The wisdom of our Creed is revealed through these words. We work in the dark to serve the light. We are Assassins. Nothing is true, everything is permitted.

Assassin’s Creed Brotherhood oyununda Ezio’dan duymuştuk bu yemini. Niccolo Machiavelli‘ye aittir. “Haşhaşin” kökene sahip bu suikastçi birliğinin aydınlığa hizmetinin – oyun da olsa- bir parçası olmak, beni hep heyecanlandırmıştı. Uzun zaman oldu bu seriyle tanışıklığımız. Repliklerini Messenger’da durumum yapardım. Facebook Messenger değil ha, mesene(msn) dediğimiz Messenger. Hani harfleri küçüklü büyüklü yaptığımız yer. “I’am Ezio Auditore Da Firenze” “Requescat in Pace” replikleri ağzımdan düşmezdi. Ezio idolüm olmuştu. Yıllar geçti, bir sürü oyun geldi ama Altair ve Ezio’nun yerini kimse tutamadı. Kenway yaklaşır gibi oldu, o da geçti gitti. Sonra dediler ki filmi geliyor. Bir senedir 23 Aralık 2016’yı bekliyorum. Oyuncular açıklandı, birkaç sahne tanıtımı yapıldı ki ilgi çeksin, etkileyici fragman geldi ki kalp dayanmaz. Büyük gün geldi çattı ve ilk gün filme gittim. Filmin konusuyla başlıyorum;

Apple of Eden’ın yerini bulabilecek son kişi Callum Lynch adında küçük bir çocuktur. Bu soyun ölmesi, elmanın güvenliği için nihai önem taşır. 30 yıl gölgelerde yaşayan Callum, Abstergo tarafından, elmayı bulmak için ele geçirilir. Bundan sonra dünyanın kaderi Callum’un ellerindedir. Animus makinesiyle 500 yıl önceki atası Aguilar’ın yaşadıklarını birebir yaşayıp, gözler önüne serecektir. Ancak Templar ile Creed arasındaki savaş günümüze kadar gelmiştir. İnancıyla, deneyimleriyle Callum Lynch, Templar’ı alt edebilecek midir?

assassins-creed-gallery-01-gallery-image

Evvet, spoiler olmadan filmi inceleyeceğim öncelikle. Ey filme daha gitmemiş olan kardeşlerim, en güzel oyunlarını en zor şartlarda oynamış, oynama fırsatı bulamadığım oyunları internetten gameplayini izlemiş biri olarak filmi beğendim. Aksiyon severler için film sinemada izlenirse şahanedir. Çünkü fragmanda gördüğümüz fazlası var. Birkaç yerde eleştiri okudum dinledim, Cgi kötü diye, ancak Cgi barındırmayan aksiyon sahneleri kusursuzdu. Eleştirmek için eleştiren insanlar görünce kıl oluyorum. Hidden Blade’i takıp üstlerine atlamak istiyorum. Biz devam edelim… Macbeth filmiyle isimlerini duyduğumuz yönetmen Justin Kurzel, senarist ise Michael Lesslie böyle iddialı bir film için amatör kalmış diyebilirim. Warcraft filmiyle hayal kırıklığı yaşayanlar, bu filmle de yaşamış. Nedenleri ortak. Yüzüklerin Efendisi gibi bir kitabı, şahane uyarlayan Peter Jackson, Hobbit’i eline yüzüne bulaştırdı ya, artık hiçbir yönetmen, hiçbir film beni şaşırtamaz, hayal kırıklığı yaşatamaz. Bak bi de Avatar: The Last Airbender vardı M.Night Shayamalan’ın. Ayıptır günahtır. İki yönetmen de o filmlerin hesabını öbür tarafta verecek arkadaş. Senaryosu zayıf, oyunculuklar zayıf, geçişler başarılı, aksiyonu doyurucu, yönetmenlik seyir zevki sağlıyor, kurgu tatmin edici değil, yenilikler ve oyundan alınan malzemeler kusursuz. Şöyle düşünürsek, biz bu oyunu oynarken elimizden baya bir Templar geçti. Floransa’dan tut İstanbul’a kadar çoğu şehirde Spider Man gibi duvarlarda gezdik. Assassin’s Creed filmi çekiliyor ise oyununu oynayanlar bu filmden ne bekliyor? Senarist bu durumu çok fazla düşünmemiş gibi. Şahsen ben Leap of Faith’i izlediğimde transa geçtim. Film, Leap of Faith’i, Animus’un yan etkilerini es geçmiyor. Bu güzel. Senaryo olarak Apple of Eden’ı seçiyor bu da güzel ama oyunda açık bir şekilde bu konu Dünya’nın sonunu getiriyor. Biz Desmond ve Ezio ile kapadık bu konuyu. Tekrar gördüğümüzde ise oyundaki Artifact ile aynı özellikleri taşımıyor. Bi de ben Callum Lynch’i karakter olarak beğenmedim, beğenemem. Aguilar’ı biraz sevdim gerçi. 500 yıl önceki atası olan Assassin kendileri. Gerçekten çok etkileyici bir tarza sahip. Sürekli duymaktan bıkacaksınız biliyorum ama ben söylemekten bıkmayacağım. Bizim hayatımızdan bir Ezio Auditore geçti. Onun senaryosunu geçemeyeceksen, karakteri daha çok sevdiremeyeceksen, filmini yapmayacaksın. Bu film yapılmamalıydı. Lineage güzeldi, Revelation oyun başındaki klip efsaneydi, AC 1 ve 2 mükemmel oyunlardı, fragmanlar heyecan vericiydi, böyle bir filme gerek yok. Son olarak spoiler barındırmayan şu noktaya değiniyorum, sahnelere çok özenilmiş ama senaryo tırt. Sinemada izlemesi zevkli ancak film kalitesi zayıf olan bir yapım. Beklentilerinizi ufak tutun. Filmi izleyenler için SPOILER içeren inceleme başlıyor.

maxresdefault

Film çok güzel başlıyor. Oyunu oynayanlar olarak biliyoruz ki Arap kökenli bir tarikat bu Assassin’s Creed, ondan mütevellit doyurucu bir giriş yapıyor, senaryo açıklanıyor, başrol görünüyor, karanlıkta çalışıp ışığa hizmet ederiz biz suikasçiyiz diyor ve filme bağlanıyoruz. Başrolümüzün çocukluğuna döndüğümüzde, kendisine parkur hazırlamış halini görüyoruz. Bu benim için güzel bir göndermeydi. Ataları suikastçi olan bu çocuk evine geldiğinde annesini, babası tarafından öldürülmüş bir halde buluyor. Bu durum Callum’un, babasından ve Creed’den nefret ederek büyümesine neden oluyor. Islahevlerinde kalan ve sonunda cinayet işleyip idama mahkum edilen Callum Lynch’in ölüm sahnesinde Michael Fassbender, oyunculuğunu konuşturuyor. Hiç Assassin’s Creed oynamamış hatta varlığından haberi olmadan bu rolü kabul eden Michael, rolün hakkını veriyor. Doktor Sofia var filmde, Marion Cottilard oynamış. Hiç gerek yok. Karaktere de, bu kadar büyük bir oyuncuya da gerek yok. Filmin sonunda babasının ölümüne göz yumuyor sonra intikam yemini ediyor ya. Apple of Eden’ı kullanmaya gerek yok. Açıkcası bu filme gerek yok. Bir tane koruma var sürekli görünüyor ama hiçbir şey yaptığı yok mesela ona gerek yok, Templar şimdiki zamanda da aktifmiş ama gözlerini önünde adam geldi Polat Alemdar gibi ben racon kesmem kafa keserim deyip elmayı da aldı kaçtı, çoook güvenlikli şirkette 5 6 adam isyan çıkardı, klişe bir şirket babasına gerek yoktu. 500 yıl önceki piskopos ile savaşçısı sağlamdı bak. Zaten o sahneler filmi ayakta tuttu. Ben oyununu oynarken de gerçek dünya sahnelerini geçerdim hep. O yüzden ağırlık verilmesi gereken yer, Endülüs olmalıydı. O Engizisyon bu oyunun tarihidir. Ezio’nun ailesine yapılana gönderme gibi hissettim ben. Senkronizasyon kelimesi beni heyecanlandırdı. Oyunda sürekli oluyordu yahu. Ölünce de desynchronization oluşumuz. A bir de koskoca Animus makinesi Leap of Faith’te bozuldu. Korkunç bir Film sahnesi gibiydi. Dalga geçtiler sanki.

gallery-1463060930-assassins-creed-movie-marion-cotillard

Filmin artı yanlarına geçeyim en iyisi. Animus ile gerçek dünya arasındaki geçiş sahneleri başarılıydı. Oyunda elbette böyle bir şey yok ama güzel bir yenilikti. Ben sevdim, yani duran vücut sadece zihin olarak orda olması, oyunda biraz zayıftı. Filmin oyundan artısıydı. Yine söyleyeceğim, aksiyon sahneleri çooook iyiydi çok. Prince of Persia‘dan çok daha doyurucuydu. Karşılaştırmak için en uygun yapım o evet. Oyun olarak da benzer yapıdalar. Bu film benim için daha doyurucuydu. İki oyun da bilgisayar dünyasının en iyilerindendir. Devam edeyim, Leap of Faith, tüylerimi diken diken etti sinemada. Hidden Blade’in kullanıldığı her sahne, Maria sahneleri, Animus sızıntıları. Bunlar benim için yeterliydi. Anladınız mı? Profesyonel düşünmedim izlerken. Çünkü bu bir Ösym sınavı değil ki üç yanlış bir doğruyu götürsün. Bu filmi izlemek beni çok duygulandırdı ve mutlu etti. Doyurmadı elbette. Ama sevindirdi.

thumbnail_25035

“Kendi canlarımız önemli değil, önemli olan arkamızda bıraktıklarımız.” Bu replik Creed mantığını, Maria ile veriyor. Güzel dövüşen Creed için önemli olan bu karakter dramatik ölüyor ancak karakteri tam tanıtmadıkları sevdirmedikleri için derinden etkilemiyor. Bu hoş değildi.

assassins-creed-gallery-03-gallery-image

“-Bu benim hayatımın çalışması.
+Bu benim hayatım.”

Bilim insanı Sofia ile öksüz Cal arasında geçen bu diyalog filmin kısa bir özeti. Assassin’lerin inancından çok karakterin dramını mı yaşadık acaba sormadan edemiyorum. İzleyenlerin yorumunu almak istiyorum. Çünkü çok sevdiğim bir Ubisoft yapımının film uyarlaması bu. Benim için yeri ayrı. Filmde Ezio’yu Floransa’yı, Ezio Family soundtrack’ını arasam da o dünyayı sinemada görmek güzeldi. Bazı filmleri bırakın ekşi sözlük eleştirsin, siz zevk almaya bakın. İyi seyirler, bir sonraki film incelememizde görüşmek üzere.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER