Bunu söylemek için çok mu erken? Hayır. Çünkü endüstri sinemadan, televizyona kayarken atılan adımların en büyüklerinden birisi American Gods. İçeriği, çekim kalitesi ve derinliği bu diziyi, sıradan dizilerden ayırıyor ve bir diziden fazlası konumuna getiriyor. Konusuna bir göz atalım sonrasında ufak ufak diziyi övmeye başlayayım.

Dizi, mitolojinin eski Tanrıları ile modern dünyanın teknoloji, uyuşturucu, aç gözlülük ve ünlü insanlara tapması sonucu doğan yeni Tanrıların arasındaki savaşı konu alıyor. Shadow Moon, darp, şiddet gibi suçlardan 6 yıl hüküm giymiştir. Tabiri caizse hapiste akıllanmıştır. Tek dileği ise karısı Laura’ya değiştiğini göstermek, onunla kaldığı yerden hayata devam edebilmektir. Cuma günü salınacak olan Shadow, erken salınacağını öğrenir ve bunun sebebi ise karısını araba kazasında kaybetmiş olmasıdır. Cenazeye gitmek üzere bindiği uçakta bir adamla tanışır. İsminin Wednesday olduğunu söyleyen bu klasik giyimli, yaşlı adam, Shadow hakkında hiç kimsenin, hatta kendisinin bile bilmediği şeyler anlatır ve onu kendisi için çalışmaya ikna eder. Öğreneceği ve tanık olacağı çok şey vardır.

American-Gods-Poster-Featured-03272017

Black Sails’in bitişi Starz takipçilerini yaralamıştı. Ama bilinmesi gerekir ki Starz hiçbir zaman izleyiciyi yarı yolda bırakmamıştır. Spartacus bittiğinde Da Vinci gelmiş ve ardından Black Sails ile Outlander takip etmişti. DaVinci çuvalladı, Black Sails bitti, Outlander ise zamanını bekliyordu. Fargo’nun 3. Sezon bombasının ardından da American Gods, dizi hastalarının aradığı kan oldu. Into the Badlands, fantastik gizem konusunda liderliğini American Gods’a kaybedecek gibi görünüyor. Boş yapıyorsun, sadede gel diyenleri duyar gibiyim. O halde buyurun.

Televizyonda yönetmenliğin uçuşa geçtiği bu dönemde Breaking Bad tatmış, Hannibal’ı ortaya çıkarmış ve yönetmiş olan David Slade, American Gods’ın ilk bölümünde bize hatrı sayılır bir şölen sundu. Spartacus’ten sonra kan efektini ekranlara geri getirdi. Bu dizinin nereye gideceğine bir işaret de olabilir. Çok orijinal karakterler bizi beklerken, ilk bölümden kendisini sevdiriyor. Kan ile, şimşek ile fırtınanın haberini veriyor. Dizinin ilk bölümünde günlerin anlamına şöyle bir değiniyor;
Monday (Pazartesi): Moon’s Day. Ay Tanrıça’sının günü olarak söylenir.
Tuesday (Salı): Tiw’s Day. İskandinav mitolojisindeki Tyr’in günüdür. Aynı zamanda savaş tanrısı Mars’ın günü olarak da söylenir.
Wednesday (Çarşamba): Wodan’s Day. Odin’in günüdür. Merkür günü olarak da geçer. İlk bölümde çarşamba günü tanıdığımız karakter, şimşeğiyle ve tek göz göndermesiyle yerini almıştır.
Thursday (Perşembe): Thor’s Day. Thunder da mantıklıdır. Jupiter günü olarak da geçer.
Friday (Cuma): Frigg’s Day. Yine bir İskandinav tanrıçası olup, Odin’in de eşidir. Venüs günü olarak da geçer. Dizinin ilk bölümünde önemli yer tutar.
Saturday (Cumartesi): Saturn’s Day. Saturn’ün günü olmakla birlikte, Zeus’un babası Titan Cronus ile de ilişkilendirilir.
Sunday (Pazar): Sun’s Day. En sevdiğimiz gün olan Sunday, direkt olarak Tanrı’nın Günü olarak da geçer. (Bilindik sırayla yazmış olsam da asıl sıralama da Sunday ilk gün olarak kabul edilir.)

AMERICANGODS

Bryan Fuller ile dizinin beynini oluşturan Neil Gaiman, aynı adlı kitabın da yazarıdır. İskandinav Tanrı’larıyla ilgili de kitabı bulunmaktadır. Ancak bunu bir mitoloji ya da tarih olarak okumak, izlemek yerine kusursuz bir kurguyla karşımıza çıkarmaları, bizi şanslı birer izleyici yapıyor. Aynı zamanda Ricky Whittle (The 100), Emily Browning (Sucker Punch) ve Ian McShane gibi oyuncuları bir arada görmek tatlıydı. Ian McShane’in büyük yapımlarda yer alıp, bütün ödülleri toplamasını diliyorum. Baba dediğimiz birçok oyuncudan hiçbir eksiği yok. Ray Donovan’dan sonra tekrar onu izlemek bir şeref olacaktır benim için.

“Hapiste olmanın iyi yanı – tek iyi yanı – zaten yakalandığın için yakalanma korkusunun olmayışıdır. Yarınlar, bugünlerin yaptıklarını yapamaz.”

Yönetmenlik, oyunculuk, senaryo, görsel efektler çok iyi dedik mi dedik. Bir de sizi uçuran diyaloglar ve replikler var. “Ölümden sonra hayat yoksa, çok sinirleneceğim.” örneğin. The Leftovers, Into the Badlands, Fargo, Better Call Saul devam ediyor, Prison Break: Sequel diye de bir şey izliyoruz, bir de American Gods’ı ekleyelim. Derinliğinde her hafta beraber kaybolmak isterseniz, bize söyleyin her hafta inceleyelim. Ancak bu yazı nacizane bir öneridir, öngörüdür. Birkaç haftaya ortamlarda konuşulan dizilerden olacaktır. Gariban kalmamak için, fazla gecikmeyiz. Sağlıcakla kalın.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER