaştığınız şeyleri sorgulatacak!

kelebek-8

7 – Papillon, Kelebek;

Esaretin Bedeli filmini izlemeyen bir nesil yetişemez evet. Çünkü imdb vb. siteler o filmi yaşatıyor. Ancak bu film şu sıralar bile unutulmaya yüz tutmuş durumda. İzleyenlerin, herkese önermesi gereken bu yapım, hapishane filminden fazlasını barındırıyor. Steve McQueen’i duymuştum ve başka filmlerde izlemiştim, evet. Dustin Hoffman’ı çoğu filmden bilir, Rain Man‘den hayranımdır. Ama bu film onların zirveyi yaşadıkları ve yaşattıkları yapımdır. Henri Channiere’nin romanından uyarlanan bu film ihtilalden sonra hapis cezasına çarptırılan bir grup Fransız mahkumu anlatmasının yanı sıra “Papillon” lakaplı mahkumu merkezde tutmaktadır. Soundtrack kalitesiyle, senaryonun etkisiyle bu film size özgürlüğünüze ne kadar bağlı olduğunuzu sorgulatacak!

detachment_poster

8 – Detachment;

Ölü Ozanlar Derneği, bu türün en başarı yapımıdır. Bunda hemfikiriz biliyorum. Tony Kaye imzalı bu film Adrien Brody ile bambaşka bir tat olmuştur. Okullarda kalıcı olamayan öğretmenimiz Henry Barthes, son okulunda ağır vakalar ile karşılaşır. İnsan ilişkileri güçlü olan öğretmen, insanları çok sevmektedir. Herkese ulaşabilse, birer birer hepsini kurtarmaya çalışacak kadar büyük bir yüreğe sahiptir. Bu filmi izleyip de bir şey öğrenmeden kapatan insanların yaşadığını dahi düşünmek istemiyorum. Hayatta herkes zorluk yaşar bilirim. Ama herkes bu kadar iyi insanlarla karşılacak kadar şanslı olmayabilir. O yüzden böyle filmlere sahip çıkmak gerekir. Ben de bu borcumu filme ödüyorum. Film size çok fazla şey sorgulatacak!

tumblr_mzrutxbrm71scbx8jo1_1280

9 – Kader;

Bir de Türk filmi olsun istedim. Çünkü yerli sinemaya çok fazla ilgi gösterilmiyor. Ama emin olun Hollywood‘dan kaliteli yapımlarımız mevcut. Hele oyuncularımız çok daha kaliteli, güvenin bana. Şu Ufuk Bayraktar’ı bir izleyin, onun acısını yaşayın, Vildan Atasever ile sigara yakın diye bu filmi önermeyi seçtim. Ve emin olun şu an, en sevdiğim sahnesini izleyerek bu yazıyı yazıyorum. Filmimiz Masumiyet filminin bir tiradını konu alıyor. Niye mi Masumiyet’i önermedim. Aslında önerdim, bir zahmet onu da izleyin. Bekir, Uğur’a aşıktır. Uğur ise Zagor’a. Burdan yola çıkarak yaşananlar, Zeki Demirkubuz kalitesini size gösterecektir. Ve film size hayatınızda birini gerçekten sevip sevmediğinizi sorgulatacak!

mary-ve-max-mary-and-max-turkce-dublaj-izle-142

10 – Mary and Max;

Finali bu filmle yaptığım için mutluyum. Birinci sırada olmayı hakettiğini filmin sonunda isimleri okurken anlayacaksınız. Filmi hemen kapatamazsınız. El gitmiyor. Ya da ağlamaktan haliniz kalmıyor. Yüzüklerin Efendisi filminde bir replik vardır, “Size ağlamayın demeyeceğim çünkü her gözyaşı şerden akmaz!”. Bu repliğin ışığında size ağlamanızı öneriyorum. Sulugöz veya taş kalpli denen iki kutup insan tipi vardır. Herkes ağlayıp gülmeli bu stop motion yapımda. Ve konusu; Avusturalyalı 8 yaşındaki küçük Mary ve Asperger sendromlu Amerikalı Max arasında başlayan mektup arkadaşlığını barındırmaktadır. Bu mektup arkadaşlığı, bu iki yalnız insanın birbirlerini tanımasını ve birbirlerinin hayatlarını değiştirmesini sağlar. Bu film size bir şeyler sorgulatmaktan çok fazlasını yapabilir. Animasyon önermemin bir diğer nedeni, bazı insanların “ben animasyon izlemem” tarzı düşüncelere sahip olmasıdır. Bu yıkılmalıdır.

Bu yazıyı yarım saatte yazmadım arkadaşlar. Hepsini tek tek yazarken ya soundtracklerini dinledim, ya bir sahnesini izledim, ya da filmleri yeniden hatırlayıp derin düşüncelere daldım. Bazı duyguları ayrı çatılar altında paylaşmak, sinemanın sihirli özelliğidir. Bunu kullanalım.

İyi seyirler.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER