Gerilim türünde İspanyollar ustadır. Ancak son zamanlarda sadece Split ve Get Out ses getirmişti. Ses getirmeyen bir film – A Cure For Wellness – Gore Verbinski’yi yakın takip ettiğim için karşıma çıkabildi. Ülkemizin sinema konusundaki cahilliği ve kapitalist egemenliği yüzünden sinemada çok az salonda yer buldu (Recep İvedik 5 galip geldi). T2 Trainspotting gibi sağlam bir devam filmi de bu duruma kurban gitmişti. The Mexican’ı da ufaktan gerilim sayarsak The Ring filminden sonra ilk defa gerilim filmi çeken Gore Verbinski baş yapımcılığı da üstlenip filme toplamda 40 milyon dolar harcama yapmıştır. Türkçe ismiyle Yaşam Kürü olan film, IMDB puanının 6.5 olmasıyla filmin sağlamlığı karşı karşıya gelmiş ve underrated filmler arasında yerini almıştır. Önce spoiler içermeden konusu ve sağlamlığını sizlerle paylaşıp, sonrasında filmin metaforlarını ve sonunu mecburen spoiler ile yorumlayacağım. Okurken şu müziği arka plana açabilirsiniz.

Hayatı boyunca kendini başarılı olmaya adamış Lockhart isimli bir plaza çalışanı filmin ana karakteridir. Lockhart küçükken babasını kaybetmiş, annesiyle de işinden dolayı fazla ilgilenememektedir. İşindeki başarısını öyle çok kafaya takmıştır ki, hisse değerlerinde hile yapar ve geçici bir başarı elde eder. Bunun ortaya çıkması an meselesiyken, yönetim kurulu Lockhart’ı bu meseleyle tehdit eder ve spa merkezine yerleşmiş olan şirketin CEO’sunu New York’a bizzat çağırması için Alp Dağları’nın eteğinde bulunan, eski bir şato olan Welness Center’a yollar. Ancak klasik korku filmlerinden hatırladığımız bir durum farklı bir şekilde cereyan etmektedir. Oraya giden asla dönmemiştir. Ancak, kendi rızasıyla.

thumbnail_25048

Bütün filmlerin çekilmiş olduğu, roman, eski film uyarlamasından ileri gidilmeyen, biyografiler bile tükeniyorken, orijinal bir gerilim filmi olarak karşımıza çıkıyor Yaşam Kürü. He, şöyle bir durum baş gösteriyor. Çoğu film temasını gördüğümüz için bu filmi de benzetebiliriz. Dane DeHann’ın inceden DiCaprio havası vermesi ve filmin Shutter Island ile benzerliği su götürmez bir gerçek. Sadece basit bir zihin unsuru sizi filmlerin benzerliğinin, filmin kalitesizliğini düşündürebilir. Senaryoyu Justin Haythe yazmış ancak öykü Gore Verbinski ile ortak oluşturulmuş. Gore Verbinski’nin en kötü filmi Justin Haythe ile çektiği Lone Ranger olmasına rağmen, bu filmde çok daha üstün bir iş çıkardıkları söylenebilir. Gerilimi yönetmenlik, gizemi senaryo, işleyişi de oyunculukla veren bu film, türünün başarılı örneklerinden olması gerekirken, bir sürü tutarsız yorum almış ve gereken değeri görmemiştir. Önce kötü yanlarından sonra iyi yanlarından bahsedeyim.

Eksiler

Film işleyiş bakımından plaza hayatını metaforlarla eleştirerek başlar. Wellness Center denilen yer ise zengin, başarılı ve yaşlı kişilerden oluşuyor. Hırslarından kurtulmaları ve hayatın asıl zenginliklerinin neler olduğunu göstermek için bu yer kurulmuş gibi gösteriliyor ve sonrasında bu konuya hem az değiniyor hem de sert bir viraj alıyor. Bu beni biraz rahatsız etti diyebilirim. Hem bir twist hem de derin metaforlar içermek isterken, izleyici anlamsız bir boşlukta bırakıyor. Ve istediğiniz sonu bulamıyorsunuz.

Dr. Volmer rolünde Harry Potter’dan baba Malfoy olarak tanıdığımız Jason Isaacs var. Adam kötü karaktere o kadar uyuyor ki, iyi karakter vermiyorlar. Suratının sertliği ve derinliği, Dr. Volmer karakterine çok uygun ancak gördüğümüz andan itibaren tamam bu o diyorsunuz. Hademe değil uşak değil, kötü karakter bu. Gizemi biraz zayıflatıyor. O da çok az. Bir de 4 karakter derinliğinden öteye gidemiyor. Film belirli kişiler etrafında dönüyor.

Bu eksiyi bazı yorumlara dayanarak yazıyorum. 2 saat 26 dakika olması benim için muazzam bir süreyken, çoğu izleyici sıkılmış ve yorulmuş. Ben daha kısa düşünemezdim. Çünkü atılabilecek bir tek sahne bile görmedim.

Senaryosunda barındırdığı ensest ilişki de, önyargı oluşturan ve film açısından antipati yaratan bir öğe oldu maalesef. Bu açıdan bakmamak gerek ancak bir çok izleyici konusundan dolayı filmden uzaklaşmakta.

A-Cure-For-Wellness-trailer-image

Artılar

Sanatsal bir tema olan gotik gerilim, edebiyat ya da korku, bu filmin temelinde bulunmakta. Gotik edebiyat demek, gotik tarzda öğeler bulundurmak demektir. 1764 yılında sanatın ilk gotik yapıtı “The Castle Of Otranto” ‘dur. Buradan yola çıkmamız gerekirse, gotik mimari, yani sivri tavanlı yapılar bu filmde mevcut.

Bakışlarıyla ve mimikleriyle Dane DeHaan, mükemmel bir başrol olmuş, Mia Goth’un performansıyla da güzel bir şekilde harmanlanmış. Küçük bir kızı oynayan Mia Goth, gerçekte 24 yaşında olup cast seçiminin başarısını göstermiştir.

Benjamin Wallfisch ayakta alkışlanmalı. Ana müziği dahil tüm müzikler muazzam. Ancak filmin öyle bir ezgisi var, zihine işliyor ve çıkmıyor. Yazının başında attığım linkteki müzik, evet. Biraz daldınız mı? Müzik öyle bir giriyor ki tekrar filmin içinde buluyorsunuz kendinizi. Zamanın akıcılığını kontrol ediyor ve sağlıyor.

İkonik öğe olarak, bir balerin müzik kutusu bulunmakta. Her filmde buna çok dikkat ederim. İkonsuz bir film gerçekten eksiktir. Yüzüklerin Efendisi’nde Tek Yüzük, Matrix’te mavi-kırmızı hap, Esaretin Bedeli’nde “Red Was Here” dır. Filmin müziğiyle bütünleşen bu öğe de gerçekten filmin bütünlüğüne ve senaryosuna katkı sağlıyor.

Gizem son sahneye kadar etkinliğini kaybetmiyor. İki paralel hikaye, filmin işleyişiyle birlikte olgunlaşıyor ve bize kurguyu alkışlamak düşüyor. Sinematografi de cabası. Gerilim sahneleri yüksek ve akıldan çıkmayacak şekilde işlenmiş. İğrenme, korku, gerilim, gizem, suç hepsi bir arada.

Buradan itibaren filmi henüz izlememiş olanlar için ağır spoiler içeren bilgiler vereceğim. Filmi izlemediyseniz yazıyı burada sonlandırmanız iyi olabilir.

Cure-For-Wellness-4

SPOILERFilm ve Final Analizi

Eminim ki aklında soru işaretleri kalmıştır. Filmi bütünüyle açıklamak isterim. 200 yıl önce yaşayan bir Baron, soyunun yüceliğine inanıyor. Filmin Almanya’da çekilmesi, Hitler’i düşündürmüyor değil. Baron, soyunun devamı için tamamen safkan bir evlat istiyor. Bunun çaresi de kız kardeşiyle evlenmek oluyor. Filmin başında, kız kardeşi razı sanıyoruz ama değil. Hasta sanıyoruz ama değil sadece çocuğu olamıyor. Ölümler diyoruz, ama altında deneyler ve yılan balıklarının mucizesi gizli. Baron, 300 yıl yaşayabilen yılan balıklarını kullanarak hayat uzatmanın yolunu buluyor. Zamanında kız kardeşinin düşük yapmasıyla cenin nehre atılıyor ve yılan balıkları sayesinde hayatta kalıyor. Yılan balıklarını da sonsuz değil. Bu yüzden yılan balıklarını insanların içine yerleştiriyor. İnsanların içine işlemesiyle yepyeni bir üretim elde ediyor. Yüksek sıcaklıkta bir tüpe koyulan insanlar terliyor, ve bu terden yılan balığının özünü elde edebiliyor. Baron ve cenin bu şekilde uzun yıllar yaşıyor. Evet, buradan çıkarımları hemen yapalım. Hannah, küçük bir kız gibi görünse de oldukça yaşlı biri. Yılan balığı vitamini ömrünü uzatıyor ancak ergenliğe girmesini de bir şekilde engelliyor. Lockhart, Hannah’ı köye götürdüğünde, mükemmel bir sahne eşliğinde Hannah kadınlığa adım atıyor. Bu sahnenin ağırlığı ve metaforik değeri muazzam. Senaryo gizemli bir şekilde ilerlerken, fotoğrafın benzerliği, doktorun kızı gibi bakması sonucunda, Hannah’nın Baron’un kızı olduğunu öğreniyoruz. Uzun zamandır beklediği an geldiğinde de tüm çalışanlar ile birlikte düğün yapılıyor. Burada da çalışanların duruma itaatı, filmin başından beri sergiledikleri tutum açıkça önümüze seriliyor. Zindan Adası filmindeki gibi durumu kabullenen Lockhart, ikon dediğimiz balerin ve Viktoria Watkins’in bıraktığı ipucuyla uyanıyor. Bu uyanış finali karakterin son halini oluşturuyor. Bu uyanıştan sonra kale tekrar yanıyor ve hastalar önünde dans ediyor. Bu sahne sinema tarihinin efsane sahneleri arasında yerini alacaktır.

a-cure-for-wellness-review-2

Annesinin anlattığı balerin hikayesi, gözleri kapalı, rüyada muhabbeti, filmin can alıcı yanı oluyor. Bu uyanış ailesiyle bağlantılı bir şekilde finale doğru götürüyor bizi. Finalde şirket çalışanlarını tersleyen Lockhart, hatta Dane DeHaan unutulmaz bir kare bırakıyor hafızalarda. Arkasında Hannah, bisiklet sürerken çok içten bir gülüş atıyor. Bu mutluluk değil sadece. Bu bir zafer gülüşü. Babasının da içine düştüğü bu hırs durumundan kurtulan Lockhart, geçmişiyle de yüzleşmiş ve kazanmıştır. Bu zafer gülüşünü kötüye yormamızın sebebi Dane’in şeytani gülmesidir. Surat dokusundan kaynaklanan bu durum, bizi acaba Hannah’ı o mu istiyor ya da Baron Lockhart’ın içine mi girdi sorularını uyandırıyor. Böyle bir durum söz konusu değil. Yılan balıkları sayesinde uzun hayata sahip olan Baron, böyle bir güce sahip değil. Ve o kare, iyileşmiş birinin gülüşünü barındırıyor. Wellness Center’a yolu düşmüş, orada iyileşmiş ve oradan kurtulmuş tek insan olarak anılara kazınıyor.

Kötü yorumlara aldanıp, böyle bir filmden mahrum kalmamanız için bu filmi inceledik ve sizlerle paylaştık. Herkese göre bir film olmamakla birlikte, sinemaseverlerin kaçırmaması gereken bir yapımdır. Bir diğer film önerisinde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın.

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER