Peşinen Not: Birazdan okuyacağınız yazı şahsi fikirlerimi içermektedir. Sitenin diğer yazarlarını yahut sitenin genel duruşunu bağlamaz, bağlamamalıdır.

İzmirli okurlarımız, özellikle Bornova’da ikamet eden üniversite öğrencisi arkadaşlarımız Ohannesburger’i duymuştur muhakkak. Ege Üniversitesi’nde lisans eğitimimi tamamlamaya gayret ederken benim için gayet ufuk açıcı olmuştu Ohannes’in varlığı. Hamburger denilen şeyin Burger King’in sunduğu kartonpiyer tadındaki şeyden farklı da yapılabileceğini, tek bir hamburgerin benim gibi bir adamı rahatlıkla doyurabileceğini falan gösterdi mekan bana.

Derken büyüdük, okul bitti, yüksek lisansa başladık. Biz büyüdükçe Ohannes de büyüdü. Bornova’da minnak tatlı bir dükkan olarak hayatına başlayan Ohannes bir sürü şube açtı. Hatta son duyduğuma göre İstanbul’a bile Ohannesburger açmışlar fakat bu yeni ve büyük Ohannes’in bir takım sorunları vardı: o eski hayvani porsiyonlar küçülmüştü mesela, şubeler arasındaki kalite farkı başını alıp gitmişti, aynı şubeden farklı zamanlarda verilen iki siparişin dahi kalitesi stabil değildi.

Neyse adamların ticari itibarına fazla zarar vermeyelim emin olun İzmir’de yiyebileceğiniz hamburgerlerin en güzel hala Ohannesburger tarafından yapılıyor.

kapak
2010lar sinamasının özeti

Peki ben bu müessesenin gelişme yayılma sürecini neden anlattım? Hayır siteye hamburgerciden reklam almadık. Şimdi bir yerlerden bulup buluşturup 2017 yılında çıkacak filmlere baksak nasıl bir manzara göreceğimizi size şöyle hatırlatayım

Bir Evrenin/Serinin Parçası Olarak Çıkacak Filmler:

Thor: Ragnarok
Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales
Justice League
Wonder Woman
Underworld: Blood Wars
Spiderman: Homecoming
xXx: The Return of Xander Cage
Kingsman: The Golden Circle
Transformers: The Last Knight
World War Z 2
War for the Planet Apes
Resident Evil the Final Chapter
Guardians of the Galaxy vol 2
Fast 8
Star Wars: Episode VIII

zz4f1c300d
aynısının daha efektli olanı

Eski bir yapımın Remake yada bir şeyin uyarlaması olarak çıkacak ve bir evren veya serinin başı olacak filmler:

Ghost in the Shell
Beauty an Beast
The Dark Tower
Kong: Skull Island
Alien: Covenant
Friday the 13th
Trainspotting 2
Jumanji
The Mummy
Blade Runner
Power Rangers

Tekil Halde Var Olan Öncesi Sonrası Olmayan Filmler

Dunkirk
Jackie
Tulip Fever
Valerian and City of a Thousand Planets
Submergence

Sizi bilmem ama sevgili arkadaşlar bu manzara beni çok büyük rahatsız ediyor zira sene boyunca izlediğim güncel Hollywood filmlerinin hepsi ya bir seriye ya bir evrene dahildi. 2016 yılında kendi başına tekil bir film olarak ayakta durabilen bir tane popüler yapımla karşılaşamadık.

mcu
Kavgaya kahveden adam çağırmışcasına

Peki bu durumun ne gibi bir zararı var? İlk olarak bu seri filmler, geçmişteki efsane yapımları yeni efektler ve iğdiş edilmiş senaryolarla önümüze koyan remake yapımlar büyük bir yaratıcılık krizine işaret ediyor. Kabul edelim Hollywood uzun süredir orijinal bir şey üretmekten aciz ama adamlar bundan otuz yıl kadar önce Blade Runner’ı yaptı, on sekiz yıl önce Matrix serisinin temellerini attı, on bir yıl önce Nolan’ın muhteşem Batman üçlemesi başladı zaten bunlardan sonra da senaryosunun orijinalliği ile adından söz ettiren pek filmle karşılaşmadık.

Yılın bu konuda en beklenti yaratan filmi Doctor Strange, Benedict Cumberbatch ve Mads Mikkelsen’i alıp bu iki oyuncunun muhteşem kabiliyetlerini yüzde otuz oranında bile kullanmayan her zamanki gibi aralara gereksiz mizah serpiştiren Marvel filmlerinden biri olarak piyasaya çıktı. Sıradan Marvel filmlerinin teknolojili değil de büyülü olanıydı yapı olarak.

dc-universe
Spoiler: Hepsinin annesinin adı Martha’ymış

Çizgi roman uyarlamaları tarihinin en büyük, en epik, en unutulmaz işi olma potansiyeline sahip Batman vs Superman: Dawn of Justice bir tuhaf adeta ucube gibi çıktı karşımıza. Aman Justice League’e ön hazırlık yapalım, aman şuralara biraz Injustıce koyalım, aman ışığı kısalım biraz daha karanlık olsun, Wonder Woman da çıksın şuralardan Universe yapıyoruz hacı unutmayalım. Şeklinde motivasyonlarla yazılmış gibi duran yapım Batman ve Superman’in mücadelesinden çok oluşturacakları evrenin temellerini atmaya özenmiş gibi görünüyordu.

Fantastic Beast tüm bu garip garip filmlerin içerisinde yine en eli yüzü düzgün filmlerden biri oldu kötü yorumlarla karşılaşmadı pek. Tabii bunda Harry Potter evreninde geçen son filmin beş yıl önce çekilmiş olmasının da etkisi var.

510
Şu adamı neden yoruyorsun Ali İhsan Varol’u koy sana gereken oyunculuğu o da yapar.

Peki senenin en büyük kazananları kim oldu arkadaşlar? Bu soruda kazanmak fiili gişe yapmak olarak değil senaryosuyla, tekniği, anlatımıyla adından söz ettirmek anlamında kullanılıyor tabii. Bana kalırsa bu senenin kazananları Deadpool ve Arrival. İkisi de kendilerinden övgüyle bahsettiren ikisi de orijinal şeyler yapan filmler oldu. Deadpool Marvel’ın zibidi süper kahraman temasını aldı bambaşka bir şekilde değerlendirdi kendi kendisiyle dalga geçe geçe misler gibi bir iş ortaya koydu. Arrival yüz yıllık uzaylılar dünyaya indi temasını sağlam görsellik ve sağlam senaryoyla verdi bilim kurgu severleri ihya etti.

maxresdefault
Halk Superman’e Allah aşkına Zack’in çekitği filmlerde oynama derken.

Diğer Franchise filmleri neler yaptı arkadaşlar? Küçük bir dükkan iken doyurucu porsiyonlarla çok güzel ürünler sunup şubeler açmaya başlayınca kaliteden ödün veren hamburgerci gibi kaliteden ödün verdiler. Seri üretime geçtiler, sevimsizleştiler. Hepsi kalite, görsellik, senaryo bazında birbirinin hemen hemen aynısı Marvel filmleri, tam olarak ne menem bir şey olacağı kararlaştırılmadan başlanmış “Marvel yaptı biz neden yapmıyoruz” kafasıyla yapılan DC filmleri 2017’de de sinemalarımızı işgal edecek. Yaratıcı senaryolar görebilmek için yine düşük bütçeli Avrupa filmlerine başvuracağız. Belki Arrival gibi iki en fazla üç film çıkacak da sinema salonlarından mutlu ayrılacağız.

Franchiselar yerin dibine batsın asla ama asla yapılmasın demiyorum. Bu tarz bir anlatım tekniğinin çok güzel şeyler ortaya çıkarabileceği muhakkak hatta Harry Potter kitap serisini bitirir bitirmez böyle bir evren sisteminin kitaplar için uygulanmasını canı gönülden dilemiştim. Benim derdim Franchiseların sinemanın egemen gücü haline gelip tekil halde kendi hikayesini anlatıp sonra da gitmeyi hedefleyen güzelim filmleri engellemesi.

Birer kaya parçası gibi duruyorlar su geçirmeden
Anlatının derin ırmaklarının önünde
Franchise’ları söyleyin nasıl kurtaralım?

Yazının başlıktan itibaren hani esere gönderme yaptığını anlayan arkadaşlara selam olsun. Yorumlarınızı, düşüncelerinizi, eleştirilerinizi bekliyoruz.

Haydi tartışma çıkartalım Franchisecılar vs Tek Filmciler: Sinemanın Şafağı!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER